Hangi Dizileri Seyretmeli?

Türk dizilerinin son yıllarda saçmalamaya başlaması üzerine yabancı dizilere yöneldim. Bu da bende garip korkuların oluşmasına sebep oldu. Özellikle her hafta yeni bölümleri çıkan dizileri zamanında seyredemediğim zaman etrafımdaki kişilerden spoiler yiyeceğim diye acayip tırsıyorum. Henüz dizi adını söylediklerinde bile onları susturuyor, susturamadığım zamanlarda ise ortamı terk ediyorum. Aklımı bu derece başımdan alan dizileri sizlerle de paylaşmak, eğer onlarla tanışmadıysanız sizi tanıştırmak istedim…

Şu anda seyrettiğim 4 dizi var:

Fargo: Bu dizi daha ilk bölümünde kafama bir balyoz gibi düştü. O kadar sıradışı, o kadar tüyleri ürperten bir havası vardı ki hiç zaman kaybetmeden bağımlısı oldum :)

Her bölümünde gerim gerim gerilmeye devam ediyorum ve bundan hiç de pişman değilim. Dizideki şiddeti ve kan donduran sahneleri görünce bu hikayenin gerçekten yaşanmış olup olmadığını merak ettim. Birkaç araştırmadan sonra öğrendim ki her bölümün başında yazan “Bu gerçek bir hikayedir. Burada anlatılan olaylar 2006 Minnesota’da yaşanmıştır. Hayatta kalanların isteği üzerine karakterlerin isimleri değiştirilmiştir. Ölülere olan saygımızdan dolayı hikayenin geri kalanı olduğu gibi anlatılmıştır.” yazısı tamamen uydurma. Neden böyle bir şey yapma gereği duymuşlar, bununla neyi amaçlamışlar hiç anlamadım. Fark etmez, süper dizi.

The Walking Dead: Nedir bu dizinin karakterlerinin çektiği, bitsin artık bu çile diye düşünmüşümdür hep. Ama bir türlü bitmemiştir, biteceğe de benzememektedir. Zombi temasının neden bu kadar popüler olduğu ayrı bir yazımın konusu olsun. Şimdilik söyleyebilirim ki, adrenalin arıyorsanız ve sağlam bir mideniz varsa tam size göre.

Homeland: Geçen sezon ümidimi kesmiştim bu diziden. Özellikle ilk bölümleri o kadar zorlama geliyordu ki bana, neredeyse bırakacaktım. Ama o kadar güzel hatıralarımız vardı ki kendisiyle, eski günlerin hatrına ona şans vermeye karar verdim. 5. sezonu seyrettiğimde bu kararımla gurur duydum. Casusluk ve gerilim seviyorsanız kaçırmayın.

How to Get Away With Murder: Elinden uçanla kaçanın bile kurtulamadığı bir ceza avukatı olan Annalise Keating ve bir grup hukuköğrencisi kendilerinianiden bir cinayetin içinde buluyor. Dizide her şey o kadar çabuk ilerliyor ki bir kedinin lazer ışığını takip etmesi gibi takip ediyorsunuz olayları. Aptala dönüyorsunuz adeta. Anlayacağınız, kafa dağıtmalık değil kafa yormalık bir dizi. Doğru zamanda seyrederseniz çok keyif alırsınız.

Yeni sezonunun başlamasını dört gözle beklediğim diziler ise şöyle:

Banshee: Açıkça söyleyeceğim, bu dizideki dövüş/çatışma/aksiyon sahnelerini izledikten sonra dev prodüksiyonlara sahip filmleri bile vasat bulmaya başladım. Tek kelimeyle nefes kesici! Ve +18. Anneniz, babanız ya da çocuğunuzla seyretmek istemeyebilirsiniz, demedi demeyin.

House of Cards: Kevin Spacey yaşayan bir efsane bence. Onun içinde olduğu her şey bana efsane geldiği için bu dizi hakkında objektif olamayacağım. Bir Netflix dizisi olduğu için en sevdiğim yanı, tüm bölümlerin aynı anda çıkması. Yani yeni bölüm için gelecek haftayı beklemek zorunda kalmıyorsunuz. Ama bir solukta hepsini bitirdikten sonra da gelecek seneyi beklerken baya sövüyorsunuz. 2016 Şubat’ta kavuşuyoruz kendisiyle.

Better Call Saul: Breaking Bad sayesinde tanıştığımız ceza avukatı Saul Goodman’ın geçmişini anlatan bir dizi. Nasıl oluyor da bu Saul kendisini çıkmazlara sokmayı her seferinde beceriyor hiç anlamıyorum. Diziyi çekici kılan şey ise avukatımızın başına gelen olaylar değil, bu olaylarla başa çıkma şekli. Zaten işin içinde Breaking Bad’in yapımcısı, senaristi ve yönetmeni olan Vince Gilligan varsa gözünüz kapalı seyredebilirsiniz.

Fear the Walking Dead: The Walking Dead’imsi… The Walking Dead aksine burada zombileşme yeni yeni başlıyor. İlk bölümlerde normal hayatın sürdüğünü gözlemliyoruz. Bu açıdan medeniyetten ilkelliğe geçişte yaşanan olayları daha net görüyoruz. Henüz 6 bölüm yayınlandığı ve The Walking Dead’in başlamasıyla ilk sezonu bittiği için birbirimizi tam tanıyamadık kendisiyle. Yeni sezonunu sabırsızlıkla bekliyoruz.

Mr. Robot: Genç, asi ve asosyal bir hacker olan Elliot’ın gizemli bir adamla karşılaşınca hayatı değişiyor. Özellikle toplumsal konularla verdiği mesajlar yüzüme bir tokat gibi çarptı. Aşağıdaki videoyu seyredince ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu videodan sonra söylenecek söz kalmayacağı için yazımı burada noktalıyorum.


Originally published at tugcekutluay.com on November 28, 2015.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Tuuce’s story.