Taktıklarım

Küçük yerlerin, büyük insanıdır bazıları.

Yaşadıkları küçük çevredeki görece eğitimsiz, sorgulama, düşünme ve merak etme yetileri zayıf insanların yoğunluğunda, çok değil ucundan bile herhangi bir konuyu araştırıp öğrendiğinde, etrafındakileri ateşi bulmuş, uçağı icat etmişcesine şaşırtabilecek, etkileyebilecek duruma gelip sonrasında bu güruhtan kendini üstün görmeye başlıyor insan evladı.

Var olduğumuz çok sayıda defodan bir tanesinin bu olduğu görüşündeyim. Üstünlük hissi ve buna bağlı bilinç dışı davranışlar.

Çok konuşunca, çok bilgili olduğunun düşünülmesi gibi hatalı bir toplumsal yanılgı olduğu kanısındayım. İnternette dolaşırken, 5 saniye göz ucuyla okuduğun bir bilgiyi bile, sanki uzmanmış gibi anlatabilen insanlar var etrafımda. Bu tip kişiler, hiç susmadan, durmadan, nefes almadan konuşabilme yeteneğine sahipler. İşin can sıkıcı kısmı ise bu kişilerin duydukları her konuya, herhangi bir onay, izin beklemeden hemen katılıp,belki 30 saniye önce bir kaç saniyede okuyarak bilgi sahibi olduklarına dair sınırsız özgüvenleri ile fikirlerini hoyratça, özgürce, umarsızca ve adeta çağlayan bir ırmak gibi sohbetin tam ortasına akıtmaları değil, artık konuşarak kendilerini rahatlattıkları ve bir süre, herhangi bir konuda uzman görüşlerini ifade etmeyecekleri ile ilgili pembe hayalleri kurup, sessizliğin keyfini sürerken, yine uzman oldukları bir kaç konu bulup insanlara dinletmeleri için inanılmaz seviyede girişken olmaları; öyle ki dinlemiyormuş gibi yaparak, konunun ilgi uyandırmadığı izlenimi verilse bile, bu arkadaşların inanılmaz bir kararlılıkla, genelde elleriyle kolunuza dokunup, ‘öyle değil mi XX?’ şeklinde onay soruları ile sizi sohbete sokma zorlamaları.

Eleştirdikleri bir konuda kendileri hassasasiyet göstermeyenler var bir de. Örneğin, kurumunda herhangi bir konuda satışının düşük olmasını, performansını yetersiz görüp, yakın çevresinin dahi ondan ürün kullanmadığı eleştirisi yapanlar, kendi sigorta, kart vb bile başka kurumlardan kullanmaları samimiyetsiz ve ikiyüzlü eleştirelliklerinin dibe vurduğu noktalardır.

Kendime koyduğum katı kurallardan bir tanesi şudur ve kendimi acımasızca eleştirip, her zaman bunu uygulamaya çalışırım : başkasında görüp eleştirdiğim herhangi bir davranışı sergilemeye çalışırım, kendi sergilediğim bir davranışı başkası sergilediğinde ise sinirlensem bile, bunu başkasının duymasına izin vermeden içimde yaşamaya çalışırım.

Çok mu takıntılıyım ya da ince düşünüyorum yine? Normal şartlar altında, deniz seviyesi, oda sıcaklığı ve 1 atmosfer basınç altında insanların ilgi göstermediği, sıkıldığını bir şekilde belli ettiği diyaloglarda, konuşan kişinin bu emareleri gördüğünde, incelik göstererek konuyu değiştirmesi veya daha doğru olanı, artık biraz konuşmasına ara vermesi gerekir düşüncesindeyim.

Ya Ben Haklıysam