Tarık Akan

Eğer hayat arkadaşıyla örneğin Umre’de fotoğraf çektirmeye yönelecek bir kişi olsaydı, mutlaka bambaşka bir yerde olurdu.

O kolayı seçmedi.

Günde dört paket sigara içme alışkanlığı da zaten kolay edinilmez ki…

(Daha önce okumadıysanız, Tarık Akan hakkındaki 2004 tarihli bir yazıdan aşağıdaki şu bölümleri okumanızı dilerim).

“Ben Ertem Eğilmez’e bağlı çalışan bir sanatçıydım. Eğilmez de zengin-fakir filmleri çekerdi. Bir gün Ertem abiye bu filmlerden sıkıldığımı söyledim. Çünkü oynadığım karakterleri tanımıyordum. Zengin çocuğu değildim. Fakir oynatmaya kalktı, olmadı. Ben başka bir şey yapmak istiyordum. ‘Bunu senle yapamıyorum, beni bırak’ dedim, ‘Bırakmam’ dedi. Eh tabii altın yumurtlayan tavuksun o dönem… Gitmeye kalkınca ‘Seni mahvederim, aç bırakırım seni’ dedi. Hakikaten de dediğini yaptı. 2 yıl kadar hiç film yapamadım. Çünkü 7 şirketli bir trösttü onlar…”

* * * * *

Taksici Tarık

12 Eylül kapıya dayanıp da siyasi sinema ağır darbe yiyince Tarık Akan da büyük bir ekonomik sıkıntıya girdi. 10 yıl önce ayda bir film çeken adam, şimdi yılda bir çekecek film bulamıyordu. Üstelik siyasi davalardan yargılanıyordu. 
 Sinema artık karın doyurmuyordu.
 Başka bir şey yapmalıydı. Akla gelmeyecek bir yol buldu:
 “ Birikmiş 3–5 kuruş paramla bir ticari taksi aldım. O taksi, kendi parasıyla bir taksi daha yaptı. Şoförlerden aldığım parayla çocuklarımı ve kendimi yaşatabildim. 1983'ten 1991'e kadar o taksiler bana baktı, kötü filmlerde oynamak zorunda kalmadım. O süre içinde çok az film çektim, çektiğim filmlerden para almadım ama, o taksilerin parasıyla geçimimi sağlayabildim. İnsan istedikten sonra ekonomik sorununu rahat halledebilir. Ama lüks bir hayat yaşayayım diye bir derdim de yoktu.” 
 
 Öğretmen Tarık
 ‘Taksiler’ döneminde Karartma Geceleri, Ses, Pehlivan, Su da Yanar, Berdel gibi kaliteli filmlerde rol aldı Tarık Akan…
 1994'te taksilerini sattı. Artık yeni bir uğraşı vardı:
 Çocukluğunda okuduğu Taş İlköğretim Okulu’nun sahibiydi ve birden, yüzlerce çocuğun babası oluvermişti.

Bundan böyle hayatında sadece okul ve sinema olacaktı. Tabii 80 bin baskı yaparak kitap listelerini alt üst eden 12 Eylül anılarını da unutmamak gerek…
 Birkaç yıl önce (2004 öncesi kastediliyor) , Koçum Benim dizisiyle televizyon ekranlarında boy gösterdiğinde, siyasi inançlarına ters düşen bir kanaldan çok cazip bir teklif almıştı.
 Tam 1 milyon dolar, nakit para teklif ediyorlardı. 
 Reddetti.
 “ Ve müthiş keyif aldım bunu reddetmekten” diyordu, “Para önemli bir unsurdur insanın yaşamında… Benim için de önemli… Ama düşüncelerime ters düşecek bir iş için veriliyorsa o parayı reddetmeyi bilirim. Yaşamımda hep inançlarım doğrultusunda gitmeye çalıştım ve bundan hiç bir şekilde taviz vermedim, vermiyorum.”

Onu bu yönüyle de bilip anacağız

(Aşağıdaki ise hakkında yazılmış bir araştırma yazısı)

Bakırköy’de metruk bir taş bina…

Tarihî bir bina…

1884’te Fransızlar tarafından karakol binası olarak inşa edilmiş.

Daha sonra kısa bir süre için Aya Yorgi Kilisesi’ne bağlı ‘Rahibeler Okulu’, ardından Rum Ortaokulu ve Bakırköy’deki Rumların azalmasıyla birlikte, kiliseye bağlı çalışanlar ve yoksullar için bir aşevi olarak kullanılmış.

Cumhuriyet bu binayı 1928 yılında Bakırköy, Yeşilköy ve Yeşilyurt’un tek Merkez Ortaokulu olarak öğretime açmış, 1968 yılına kadar sayısız öğrenci yetiştirilmiş.

1968’e kadar…

1968’den 1991’e kadar boş ve bakımsız kalmış

Sonra, bir gün, bir adam çıkagelmiş.

Çocukluğunda bu binada öğrenim görmüş biri.

Taş binayı Rum Kilisesi Vakfı’ndan kiralamış, aslına uygun şekilde restore ettirerek yeniden öğretime açmış. Yanına ikinci bir bina ve spor salonu da ekletmiş.

O metruk taş bina,“Taş Koleji”ne dönüşmüş.

Bakırköy’de 25 yıldır hizmet veren ve bugün “(Özel) Taş İlköğretim Okulu” diye bilinen eğitim kurumunun öyküsü böyle.

Bir zamanlar öğrenciliğinin geçtiği, ama sonradan terkedilen o taş binayı sahiplenip çağdaş bir eğitim kurumuna dönüştüren kişi, Tarık Akan.

‘Taş Okul’un kurucusu ve sahibi… 2005’te Nesin Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığını da üstlenmiş olan Tarık Akan…

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucularından, kurulduğundan beri sürekli yönetim kurulu üyeliği görevini yürütmüş olan Tarık Akan…

“Nasıl bilirdiniz ?” sorusuna yanıtımız belli.

O bir aktörden öte.

O bir aydınlanmacı.

O bir Cumhuriyetçi.