KIZIL SAÇLILAR KULÜBÜ

Doktor Watson bir sonbahar günü sevgili dostu Sherlock Holmes’u ziyarete gitti. Fakat Sherlock salonunda oturmuş bir müşterisiyle konuşuyordu. Dr.Watson da konuya dahil oldu. İri yapılı,kızıl saçlı,yaşlı adam,Jabez Wilson biraz evvel Sherlock’a anlattıklarını Watson’a da anlattı. Cebinden bir gazete çıkarttı ve gazetedeki 2 ay önceki ilanı okumaya başladı. İlan; Kızıl Saçlılar Kulübü için çalışacak,21 yaşından büyük,kızıl saçlı erkekleri başvuruya davet ediyordu.

Bu iş Wilson’a çok uygundu çünkü haftada 4 sterlin veriyorlardı. Wilson’un rehinci dükkanından kazandığı para ona yetmiyordu. Bay Wilson’un rehinci dükkanında bir çırağı vardı. Vincent Spaulding. Çalışkan,iyi kalpli,az paraya şikayet etmeden çalışan biriydi. Tek garip yanı gün içinde fotoğraf çekmek için dışarıya çıkıp,çektikten sonra fotoğraflarını tabetmek için de bodruma kapanmasıydı. Vincent gazetedeki bu ilan için çok heyecanlanmıştı ve kendisi kızıl saçlı olmadığı için Bay Wilson’un bir kızıl saçlı olarak bu işi kaçırmaması gerektiğini düşünmüştü. Vincent ve Wilson birlikte görüşmeye gittiler. Sokak portakal bahçesi gibi kızıl saçlılarla doluydu. Wilson’u görür görmez işe kabul ettiler. İş, Britannica Ansiklopedisi’nin kopyasını çıkarmaktı. Ertesi gün Wilson işe başladı. Wilson’u işe alan Duncan Ross ismindeki adam ilk zamanlar gelip Wilson’u kontrol ediyordu fakat bir süre sonra hiç gelmemeye başladı. Wilson bu şekilde 8 hafta çalıştı. Bir gün işe gittiğinde kapıda asılı şu notu buldu:

“Kızıl Saçlılar Kulübü Kapandı” 9 Ekim 1880

Wilson tüm bu detayları Sherlock ve dostu Watson’a anlattı. İşini kaybettiği için üzgündü ve konunun araştırılmasını istediği için Sherlock Holmes’a gelmişti. Sherlock tüm detayları dinledikten sonra çırak Vincent hakkında sorular sormaya başladı. Kafasında çoktan bir şeyler oturmuştu bile. Ertesi gün vakit kaybetmeden Watson’la birlikte Wilson’un dükkanına çırağı görmeye gittiler. Sherlock , Vincent’ı yol sorma bahanesiyle inceledi. Dükkan ve çevresi ile ilgili biraz daha gözlem yaptıktan sonra sabah 10’da buluşmak üzere sözleşip ayrıldılar.

Doktor Watson, sabah 10’da Sherlock’un evine gittiğinde iki adam ile karşılaştı. Bu gece çözecekleri Kızıl Saçlılar Kulübü gizemi için onlara yardım edeceklerdi. Birlikte yola koyuldular. Demir kapılardan, toprak zeminden,dolambaçlı merdivenlerden geçerek büyük bir mahzene vardılar. Sherlock’un gözlemlerine göre olası bir banka soygununu önlemek için buradaydılar. Peşinde oldukları adam soylu ve tehlikeli bir adamdı. John Clay. Karanlıkta beklemeye başladılar. 1 saatten fazla beklediler. Ve sonunda taşların arasından bir tünelden John Clay çıkıverdi. Sherlock iyi bir hamleyle adamı yakaladı, “Kızıl saç fikriniz alışılmadık ve etkileyiciydi.” dedi. John Clay kıskıvrak yakalanmıştı. Banka müdürü Sherlock’a teşekkürlerini sundu, onu nasıl ödüllendirebileceklerini sordu. Sherlock ise bu gizemli olayı çözmenin verdiği hissin kendisini zaten ödüllendirdiğini söyledi.

Ertesi gün Doktor Watson, Sherlock’a olayı nasıl çözdüğünü,banka soygunu yapacaklarını nasıl anladığını ve soygunu bu gece yapacaklarını nasıl tahmin ettiğini sordu. Sherlock açıklamaya koyuldu : “ O fantastik iş ilanından, ansiklopedi kopyalama saçmalığından şu pek de zeki olmayan rehinci Wilson’u dükkandan günde birkaç saat uzaklaştırmak için uydurulmuş bir ilan olduğunu anlamıştım. Çırağın yarım maaşa çalışması ise para kazanmaktan başka bir amacının olduğunu gösteriyordu. Bodrum katı burada çok şüphe çekiyordu. Haftalarca bodrum katında bir işle meşgul olmalıydı. Ona yol tarifi sorduğumda dizlerinin ne kadar yıpranmış olduğunu gördüm. Zaten köşeyi döndüğümde City and Suburban Bankası’nın dükkan ile sırt sırta olduğunu gördüm.Bir tünel kazdığı apaçık ortadaydı. Ne zaman yapacaklarını ise artık Bay Wilson’a ihtiyaçları olmadığından anladım. Cumartesi en uygun gündü,onlara kaçmak için iki gün kazandırırdı.”

Doktor Watson hayranlıkla atıldı. Sherlock’un insanların hayrına çalıştığını düşünüyordu. Sherlock da yeni bir gizemi çözmüş olmanın verdiği muhteşem rahatlıkla gülümsüyordu.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.