Okul Seçecek Anne-Babalara Tavsiyeler

Bu yazıyı çocukları için okul seçme aşamasında olan ebeveynler için yazdım. Benim deneyimim ilkokul dönemi için geçerli. Yani anaokulu bitirip ilkokula başlayacak bir çocuk için, hazırlık sınıfı ve sonrasındaki 4 yılı kapsıyor. Yaptığımız seçimlerin doğru olduğunu iddia etmeyeceğim çünkü henüz başarılı sonuçlarını görmedik. Muhtemelen lise ve üniversite zamanını görürsek o zaman doğru seçim yapıp yapmadığımızı anlayacağız. Dolayısıyla bu yazıyı doğru okul seçmek için tavsiyeler olarak değil okul seçerken dikkat edilecek nitelikler olarak okumakta yarar var.

Photo by Jon Tyson on Unsplash

Yıllar çabuk geçiyor. Çocuklar çok hızlı büyüyor ve onlar için yaptığımız seçimler onların kaderi haline geliyor. Okul seçimi de bunlardan biri. Bu kadar ciddi bir konu. Bunu yazdıktan sonra üniversite sınavlarında en başarılı okulların devlet okulları olduğunu, hatta kısıtlı maddi imkanlara sahip ailelerin çocuklarının daha başarılı olduğunu hatırlamakta yarar var. Bunu bilmekle beraber biz veliler olarak üzerimize düşen görevi yerine getirelim. “Çocuğumuza en uygun” okulu, “bütçemize en uygun” koşulları tespit edelim. Amacımız bu. Eğitim en değerli yatırım.

Devlet okulu en iyi okuldur

Hepimiz devlet okullarında okuduk. Sınıfımızdan mühendis, doktor, avukat ve serbest meslek sahipleri çıktı. O zaman en iyi okul gerçekten devlet okulu. Bazı şartları sağlıyorsa bu seçeneği ilk sırada değerlendirmek gerek. Nedir bu şartlar?

Evinize yakınsa, okul müdürü enerjik ve aktif çalışan bir yöneticiyse, dersler dolu geçiyorsa, sınıf mevcudu kabul edilir bir sayıda ise, sınıfta boş yer varsa ve öğrencilerin aile profili kabul edebileceğiniz bir çeşitlilikte ise sakın kaçırmayın. Özel okula vereceğiniz ücretin çok az bir miktarı kadar katkıyı okul aile birliği üzerinden sınıfa yaparak güzel bir ortam oluşturabilirsiniz.

Pamuk eller cebe

Eğer bu şartları sağlayan bir okul bulamadıysanız veya ben çocuğumu illa özel okula göndereceğim diyorsanız (veya eşiniz böyle düşünüyorsa) o zaman özel okul belirleme dönemine hoş geldiniz. Öncelikle şunu açıkça görmek gerekir ki özel okul konusu bir seçim değil yani bir kez karar verip artık unutacağınız bir yol değil. Artık hayatınızda hep olacak bir gündem. Doğru okula mı verdik? Diğeri daha mı iyiydi? Seneye de buraya gönderecek miyiz? Seneye ücreti çok atarsa ne yaparız? gibi sorular evinizde hep gündem olacak. Siz unutsanız sınıftaki diğer veliler hatırlatacak.

Çocuğunuzu Tanıyın

“Çocuğumu tanıyorum. Bazı huylarını benden bazılarını annesinden almış”. İnsan kendisini dahi tam tanıyamazken çocuğunu çok iyi tanıdığını zannediyor. Çocuğunuzu diğer çocuklar ile karşılaştırma yapmadan tanımaya çalışın, çünkü okul seçiminde bu önemli olacak. Bunun için aile dostlarınızdan, komşularınızdan ve ana okulu öğretmeninden yardım alabilirsiniz. Bir çocuk psikoloğundan da görüş alabilirsiniz. Yanıtı aranacak sorular; Çocuğum ne kadar serbestliği seviyor? Ne kadar zorlanmaya, sıkıya, disipline gelebilir? Tabi ki herkes serbestliği sever. Ancak hepimiz biliriz ki disiplinli bir ortamda çocuklar daha rahat eder, sınırlarını bilir ve ona göre hareket ederler. Buradaki disiplin akademik olarak zorlanmaya uygun olup olmadığını görmek için. Buna göre çocuğunuzu akademik olarak zorlayıcı, orta veya serbest bir okula göndermenizde yarar var. Eğer bilgi yüklenmesi onu rahatsız etmiyorsa, uzun süre konsantrasyonunu koruyorsa daha sıkı bir okula yazdırabilirsiniz. Bu da küçük yaşta yabancı dil öğrenmesini, Türkçe kitap okuma ve yazma alışkanlıklarını hızlı geliştirecektir. Aksi halde daha ilişki odaklı, spor ve sosyal aktivitelerin çok olduğu okulları tercih edin.

En iyi okul en yakın okuldur

Büyük şehirde yakınlıktan kastım 45 dakika ve altı. Zaten servis ile okula giden her çocuk en az bu kadar süre serviste kalıyor. Evi okula en yakın olan 20 dakika en uzaktaki de 45 dakika serviste seyahat ediyor. Servis sitemi bunu bir şekilde başarıyor! Özellikle ilk yıllar için yakın okul önemli. Çocuğunuz ihtiyacını, sıkıntısını güçlü bir şekilde dile getirmeyi öğreninceye kadar kısa mesafe gitmeli. Büyüdüğünde servis içinde sıkılıp yer değiştirebilecek, susadığını dile getirecek, tuvaleti gelince servis görevlisinden yardım isteyecek hale gelince daha uzun mesafeye gidebilir.

Spor okuldan daha önemli

Bazı alışkanlıklar küçük yaşta farkında olmadan ediniliyor. Spor da bunlardan biri. Eğer imkan olsa çocuğumu sadece spora yönelik müfredatı olan bir okula göndermek isterim. Çünkü sporun içinde matematik var, fizik var, beslenme-uyku var, iletişim var, sabır var, paylaşım var, kazanmak-kaybetmek var. İyi bir sporcu her işi başarır. Çocuğunuzun aktif olarak en bir dalda spor yapmasını sağlayın. Okulda bu imkan varsa ne güzel yoksa iş size düşüyor. İlk yıllar için jimnastik, çocuk judosu, yüzme olabilir. Sonra tercihen takım sporu olsun ki paylaşmayı öğrensin. Eğer yeteneği varsa zaten antrenörü onu seçip her gün gelmesini isteyecektir. Yeteneği yoksa da haftada 2–3 gün gitmesini sağlayın. Yaz, kış, nezle, grip demeyin götürün. Çocuğunu futbola yazdırıp sonra “yağmur var bugün gitmeyelim” diyen anne-babalardan olmayın.

Çocuklar zamanla sıkılıyor. Sporu bırakmak isterse zorlamayın. Ama tek şart ile; yerine hemen bir başka spor seçip ona başlamasını isteyin. Böylece işin ciddiyetini anlayacak ve spora devam edecektir. Zamanla kendine uygun branşı seçecektir. Bu arada size bir not; çocuğunu spora bırakıp kenarda oturup her hareketini izleyen anne-babalar arasına katılmayın. O sporda iken siz de spor ayakkabınızı giyin yürüyüş, koşu, hareket edin. Hem size faydası olur hem de çocuğunuza dürüst davranmış olursunuz. Sizin sporu gerçekten sevip sevmediğinizi anlıyorlar.

Photo by Jeffrey Lin on Unsplash

Okul neye yatırım yapıyor?

Özel okul işletmek zor iş. Geliri ne olursa olsun giderleri de çok. Bir işletme olarak incelediğinizde akıllı bir iş olmadığını görürsünüz. Bu nedenle okul kurucularının idealist insanlar olması şart. Bu ya kurucusunun değerleri ile sağlanabilir ya da vakıf ile sağlanabilir. Okulların sizden elde ettikleri geliri nereye harcadığına bakın. Herkes yepyeni sınıflar, odalar, spor salonları, okul bahçesi ister. Ama çocukların ihtiyacı olan mermer kaplı okul bahçeleri ve son moda tasarımlı binalar değil. Okulun fiziksel şartları, sadece ısıtma sisteminin mevsime uygun çalışması, temiz tuvalet ve temiz mutfaktan daha fazlası olmamalı. Bahçede de hareket edecek alan olması yeterli. Okulun geri kalan bütçesini “öğretmenlere” harcamasını bekleyin. Çocukları geliştirecek ilk sıradaki rol model öğretmendir. Öğretmenin maaşı kendisini tatmin ediyorsa, zamanında yatıyorsa, okula rahat gelip gidiyorsa çocuklara da ilgi gösterecek, tam performans ile gelişmelerini sağlayacaktır.

Reklam yapan okuldan uzak durun

Okulun reklamı olmaz mı, olur. Ancak eğitimle ilgili mecrada ve anlamlı içerikte olursa olur. Bir okul, mezunlarının başarısını, spor ve sanattaki başarılarını, sosyal sorumluluk projelerini hatta öğretmenlerini haber ve ilan olarak kullanabilir. Ancak eğer okul radyo, televizyon reklamı çıkıyorsa, açık hava reklamları veriyorsa uzak durum. Çünkü bu okulun hedefi yani müşterisinin öğrenciler değil siz veliler olduğu anlamına gelir.

Özel günleri ciddiye alan okulları ciddiye alın

Milli bayram, dini bayram, çevre günü, yerli malı haftası… İçeriği ne olursa olsun, bu özel günler çocukluk anıları olarak hafızamıza kazınan günler. İlkokul günlerimden, sıradan günleri hatırlamazken 23 Nisan’da Atatürk portresini taşıdığım hatta köşesindeki hamur çiçeği yanlışlıkla kırdığım günü hatırlarım. Bayrak töreninde görev aldığım günü unutmam, bando seçmelerinde elendiğim günü de… İyi veya kötü deneyimler hep bu günlerde ortaya çıkar ve karakterimizin gelişini etkiler. Seçeceğiniz okul bu özel günleri sıradan törenlerle kutlayan bir okul olmasın. Ciddiye alan, öğrencilerin katılımı ile kutlayan, sadece gösteriş için değil dolu anlamlı içerik ile tören yapan bir okul olsun.

Çocuklar yok çocuk var

Her bir öğrencinin gelişimini ayrı takip etmek gerekiyor. Çocuğunuz hakkında soru sorduğunuzda eğer öğretmeniniz veya okul müdürünüz sınıfın ne kadar başarılı olduğunu söylüyorsa, sizin çocuğunuz özelinde hiç bir kişisel gözlemini bildirmiyorsa bunun anlamı kişiye özel değil, gruba yönelik eğitim ve gözlem yaptıklarıdır. Bu da çocuğunuzun ihtiyaç duyacağı küçük sihirli dokunuş için yardımcı olamayacakları anlamına geliyor. Oysa biliyoruz ki her çocuk birbirinden farklı ve öyle kalmalılar. Ama zorlandıkları konuda kendilerine özel asgari bir müdahale gerekiyor. Bunun farkında olan ve emek vermeye niyetli okulları tercih edin.

Photo by Jess Watters on Unsplash

Öğretmeninize ve okula güvenin

Her şeyi ölçüp biçtik. Artık bir karar verdiniz, artık işi oluruna bırakın. Çocuğunuzu anlık takip etmeyi bırakın. Eskilerin dediği gibi “hocam eti sizin kemiği bizim” diyerek çocuğunuzu okula teslim edin. Kendinize karşı samimi olun, kendinize verdiğiniz sözlerin kaçını tuttunuz? Kaç defa spora başlamak için karar aldınız, diyete başlamak için niyetlenip yarım bıraktınız? Çocuğunuzun da sırf siz doğru bir okul seçim,i yaptınız diye hemen istediğiniz yönde gelişeceğini beklemeyin. Her şey zaman alacaktır. İlerlemeyi çocuğunuzun kapasitesi ölçüsünde göreceksiniz.

Buraya kadar kendi deneyimini anlattım. Hepsinin mutlak doğru olduğunu savunamam. Ama aksini yapmanın yanlış olduğunu gördüm. Tüm kriterleri taşıyan bir okul bulamayabilirsiniz. Ama karar vermeden önce bu kriterlere bakmanızı tavsiye diyorum. İlave etmek istediğiniz kriterler varsa yazarsanız sevinirim.

Yazımı yararlı bulduysanız ve bana teşekkür etmek isterseniz, aşağıdaki kare kodu BKM Express mobil uygulaması ile okutarak Türk Eğitim Vakfı’na dilediğiniz tutarda bağış yapabilirsiniz.

Bağış için karekodu okutun veya buraya tıklatın.

Diğer yazılarım için kişisel blogumu ziyaret edebilirsiniz.