
Aşkın Formülü
Konu hakkında onlarca makale okumuş ya da bir o kadar film izlemiş olabilirsiniz. Konu aşk ve seks olduğunda kitlelerin meseleye nasıl canhıraş bir şekilde sahiplendiğini ve ilgi gösterdiğini bilen yayıncılar ve/veya bilim insanları da meseleyi hemen her konuda incelemiş ve iğdiş etmiş haldeler. Ancak hayata bakış açım ile bazı noktalarda benzerlik göstermesi sebebiyle venngage’in bloğunda yayınlanan bu araştırmayı sizinle paylaşayım istedim. Umarım ki bunu okuyacak olan birkaç kişiye mutlu anlar yaşatır.
Aşk Çözümlenebilen Bir Olgu Mudur Ki?
Bence kısmen! Okuduğum yazı ve izlediğim video bazı noktalardan bu çözümlemeyi başarmış. Elbette ki meseleyi ele alış biçimleri ve seçilen insanların profilleri de yapılan deneyi etkiliyor. “Evet aşkın kimyası bu!” demek için daha çok erken. Şahsen ben zaten böyle bir formülden ziyadesiyle huzursuz olacak biriyim. Hayatta bazı şeylerin çözümlenmemesi gerektiğine inanıyorum zira. Her ne kadar konu benim boyumu aşacak kadar çetrefilli olsa da aşkın bazen sanılandan daha basit olabileceğine inanıyorum. Elbette ki bu insandan insana ve zamanlamadan zamanlamaya farklılık gösteren bir durum. Zaten her genellemenin de bir faşizm olduğunu varsayarsak aşkın doğrudan bir formülünü oluşturmak ziyadesiyle zor. Ancak bazı ayak izleri takip edilebilir ve genel bir durum değerlemesi yapılabilir zannımca.
Aşağıda ingilizce videosunu da bulacağınız araştırmada, 36 soru eşliğinde birlikte geçirilen zaman sonucunda iki yabancının birbirine aşık olup olamayacağı incelenmiş. Stüdyo ortamında ve yabancı insanlar eşliğinde olmasına rağmen araştırmaya katılan iki yabancının birbirlerine samimi davrandığını söyleyebiliriz ki bence bu aşkın “öncüsü” hoşlanmanın önündeki birçok bariyeri yıkan bir duygu. Araştırma hakkında daha fazla ayrıntıya buradan girmek istemiyorum. Dilerseniz videoya bir göz atıp sonucu görebilir ve videonun altından da o sihirli 36 soruyu inceleyebilirsiniz.