Görünmez Olmak İçin Maskeleri Çıkarmak

‘’Görünür olmak için maske takıyoruz.’’

Subcomandante Marcos

Subcomandante Marcos bu sözü kendisine ‘’neden maske takıyorsunuz?’’ diye soran bir gazeteciye cevaben söylemiştir. Bilindiği üzere EZLN ‘de Marcos- Şimdiki adı Delegado Zero (Olmayan kişi)- ve üst düzey EZLN komutanları maske takarlar. Bu cevabıyla Marcos, kimsenin görmediği, daha doğrusu görmek istemedikleri bir hareketi isim ve kimlik kullanmadan görünür yaptıklarını ifade etmek istemiştir.

Marcos’un bu sözünü düşünürken aklıma, Türkiye’de sözde ‘’iyilik ve sevgi’’ maskesi takıp yıllarca insanları buna inandıran ve en derinlere kadar örgütlenen FETÖ ve şimdi görünmez olmak için o çirkin maskeyi çıkaran isimler geldi.

Bu sevgi ve kardeşlik maskesi hemen hemen her din referanslı grubun kullandığı ve çok güçlü bir zehirdir. Zehirdir diyorum çünkü, salt sevgi ve kardeşlik üzerine kurulu bu tip grupların dünyanın çeşitli yerlerinde sürekli iktidarı hedeflemesi ve iktidarı alma denemeleri yapması rastlantı olmasa gerek.

Fethullah Gülen de bu omurgadan yola çıkarak kendi oluşumunu örerken ona yeni bir sacayağı kazandırdı: Network. Bu network kelimesi bir sinekkapan gibi yaydığı hoş rayihasıyla yıllarca birçok liberal / sol liberal çevreyi kendi etki alanına çekti. Çünkü entelektüelizme hiçbir dini grubun olmadığı kadar önem veriyorlardı. Ve son tahlilde de onların pestile çevirdi… Altan Kardeşler’e, Şahin Alpay’a, Nazlı Ilıcak’a bakarsanız bunu görebilirsiniz. Bu isimlerin ortak özellikleri hepsinin liberal olması ve FETÖ’yü bir ‘’network’’ olarak tanımlamasıdır.

Rutin olarak düzenlenen Abant toplantıları, dinler arası diyalog görüşmeleri, Türkçe olimpiyatları ve bunun gibi daha birçok etkinlik FETÖ’nün toplumsal yönünün bir fil ayağına dönüştürdü ve katılımı arşa taşıdı. Bu ayrıca tüm cihadi özelliklerinden arındırılmış ılıman bir Sunni islam misyonu da biçiyordu bu harekete. Hatta Gülen o kadar ileri gidiyor ki bu söylemlerini sık sık vatan sevgisi, komşu sevgisi, kardeşlik gibi tek tanrılı dinlerin sıkça vurguladığı olgular üzerine kuruyordu vaazlarını.

Velhasılıkelam, o ‘’vatanperver’’ kadroların o kadar da vatanperver olmadığı 1 sene önce tam da bu gün ortaya çıktı. 80’lerin başından beri askeri okullarda yuvalanan kadrolar darbeye kalkıştı. Bu Fethullah Gülen’in “2000’li yıllarda Türkiye’yi kavrayacağız” sözünün o kadar da safiyane olmadığını gösteriyor bizlere.

Tartışma Programı Pişmanları

15 Temmuz Darbe Girişimi’nin üzerinden 1 yıl geçti. Bu yazıyı da 15 Temmuz’a 2 saat varken yazıyorum. Teşebbüs gecesi bilindiği gibi insanlar sokaklara inerek tankların, silahların önüne geçti. Daha önce görülmeyen bir şey. Bu bir gerçek. Burada tekrar Marcos’un sözünden çıktığımız yola dönmek istiyorum: Peki, Gülen’in terör örgütü lideri olarak yer aldığı Türkiye’de maskelerini çıkaranlara ne oldu? Onlar şimdi neredeler?

Darbenin girişiminin savuşturulmasından sonraki günleri hatırlarsanız ana akım medya kanallarında sık sık eskinin abilerin abisi denilen kişileri, yüzleri gösterilmeden konuşturulan pişman ablaları sık sık görmüştük. Hatta o ‘’abilerin abileri’’ o kadar pişkindiler ki, zamanında Gülen’in Türkiye’deki ‘’abilerin abisi’’ olduğuyla övünenler bile vardı. Bu insanlar günlerce hatta haftalarca yaptıkları pislikleri, o pisliklerin örgütlenişini, çaldıkları soruları, ailesinin aklına girerek evinden çıkardıkları, yurtlara kapattıkları çocukları anlattılar günlerce… Hepsinin ortak cümlesi şuydu:’’ Ben de onlarla birlikteydi, Çok pişmanım.’’ Kenef çukuru ağızlarından sık sık pişmanlık sözcükleri döküldü. Ama sorun şu; pişman olmak insanları iyi bir insan yapmaz. Çünkü o sınavlarda çaldıkları sorular yüzünden gencecik çocuklar intihar etti, nice öğrenci fişlendi, nice öğrenci öğrencilik hayatını bitirmek zorunda kaldı, nice insan uyduruk delilllerle hapislere tıkıldı.

Gelgelelim bu pişman abiler ve ablalarımıza ne oldu? Bu itiraf niteliğindeki konuşmalarından dolayı yargılandılar mı? Sadece bunlar değil daha birçokları da var… Sahi darbe mantığıyla, zihniyetiyle hesaplaşıldı mı cidden?