2 tarafı da keskin bir bıçak; Türkiye’de Dota 2

Herkesin aklında tek bir soru var bu aralarda;
“Türkiye’de Dota 2 ne zaman beklenen seviyeye ulaşacak?”

Öncelikle bilmeniz gereken bazı şeyler var. Mesela Oyuncu/Takım, Sponsor ve Organizatör üçlüsü arasında belirli bazı karşılıklı istekler mevcut. Yani;

  • Oyuncular, organizatörden turnuva talep ediyor. Karşılığında organizatör düzenleyeceği turnuva için sponsor talep ediyor.
  • Organizatör, sponsordan düzenleyeceği turnuva için destek talep ediyor. Karşılığında sponsor turnuvaya çok sayıda takım ve oyuncunun katılmasını talep ediyor.
  • Oyuncular, sponsorlardan destek talep ediyor. Karşılığında sponsorlar düzenlenen bir turnuvada başarı göstermiş olmasını talep ediyor.
  • Sponsor, organizatörden turnuva düzenlemesini talep ediyor. Karşılığında organizatör düzenleyeceği turnuvaya çok sayıda takım ve oyuncunun katılmasını talep ediyor.
  • ve dahası..
(source: http://www.esportsgroup.net/2016/06/the-esports-content-value-chain/)

Bu durumda da 3 basit madde önümüze çıkar;

1) Bu karşılıklı istekler eğer tam vaktinde yerine getirilirse; Piyasa değeri artar!
2) Bu karşılıklı isteklerden bir yada birden fazlası geç yerine getirilirse; Piyasa değeri durağanlaşır ve uzun vadede eksiye yönelir!
3) Bu karşılıklı istekler yerine getirilmezse; Piyasa değerinin artması beklenemez!
(source: https://newzoo.com/insights/articles/global-esports-awareness-exceeds-1-billion-as-new-initiatives-launched/)

Tabii ki bu “Takım/Oyuncu, Sponsor ve Organizatör” üçlüsünün yerine getirmeleri gereken karşılıklı isteklerden daha önemli şeylerde mevcuttur. Mesela community’nin istekleri! Yani;

  • Bir izleyici olarak iyi oyuncuların ülkeme gelmesini talep ediyorum.
  • Bir izleyici olarak iyi takımların ülkeme gelmesini talep ediyorum.
  • Bir izleyici olarak iyi turnuvalar ve organizasyonlar yapılmasını talep ediyorum.
  • ve dahası…

Bunların da gerçekleşmesi için önce karşılıklı ilkelerin belki bir yıl belki de bir ay içerisinde birden fazla defa yerine getirmek, -turnuvalar, sponsorlar ve takımlar arasında- gerekli bir rekabet ortamı kurmak, bu ortamda izleyicinin hangisinin daha iyi olduğuna karar vermesine olanak sağlamak gerekiyor.

(source: http://www.gaminginturkey.com/esport-in-turkey)

Bu olaylara ise Dota 2 açısından bakacak olursak, pekte güzel bir noktada olduğumuzu söyleyemem. Çünkü Dota 2 kendini League of Legends gibi bölgesel liglerle sınırlandırmıyor ama Türkiye’de Dota 2 adına bir şeyler yapan tek organizatör ESL Dota 2'nin geleneksel kalıplarının dışına çıkarak adeta bir bölgesel lig gibi sınırlandırmaya çalışıyor. Durum böyle olunca yabancı oyuncu sayılarında kısıtlamalar oluyor. (Bununla alakalı olarak ayrıca bir blog hazırlamıştım)

Peki bu bize ne gibi eksilere yol açıyor?

Aslında 2 ana başlık altında inceleyebiliriz. Şöyle ki;

1) Yabancı oyuncu kuralını düşünmeden yapılan transferler ve Dünya pazarına yönelik yatırımlar.
2) Yabancı oyuncu kuralını düşünerek yapılan transferler ve Türkiye pazarına yönelik yatırımlar.

Şimdi diyorsunuzdur, “Geçti yine ofis dillerine” diye. Bunu okuyanlar ile ortak bir takım kurduğumuzu düşünelim adını da “Türkiye REBORN” koyalım. Bunun üzerinden de detaylı bir şekilde anlatayım.

Eğer birinci başlık üzerinden düşünecek olursak;

  • Türkiye REBORN takımımız Türkiye’de bu güne kadar düzenlenen herhangi bir turnuvada oynayamazdı.
  • Türkiye REBORN takımımız Türkiye’de bulunan çoğu takıma göre daha fazla ismini duyurma şansına sahip olabilirdi.
  • Türkiye REBORN takımımız belki uluslararası desteklere sahip olabilirdi.
  • Türkiye REBORN takımımız belki uluslararası arenada başarı sahibi olabilirdi.

Eğer ikinci başlık üzerinden düşünecek olursak;

  • Türkiye REBORN takımımız Türkiye’de bu güne kadar düzenlenen bütün turnuvalara katılabilirdi.
  • Türkiye REBORN takımımız uluslararası arenada adını duyurma şansına Türkiye’de olan diğer takımlar kadar sahip olabilirdi.
  • Türkiye REBORN takımımız Türkiye’de mevcut olan destekten fazlasına sahip olamayabilirdi.
  • Türkiye REBORN takımımız belki Türkiye’de başarı sahibi olabilirdi.

Yada unutun bunları ve şunu düşünelim.

Kemal Sadıkoğlu neden Team Secret takımına destek veriyor? veya Neden bir Türk takımına açık desteğini sunmuyor?

Yani Dota 2 için kısaca şunu da diyebiliriz;

2 tarafı da keskin bir bıçak adeta;
ya Türkiye pazarında kalırsın, sınırlamalar ile karşılaşabilir ve belirli ölçüde gelişme gösterebilirsin. Bu gelişme ile sadece diğer pazarların kapısını zorlarsın ama o pazarı bir parçası olamazsın.
yada Uluslararası pazara açılırsın, sınırlamalar olmadan ama sadece yatırımın kadar gelişme gösterebilirsin! Sınırlamalara uymadığın için bir daha Türkiye pazarına dönemezsin.

Ayrıca merak edenler için Türkiye pazarına ait veriler;

(source: https://newzoo.com/insights/infographics/newzoo-summer-series-20-turkish-games-market/)

Newzoo verilerine göre Türkiye 2015 yılında dünyanın en büyük 17. elektronik spor pazarı konumundaymış. 2015 yılında Türkiye’de bulunan yaklaşık 22.4 milyon oyuncunun 61% oranında bir kesimi oyunlar için yaklaşık 13.8 milyon dolar harcama yaptı. Her oyuncunun ise yıllık ortalama 33.71$ harcama yaptığı belirtilmiş.

2014 yılından 2015 yılına geçerken Türkiye’de elektronik spor pazarı 24.7% değer kazandı. Birleşik yıllık büyüme oranı(CAGR) ise 2018 yılı ile +16% olacağı belirtilmiş.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Bugra Baydar’s story.