Kadıköy Maç Günlükleri — 11 Ağustos 2018, Bursaspor…

Dile kolay, yıllar sonra yeniden Kadıköy’de bir lig maçına gidilecekti. O kadar uzun zaman ayrı kalmışız ki, son ana kadar bunun heyecanını yaşayamadık bile desek hiç de abartı bir ifade olmaz.

Bir Ağustos akşamında, hele ki günlerden Cumartesi ise, Kadıköy’ün cıvıl cıvıl olmamasının zaten normalde de imkanı yok ama, o gün bir de “Fener’in maçı var” durumu söz konusu ise, ve hele hele bu maç 3 Haziran’da başlayan yeni dönemin ilk resmi maçı olunca, o tarihten bu yana camiada hep yukarı doğru ivmelenen heyecanın ve coşkunun sokaktaki etkisini görmemek mümkün değildi.

Kadıköy’de kelimenin tam anlamı ile dağ taş Fenerbahçe formalı ve Sarı-Lacivert renklere bürünmüş taraftarlarla doluydu. Adeta bir derbi maçı, ve hatta eski zamanların sezon açılışı günlerinin havası o coğrafyaya ayak basar basmaz hissettiriyordu kendisini. O insanların bir an önce arasına karışmak, onlarla aynı havayı solumak isteği ve stadın görünen ışıkları ile heyecanı bir kat daha artması ile birlikte kendimizi kalabalığın akışına bırakmıştık bile.

Ayaklarımız bizi Yoğurtçu Parkı’na doğru götürürken, tam da tahmin ettiğimiz gibi Alex de Souza’nın heykeli bir türbeye dönmüştü bile. Heykelin boynuna şal ve atkı bağlayanlar, hatıra fotoğrafı çektirenler, heykelin gölgesine sere serpe uzanmış bir şekilde bir şeyler yiyip içerek maç saatini bekleyen onlarca Çubuklu “İşte budur!” dedirtiyordu bize.

Bir parkın hakim rengi yeşilden başka bir renk olabilir mi? Eğer maç günü Yoğurtçu Parkı’ndan bahsediyorsak, evet! Az önce yanından geçtiğimiz Alex heykeli belli ki buranın sadece bir ön izlemesi imiş. Park yükünü çoktan almış, tıpkı eski Türk filmlerindeki gibi, aşkı ile parkta buluşmak için saatleri ve hatta dakikaları sayan bir sevdalının heyecanı çoktan hakim olmuştu buraya da. Anlamsız bir şekilde stadlarda uygulanan meşale yasağı sonrası, bu tutkusunu ancak böyle maç öncesi ve maç dışı ortamlarda yaşayabilenler de girişimci ruhu taşıyan seyyar satıcılardan aldıkları meşaleleri arka arkaya yakarak, ortamın iyice ısınması konusunda katalizör oluyorlardı. O kırmızı t-shirt’lü seyyar satıcı abi ise, yatsın kalksın oradan herhangi bir darbe almadan çıkabildiğine şükretsin bence.

Bugün ilk maç, yıllar sonra millet eve dönüşü yaşıyor, ne olur ne olmaz” diyerek, yaklaşık 1 saat kala attık kendimizi içeri. “Fenerbahçe Efsanesi — Stad & Müze Turu” çerçevesinde elden geçirilen ve grafitti havasında boyanan duvarların arasından geçmek de ayrı bir keyifti açıkçası.

Maç saati yaklaştıkça yükünü alan tribün neredeyse adım bile atılmayacak hale gelince, yıllardır Ataşehir’de salonun rahatlığına alışmış olan bizleri şaşırtsa da şikayetçi miydik? Asla! Bilakis, Fenerbahçe taraftarının evine dönmüş olmasının keyfi bambaşka, kaldı ki bu desteğe, bu heyecana bu sezon boyunca çok ama çok ihtiyacımız olacak.

Tribünün her zamanki isimsiz kahramanları ve emekçileri tarafından hazırlanan “Lefter Koreografisi” maç öncesi heyecanını ve atmosferi zirveye taşırken, son yıllarda haklı olarak en fazla şikayet edilen Kadıköy’deki düşük profilli tribün atmosferinin artık yerini gerçek Kadıköy’e bıraktığı gün gibi aşikardı.

Eksikleri yok mu tribünün? Tabii ki de var, hem de onlarca ama kuşkusuz yıllar sonra yeniden oluşan ve şimdilik biraz olsun kontrolsüz görünen bu heyecanın da durulup daha verimli olarak kullanılacağı ve hataların minimize edileceği günler de gelecektir. Bu konuda, yönetim kurulu ve Sayın Başkan Ali Koç ile koordineli olarak yürütülecek görüşme ve çalışmalar da hiç şüphesiz ki bu konuda çok yardımcı olacaktır.

Maça dair söylenecek fazla bir şey yok aslında, kaldı ki teknik analiz ve yorum yapmak da benim haddime değil. Plaka dakikasında yenilen gol sonrasında hızlı verilen reaksiyon ile önce beraberliğin ve hemen arkasından güzel bir organizasyon ile öne geçişimiz ve bunu bir şekilde maçın sonuna kadar korumamız.

Sezonun ilk maçını kazanarak bitirmek her zaman önemlidir ama hele hele bizim gibi ciddi anlamda dirilişin yaşandığı bir sezondaki ilk maçı, hem de adeta aç kurt gibi tribünleri doldurmuş Fenerbahçe taraftarının önünde (ki bu duruma hocamız Cocu da maç sonrası röportajında değinmeden geçemedi) kazanmak çok çok daha önemlidir, o yüzden geceyi mutlu bitirmek için fazlası ile sebeplerimiz mevcuttu.

Ne diyelim, darısı çifte Sarı-Kırmızı deplasman haftalarında önce Malatya, hemen arkasından da Göztepe’ye…

Ha unutmadan; Seni Kadıköy’de, bizzat stadda yaşamayı çok ama çok özlemişim Fenerbahçem…