HASRET

Yazmak istersin bazen, sadece Ona. Geceyi, gunduzu, kainattaki butun zerreleri Ona yazmak.

Onsuz oldugundan, butun istikametlerin Ona cikmasinin adidir hasret. Sonra hep Ona kosmak istersin, ve haykirmak — “Sana kostum ben iklimler boyu. Ay Isigim, ben sana yandim. Caktim atesi, hem nefesime, hem gonlume, hemde benligime” diye bugazin agrircasina bagirmak.

Yalan mi, yoksa harammi Sensiz olan herkes ve hersey ? Kirpiklerimin bile pinar limanina ulasamayacak kadar kisa olan su dunyevi hayatimda, karamel kivaminda gibisin desem basitlestirmis olurmuyum Ey Nebi ? Hem acisin hemde tatli.

Hasretin miydi yoksa Sana layik olamamakmiydi, tuzu ve limonu hayatimin ? Daha da otesi, kara biberi hatta. Aci, cok aci. Oyle aciki; duygularim kelimelerde hecelenirken bile dudaklarimdaki yangini hisseder kalbim. Sonra ekmegin uzerine bali serpercesine, tatlisi ve receli haline donusen sekerhandim olursun bir anda.

Hislerim cok taze gibi gozukuyor degilmi ? Halbuki ben Seni hic tanimadan kaybedip, veda eden degilmiydim ? Oyle ama, ben hep Seni yeni uhrevi aleme yolcu etmis gibi hissedicem Kainat Efendisi…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.