turnusol kağıdı

Biz; Müslümanlar olarak, Müslümanlık imtihanımızı başarmak ve ölüp rabbimizin huzuruna gittiğimizde Müslümanlık imtihanında başarılı olmuş ve böylece rabbinin rızasını ve cenneti kazanmış insanlar olmak istiyoruz. Dünya’da bir imtihan sürecindeyiz, unutmayalım ki imtihanımız ‘’Müslüman olduk‘’ demek değil. Müslüman gibi yaşamak, Allah’ın ve Resulünün helal kıldığını helal, haram kıldığını haram bilmektir. Biz biliyoruz ki Allah bizi imtihan edecek ve bu imtihanı kazanan kullarını da cennetine koyacaktır.

Bu imtihanı kazanabilmek için; gerekli şeyleri yapmak kadar, yapmamız gereken şeyleri yapmamıza mani olan veya yapmamamız gereken şeyleri yaptıran düşmanımızı da iyi tanımamız gerekiyor. *Isınmak için soba yakmamızdan önce, soğukla aramızdaki birleşimi ortadan kaldırmamız gerektiği gibi* yani; kapı pencere açıkken soba yaktığımızda ısınamayız, önce kapıyı ve pencereyi kapatıp odaya soğuğun girmesini engelledikten sonra soba yakarsak ısınabiliriz. Kılmamız gereken namazı kılmamız bir imtihandır, fakat namaz kılmamızı engellemeye çalışan şeytanı tanımamız ve ona rağmen namazımızı kılmamız daha zor bir imtihandır. Müslüman bir insan, iman ve islam davasının içini boşaltmak için var olan ve çalışma gücünü Allah’tan alan şeytanı hesap etmediği taktirde, ne namazı ne de diğer ibadetleriyle iyi Müslümanlık düzeyine yükselemez. Çalışır çalışır kendiside çalıştığından bir lezzet alamaz. Biz şeytanı tanıyıp, şeytana karşı tedbirler alabildiğimiz kadar, imanla yaşayıp imanla ölme mücadelesini başaracağız *cennete gireceğiz* demektir. Bilhassa genç insanların daha çok hata yapıp, yaşlı kimselerin daha az hata yapıyor gibi olmalarının sebebi; yaşlandıkça, şeytanın taktiklerini, hilelerini daha fazla öğrenmeleri ve ona göre tedbir almalarıdır.

Şeytanı; onunla oturup, onun üzerinde sosyolojik araştırmalar yapıp tanıma ihtimalimiz yok. Onu yaratan ve peygamberi aleyhissalâtu vesselâm bize tanıttılar. O şeytan size şöyle yaklaşır, böyle der, şöyle yapar dediler. Biz şeytanı ancak yaratıcısından öğrene biliriz.

Şeytanı tanımak zorundayız, şeytana karşı tedbirler almak zorundayız. Mesela, eğer sabah namazına kalkmamızı geç yatmak zorlaştırıyorsa, o zaman geç yatmaya karşı bizi kışkırtan şeytandır ve bizde geç yatmayarak şeytana karşı tedbirler alırız.

Nasıl-ki kuran okumaya ‘’ euzu billahi mineşşeytanirracim’’ diyerek başlayın diyor rabbım, sabah namazının ‘’ euzu billahi mineşşeytanirracim’’i erken yatmak demektir. Unutmayalım şeytan, sabah namazına kalkmak isteyen bir genç delikanlıya geç yat, oyun oyna, film izle gibi onu kandıramayacak şeyler söyleyecek kadar akılsız veya deneyimsiz bir düşman değildir. Aksine o kimi, nasıl oyalayacağını çok iyi bilir ve derki o delikanlıya; oturun arkadaşlarınızla Cihat’tan konuşun, ashabı-ı kiramdan konuşun hatta sonrada gözyaşı akıtın der ve bizi sanki iyi bir iş yaptığımıza inandırır, geç yatmamızı sağlar ve böylece bizimde sabah namazına kalkmamız zorlaşır. Şeytandan bir sözle Allah’a sığınmak var birde şeytanın eylemlerine karşı, eylem tedbiri alarak Allah’a sığınmak var.

Mü’minlerin aralarını, aralarındaki muhabbeti bozan şey nedir? Gıybettir, dedikodudur, iftiradır. Bunların yapılmasını isteyen kimdir? Şeytandır. O yüzden gıybet baklavadan tatlıymış gibi gelir gıybet yapana, niye? Çünkü şeytan onu tatlandırır. Bizim tedbirimiz nedir? Gıybet duası diye bir dua yoktur. Gıybeti, Allah’ın haram kıldığını biliriz, gıybete karşı dik dururuz, gıybet yapılan meclisten kalkarız. Böylece şeytanın mü’minler arasındaki muhabbeti provoke etmesine karşı tedbir almış oluruz.

*Şeytanı tanımadıkça ve şeytana karşı dualı, eylemli ve refleksli tedbirler almadıkça, Müslüman olarak kalmamız ve hedefimiz olan cennete ulaşmamız daha da zorlaşmış olur.

Her ne kadar şeytan güçlü kuvvetli ise de, onu Allah yarattı ve bize de ondan korunma tedbirlerini öğretti.

*Şeytan güçlü, kuvvetli fakat insanda çaresiz değildir.

Rabbimiz bize, kazanın cenneti dediği gibi şeytana ve onun ordusuna da engelleyin bunları dedi. Biz mü’minler olarak iyilikten, güzellikten ne istiyorsak şeytan da onun tam tersi kötülük, çirkinlik ister. Zaten o bu yüzden yaratıldı.

O gündüzün gecesi, baharın kışı gibidir. Gündüz tanınsın diye gece, Bahar bilinsin diye kış olduğu gibi. Hak, iman, islam bilinsin diye de Allah iblisi yarattı ve onu müminlerin üzerine saldı.

Şeytan ipsiz, sahipsiz bir sokak köpeği değildir-ki şeytanın sahibi Allah’tır.

*Allah şeytanı, sadık kulları ile laçka kullarını ayırmak için hususi olarak yetiştirmiştir.(!)

Herkes cenneti, Allah’ın iyi kulu olmayı, mutlu olmayı ister ama sadece samimi kulları bu isteklerinde vefalı davranırlar. İşte şeytan, o samimi kullarını ayırt ettiği turnusol kağıdı gibidir. Allah, büyük konuşanlarla gerçeği konuşanları şeytanla görüyor.

Şeytan, Allah’tan güç, kuvvet, kıyamete kadar ömür istedi Allah’ta ona istediklerini verdi. Şeytan, Allah’a senin kullarını azdıracağım, saptıracağım cehennemine gitmesine vesile olacağım, cehenneme giden yolları onlara süsleyeceğim, samimi kullarını da sana bırakacağım dedi. Allah’ta tamam saptır, saptırabildiklerini ama benim ihlaslı kullarıma zaten hiçbir şey yapamazsın onlar sana ve senin vesveselerine uymazlar dedi. (Hicr, 15/39,40) (Nahl, 16/99,100)

1-Şeytan bile ihlaslı olanlara bir şey yapmayacağım diyor.

2-Onları, namazlarından oruçlarından alıkoyacağım demiyor. Cehenneme giden yolları onlara süsleyeceğim, kötülükleri güzel göstereceğim onlara diyor. ‘’Yaptıkları rezillikleri onlara güzel göstereceğim’’ diyor. O yüzden şeytana ait ne varsa caziptir.


İblis-şeytan-in temel karakteristik özelliği;

1-Ateşten yaratılmıştır.

2-Biz onu göremeyiz fakat o bizi görebilir.

3-Şeytan milyonlarca şekle girebilir. Dolayısıyla şeytanın şeklini değil, hakkı, Allah’ı, onun şeriatını, peygamberini, peygamberinin sünnetini bileceğiz. Biz ölçümüzü bildikten sonra o istediği şekle girsin, biz bize gelen şeyin batıl olup olmadığına bakarız biz hakkı bildikten sonra istediği şekilde gelsin. Ama sen şeytanı boynuzlu, elinde kırbacı olan öcü bir mahlûk bekliyorsan battın demektir. Sonra senin karşına yaşlı beyefendi bir adam şeklinde gelir, aksakallı şeyh şeklinde gelir ara sırada kaybolur sende onun kerameti zannedersin.

4-Şeytan yiyor ve içiyor.

5-Şeytan kibirlidir. Kibir küfrün kapısıdır, şeytana karşı mütevazı insanlar daha kolay kurtulurlar. Mütevazı olmayan kibir kafalı adamlar, kendilerinde de şeytanlık bulundukları için şeytanla baş başa verirler.

6-Yalan en büyük silahıdır. Her yalancı şeytandan bir mikrop kapmıştır. Doğru olsun dilin yansın, şeytanla aranda fark olsun.

7-Alkol, kumar, hırsızlık(her türlüsü) şeytanın oyuncaklarıdır.

8-Eylemlerinin özü vesvesedir. Vesvese; düşüncede, abdestte, ibadette, her yerde, her şekilde aşırılıktır.


Şeytanla nasıl mücadele edeceğiz? Biz, rabbimizin razı olacağı iyi bir Müslüman olabilmek için, rabbimize sığınmamız lazım. Allah bizi şeytandan kaçıyor kendine sığınıyor olarak görmelidir. Bu sığınma hem sözlü hem fiili olabilir.

Şeytandan uzak durmak istiyorsan; gıybet, iftira, yalan, dedikodudan uzak duracaksın çünkü bunlar şeytanın çiftliğinin üretim malzemesidir. Ne kadar gıybet, ne kadar yalan o kadar şeytana el uzatmak demektir. Ve son olarak arkadaş; şeytan bir elektrik trafosu gibidir nasıl-ki elektriğe bir kablo taktığın zaman ucundan o elektrik gelir. Şeytanla iletişim kurmuş her hangi bir insan onunla iletişim kurana şeytanı taşır. Bunun için şeytandan korunmak, şeytanla bulunandan korunmakla başlar.


Unutma! Şeytan’a dikkat et! Şeytan eskidir, sen yenisin. Onun tek işi sensin, senin ise ondan başka işlerin var. Şeytan seni görür, fakat sen onu göremezsin. Sen onu unutursun, o seni asla unutmaz…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Salih Durak’s story.