
İnsanoğlunun metamorfozu o anda ki iyi ya da kötü hayatını değiştirecek o olayı hafızasına kazıması, ya acı tecrübeleriyle hatırlaması ya da mutluluktan öleceğini anladığı zaman başlıyor bence. İşte benim dönüşümüm mutluluktan öleceğimi fark ettiğim zaman ama aynı zamanda geleceği olmayan şeylerin peşine takılıp mutsuzluğun da pençesinden kurtulamayacağımı anlayarak başladı.
Aslında hayatımı etkileyecek mutluluklar yaşadıktan sonra hayatın ne kadar basit, anlık ve bir amaca bağlı olmadığını gördüm çünkü o mutluluğu yaşadıktan sonra asıl acı gerçeklerle karşılaşıp ve bazıları ile mezara gidene kadar yüzleşmek zorunda kalacağımı anladım. İşte mutsuzluk burada devreye giriyor ve dönüşümüm böyle devam ediyordu.
Bu hisleri tefekkür etmeye çalışırken aklıma Nikolay Gogol’un “Burun” hikayesindeki satırlar gelir ve tam da şöyle özetlemiştir: “ Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. Mutluluk, bir kez geldikten sonra hemen sonra azalır. Biraz zaman geçince bitmeye yüz tutar. En sonunda da tükenir ve biz her zamanki ruh halimize döneriz. Tıpkı suya atılan bir çakıl taşının yüzeyde oluşturduğu dalgalar ve sonra o dalgaların giderek kaybolması gibi.” Gogol’un Burun hikayesinde mutluluğun ne kadar basit ve anlık olduğunu öğrendiğim gibi “Palto”sunda da aşağılanmayı, hüznü, çaresizliği ve yalnızlığı bire bir hissetmiştim. Bu zamanlarda yaşadığım duygu değişimine adeta tercüman olmuştu. Işıklar içinde uyusun…
Bir gün yanında olmaktan aşırı zevk aldığım, beni her daim ayakta tutan bir dostum ile sohbet ediyorduk ve konu “ Faruk gerçekten bu hayattan zevk alıyor musun? “ sorusuyla başladı. Bu soru beni can evimden vurmuştu. Bu sorunun cevabını saatlerce, günlerce hatta haftalarca verebilirdim çünkü bu soru zaman gibi bir şey. Her an her saniye değişebilirdi, sabit değildi. Boş boş bakıştıktan sonra,zevk alsan da almasan da eşşek gibi yaşıyorsun, demiştim ve gülüşmüştük. Sonra soruyu tekrar düşündüğümde:Gerçekten bu hayattan zevk alıyor muydum? Ya da bu hayatı zevkli kılan şeyler beni hayata bağlayacak kadar mutlu ediyor muydu?Hala düşünürüm ama cevabını hiçbir zaman net olarak veremedim, veremeyeceğim de çünkü mutsuzluk peşimi hiçbir zaman bırakmayacak…
Benim dönüşümüm mantıksallıktan ziyade duygularım ile başladı. Hiç ummadığım anda hayalini bile kuramadığım bir zamanda karşıma çıkan şeyler beni o kadar değiştirdi ki dönüp:Bu ben miyim?, diyecek kıvama geldim. Bu beni mutlu mu etti? Evet hem de çok ama bir o kadar da yanında getirdiği acı, özlem ve sürekliliğinin devam edemeyeceği ile yüzleşiyorum.İşte tam da burada mutsuzluk işin içine giriyor ve bu böyle devam edecek.
Benim dönüşümüm böyle başladı ve böyle devam ediyor. Daha 23 yaşındayım ileride daha nasıl başkalaşımlar geçiririm ya da geçiremeden bu amaçsızca hayata veda mı ederim kim bilir? Ama şunu anladım ki bir şeylere dönüşmek, dönüştürülmek güzel olabiliyor en azında şu boş hayata anlam, heyecan katıyor.. :)
Faruk Güleç.
03.09.18
Pazartesi
