Uçak geliyor aç ağızını..

Her kadın için 30 yaş öncesi denemeler, yanılmalar ve hayat dersleri ile dolu..

20’li yaşlarda okul yılları bitiyor, kariyer telaşı başlıyor ve hayatımızda birçok değişiklik oluyor. Bu dönem ‘deneme-yanılma’ yıllarıyla geçiyor, bildiğiniz gibi yaşamadan öğrenemiyoruz en azından bende durum böyle.

Özellikle anneliği.

Çocuklarımızın iyi birer birey olarak yetiştirmek için en iyisini araştırmak ile geçiyor hayat.. Bu yüzden ki ben “düşe kalka çocuk büyüttüğümü zannederken”, bir bakıyorum ki düşe kalka büyüyen anneliğim imiş. ☺

Daha bu sabah, az önce kahvaltıda Poyraz tabağıyla oyun oynarken, yemekle oyun oynanmaz Poyraz derken, beynimin içindeki bir ses, bebekken uçak geliyor aç ağzını, tren kaçıyor çuf çufları yapan kimdi acaba dedi. (Hırrr…)

Yine deneme yanılma yolu ile son keşfimi anlatmak istiyorum.

Poyraz okul hayatını çok fazla anlatan bir çocuk değildir. Çok değil hiç anlatmaz, hoşlanmaz. Bende pek ısrar etmiyorum artık. Sadece banyo keyfinde sakin sakin küvette oynarken, kendi kendine oyun oynarken, ancak duyabiliyorum idim.

Hal böyle olunca tabi ki anne olarak araştırma peşindeyim. Akşamları kitap okuma seansından sonra sohbet zamanımız oluyor. Ruh halimizi anlatan bir oyun buldum.

  • Bugün seni en çok ne mutlu etti?
  • Bugün seni en çok ne üzdü?
  • Bugün seni en çok ne öfkelendirdi?
  • Bugün seni en çok ne heyecanlandırdı?
  • Bugün seni en çok ne güldürdü?

… gibi bir takım sorular soruyoruz birbirimize, böylelikle Poyraza iş yerinde yaşadığım olayları Poyrazda okul hayatını anlatmış oluyor bana.

Asıl amacım tabi ki de okulda ne olup bittiğini dedektif gibi sorgulamak öğrenmek değil. Yaşadığı duyguyu öğrenmek ve bunu anlatarak rahatlamasını sağlamaktı. Sonuç mu pek bir güzel oldu. Sinirli hallerini, arkadaşlarına kızgınlıklarını anlatıyor “öfkelendim anne, ama öfkelenmekte normal bir şey dimi anne diyor ☺” , bana bile çok iyi geldiğini fark ettim farkında olmadan günün kritiğini yapmış oluyorum. Geçen bir müşteri ile yaşadığım sorunu anlattım. Poyrazın bana cevabı yanlış yapmışsın anne, bence ikna edici bir şekilde konuşabilirdin dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım, karşımdaki 6 yaşındaki oğlum mu terapistim mi bilemedim. Haklı olabilirisin bunu deneyeceğim dedim. Bence yarın tekrar müşterin ile konuş dedi. Pekala dedim…

Ertesi akşam ne mi oldu. Kitap okuma saatinden sonra ilk sorusu;

Konuştun mu anne müşterin ile oldu. Yine şaşkın ördek kıvamında ben… Unutmamış…

Evet dedim tam da senin bana söylediğin şekilde konuştum. Ve ikna edebildim dedim. Poyrazın yüzündeki o ifadeyi, mutluluğu herhalde anlamışsınızdır.

Evet hep biz mi bir şeyler öğretme çabasında olacağız çocuklarımıza. Bu sefer öğrenen ben kendim idim.

“Onlara sevginizi verin, fikirlerinizi değil, çünkü onların fikirleri vardır.”

Sevgiler


Originally published at blog.sevoka.com.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.