Basının ve sosyal medyanın hukuki haberleri aldatıcı bir şekilde sunması (Gözaltına alma ve Tutukluluk)

Bir olay düşünelim ki Türkiye gündemine bomba gibi düşmüş ve kamu vicdanını büyük ölçüde rahatsız etmiş olsun. Bu olay, içinde hukuki bir mesele barındırıp yargıya taşınsın ve yargı bu olay hakkında “tepki çekici” de olsa “hukuka uygun” bir karar versin. Netice itibariyle yargı, toplum tarafından özellikle sosyal medyada tabiri caizse topa tutulsun.

Bu tip vakıalara bu zamana dek çokça şahit olsam da olayların iç yüzünü sadece bana bu konuda soru soran arkadaşlarıma anlatabildim. Yargıya yönelik haklı eleştirilere elbette sözüm yok. Ben yargıya yönelik haksız eleştirilerin çoğunun “basının ve sosyal medyanın” olayı “subjektif” biçimde ele alış şeklinden kaynaklandığını düşünüyorum. Zira hukuk eğitimi almamış kitlelerin hukuki olaylara bakışı, bu olaylara dair okuduğu veya izlediği yönlendirici-subjektif haberler ve/veya olaylara dair okuduğu yönlendirici-subjektif sosyal medya paylaşımlarıyla sınırlı olarak kemikleşiyor.

Türk yargısı elbette eleştirmeli ve eleştiriye açık olmalıdır. Şu anda iradesini kiraya vermiş eski hakim ve savcıların yargıya verdiği zararı gidermeye, adalet terazisini olması gereken dengeye getirmeye ve toplumun yargıya olan güvenini artırmaya var gücüyle çalışan Türk yargısı, adına karar verdiği Türk Milletine vicdanen hesap vermeye hazırdır ve her zaman hazır olmalıdır.

Eleştirilerin odağındaki yargı erkinin bir mensubu olmam hasebiyle bu tip medyatik meselelere hukukçu gözüyle bakılması ve gerçeğin olabildiğince geniş kitlelerce öğrenilmesi için kendimde, bildiklerimi basitçe anlatma ve sosyal medya aracılığı ile paylaşma sorumluluğu hissettim.

Bu girizgahtan sonra yazıya konu olacak olaydan bahsedelim. Olaya dair haberin linki:

Olayı basitçe özetlersek; bir erkek tanımadığı bir kadına tekme atarak saldırıyor. Hukuken; saldırgan erkek, hakkında henüz ceza davası açılmadığı için “şüpheli”, saldırılan kadın “mağdur” sıfatını haiz. Saldırı yeri bir toplu taşıma aracı olan otobüs. Şüphelinin mağdur kadına saldırı sebebi ise adamın ifadesine göre kadının açık giyinmesi. Adamın bu fiilinden dolayı yargılandığı suç ise ilk etapta “basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama”.

Bu suça ilişkin düzenleme getiren kanun maddesi ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 86. maddesinin 2. fıkrası :

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Bu olaydan sonra yaşanan sürece sırasıyla bakalım.

Şüpheli, “gözaltına” alınıyor. Şüpheli, kolluğa ifade veriyor. Şüpheli, savcılık tarafından “tutuklama” talebiyle mahkemeye sevk edilmeksizin “serbest bırakılıyor”.

Şüpheli, serbest kalması sonrası üzerine atılı suça eklemeler yapılmasını gerektiren kolluk ifadesindeki savunması nedeniyle bu sefer farklı suçlar olan halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama ve inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçlarından dolayı “gözaltına” alınıyor ve tutuklama talebiyle sevk edildiği mahkemece “tutuklanıyor.”

Gözaltı ve tutuklama adında iki kavramdan bahsettik. Bu hukuki kavramlar sıkça medyada da kullanılıyor. Devam etmeden önce bu iki kavramı açıklama gereği duyuyorum. Bu kısım biraz ders tadında olacak ama bu kavramların çok çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Dikkatle okumanızı ve unutmamak üzere aklınızın bir köşesine yazmanızı da önemle rica ediyorum.

  • Gözaltına alınma nedir?
Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanuni süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasına gözaltına alınma denir.
  • Kimler gözaltına alma kararı verebilir?

a) Cumhuriyet Savcısı

b) İstisnai olarak mülki amir tarafından daha önceden belirlenecek kolluk amirleri

  • Tutuklama nedir?
Tutuklama, ceza muhakemesinde, henüz kesin hükümle özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmamışken, suçu işlediği konusunda kuvvetli şüphe bulunan sanığın/şüphelinin hakim kararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Tutuklama bir ceza değildir. Amacı, ceza muhakemesinde sanığın hazır bulunmasını sağlamak, delillerin karartılmasını engellemek; tanık, mağdur veya başkalarına baskı yapılacağı yönünde kuvvetli şüphe ya da olası bir özgürlüğü bağlayıcı cezanın yerine getirilmesini olanak sağlamaktır. Kişi özgürlüğünü en ağır biçimde sınırlandıran bir önlem olması olması nedeniyle hukuk sistemlerinin çoğunda ancak hakim kararıyla uygulanır.
  • Kimler tutuklama kararı verebilir?

a) Soruşturma aşamasında yani henüz ceza davası kabul edilmeden önce > Sulh Ceza Hakimi

b) Kovuşturma yani yargılama aşamasında yani ceza davası kabul edildikten sonra > Yargılamayı yapan mahkeme > Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemesi.

Basın ve sosyal medyanın büyük çoğunluğu, tekmeci failin tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalmasını sanki tekmeci fail beraat etmiş de özgürlüğüne kavuşmuş gibi yansıtıyor. Yargıyı dayanaksız biçimde eleştiriyor. Bu eleştirilerden bir kuple sunmakta fayda var.

Yazının alaycı ve kırıcı başlığını es geçiyorum. Amacım polemiğe girmek değil zira basın özgürlüğü esastır. Amacım yalnızca medyanın hukuki konularda yargıya ilişkin tespitlerindeki yanlışlıkları vurgulamak.

  • Yazar, savcıların tutuklama yetkisi olduğunu düşünüyor. Oysa yalnızca hakimlerin tutuklama yetkisi vardır.
  • Yazar, hukuki önemi büyük katalog suç kavramını yerin dibine batsın diyerek küçümsüyor. Oysa ki aşağıda da belirttiğim gibi katalog suçların varlığı halinde kanunen tutuklama nedeni var kabul edilebilir.
  • Yazar, yazının devamında şüphelinin tekrar gözaltına alınmasına sebep suçları yani halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama ve inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçlarının katalog suç olduğunu düşünerek işin kılıfına uydurulduğunu düşünüyor. Oysa ki bu suçlar katalog suç değil. Şüpheli bu suçların katalog suç olması dolayısıyla değil bu suçlar hakkında tutuklama yasağı olmaması ve şüphelinin kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Bu kararın hukukiliği bu yazının konusu olmadığından bu konuya girmeyeceğim.

Yazının kalan kısmını bu linkten okuyabilirsiniz.

Şuna eminim ki bu durumu kendisine açıklayacak bir sürü iletişim kanalı bulunan ve yukarıdaki tweeti atan gazeteci ve sunucu, tekmeci şüphelinin neye göre salındığını bilmediğini söyleyerek hukukun yazılı hukuk kurallarına göre değil keyfi uygulandığını ima ediyor. İlgili yazılı hukuk kurallarını yazımda açıkça belirttim. Bu eleştiriyi haksız buluyorum.

Çoğu yazarı en az lisans diplomasına sahip olan ekşisözlük platformunda dahi basın ve sosyal medyanın olayın hukuki yönüne girmemesi sebebiyle tekmeci şüphelinin beraat ettiği sanılıyor. Yargı erkine hakaretler ediliyor. Hakim en azından bir kaç ay ceza verseydi deniliyor. İyi de daha yargılama başlamadı ki !

Tepkilerin büyük çoğunluğu, yargılamanın bittiği ve beraatle sonuçlandığı sanılarak veriliyor. Tepki, bu adamın yaptıkları nasıl olur da cezasız kalır şeklinde.

Daha bilinçli kesim ise şüphelinin yargılamasının henüz başlamadığının bilincinde ancak onlar da şüphelinin bu olaydan dolayı mutlaka tutuklanması gerektiğine dair olan inançları nedeniyle tepkili.

Bu durumda mevzuatımızdaki tutukluluk kurumunu irdelemekte fayda var.

  • Kimler hakkında tutuklama kararı VERİLEBİLİR?

Bu konuda 5271 s. Ceza Muhakemeleri Kanunun 100. maddesi düzenlenme getirmektedir.

Madde 100 –
(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

Ayrıca hukuk dilinde katalog suçlar olarak geçen suçlar bakımından da suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var kabul edilir. Yazıma konu olayda bu suçlardan biri işlenmediği için bu suçlardan bahsetmeyeceğim.

  • Kimler hakkında tutuklama kararı VERİLEMEZ?
Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı İKİ yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı VERİLEMEZ.

Burada dikkat edilmesi gereken husus. Bu hüküm emredici hukuk kuralıdır. Yani kanun koyucu (TBMM) bu konuda hakime takdir hakkı tanımamıştır. Hakim tutukluluk yasağı bulunan hallerde tutuklama kararı ve-re-mez!

Ne demiştik, tekmeci fail ilk etapta kasten yaralama suçunun basit halinden gözaltına alınmıştı ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Bu suçun cezasının üst sınırı 1 yıldı. Bu durumda fail hakkında, kanun koyucunun emredici olarak öngördüğü tutuklama yasağı uygulanmak zorundadır ve uygulanmıştır. Yani ilk etapta tekmeci fail hakkında mahkemeden tutuklama talep edilmemesi hukuka uygundur. Adalet Bakanlığı da yasanın değişmesi için bu konuda çalışma başlatmıştır.

Ayrıca, her ne kadar şüphelinin sonradan tutuklanmasının mevcut mevzuata göre hukuka uygunluğu, yazının konusu olmasa da bu hususta yasal düzenleme gerektiğine dair bir görüş paylaşıyorum.

Neticeten belirtmek gerekir ki, Türk yargısı görevinin başındadır. Bazı kesimlerin iddiasında yer aldığı gibi Türk Yargısı İslam Hukukuna göre değil, yürürlükte bulunan mevzuata göre karar vermektedir. Türk yargısı hakkında, medyada yer alan kutuplaşma yaratacak manşetlerin verdiği öfkeyle, bir kanıya varılmamalıdır. Haklı eleştiriler, daha adil, daha iyi, bir adalet sistemi için elbette elzemdir. Ancak karalamaya varan haksız eleştirilerin, Türk yargısını daha ileri taşımayacağı unutulmamalıdır.

Yargı erkine yönelik dezenformasyonun bir nebze de olsa giderilmesi adına konunun derinliğine nazaran kısa olmasını yeğlediğim yazının faydalı olacağını umuyorum.

Uğur Kandemir — Hakim

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Uğur Kandemir’s story.