Gitsem meçhûle..

Çok uzun yollarda bulsam kendimi,
gayrı-ihtiyarî sürüklese beni ayaklarım..
Güneşin koynuna doğru yürüsem,
gitsem, yol alsam meçhûle..
Yol hiç bitmese..
Ben hiç yorulmasam..

Kaçsam, bıçak yarası hatıralarımdan
İçimde öğütülmüş zehirli acılardan..
Sonra yabancı bir semtin ışıklarında ellerimi ısıtsam..
Bir sokak kemanının tuhaf büyüsüne kapılsam,
iliştirsem ruhumu âhengine,
ve yorgun çalgıcıya cebimde ki son tebessümü bıraksam..
Herşeyimle başka bir şehir koksam;
ve akşam üstü yorgunluklarda bulsam,
bambaşkalığımı..
Şemsiyemi versem yalın ayak çocuğa, yağmurda koşsam rüzgara bıraksam,
karmakarışıklığımı..
Terk edilmiş bir kaldırımda sorgulasam,
hayattan çalınmışlığımı..
Islak sokaklarda aralasam karanlığımı, ve bıkmadan usanmadan yazsam,
yarım kalmışlığımı…

Yollara çıksam, upuzun meçhül yollara,
gayrı-ihtiyarî sürüklese beni ayaklarım..
Saklasam
derin
kayboluşlarımı,
karanlığa gömülmüş
bütün
yok oluşlarımı ..

Tünay Yılmaz

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.