Salkım Söğüt

Ellerimde kan gördüğümde duracağım. Kimin kanı olduğunu bilmiyorum. İçimdeki hayvanın bir şeyler parçalamaya ihtiyacı var. Ama ben kimseye kıyamam ki. Koparırım gene tırnak kenarlarındaki etlerimi, kansa kan, etse et. Üzülmesin kimseler.

O kadar çok ısırıyorum ki dudağımı , kan tadını sevmeye başladım galiba. Her işi kendi yapmaya alışanlar kendi canını da kendi yaksın ister. Hoş, psikolojimle bu kadar oynamasaydı yemezdim tabii ben de etlerimi. Mesela hiç bir manikürcü benim kadar temiz iş çıkaramıyor. Ben çok daha derinden temizliyorum tırnak diplerimi hatta elimin ortasına kadar, neredeyse elimin yarısını. Canlı et kırmızı tırnak yanlarım. Canlı birşeyler görmek istiyorum galiba kendimde, ölü deriye bile tahammülüm yok. Genelde kanatmadan bırakmam, dibine varmak benim tarzım. Mazoşist değilim sadece tamamlanamamış ruhumun yansıması bunlar. Bir şeyleri tamamlamak iyi geliyor, bu yazıyı bile tamamlayabileceğimden emin değilim oysa. Ah nasıl heveslerle başlanıyor herşeye, her yazıya, her ilişkiye.. Sonra ne oluyor tam olarak? Çok hevesliydik hani biz, hani dünyada birbirini daha çok seven bir çift canlı yoktu. Su samurlarına gıcık olmuştuk, uyurlarken birbirlerinin ellerini tutuyorlarmış akan suda kaybolmamak için, biz bunu nasıl akıl edemedik diye gıcık olduk. Dünyadaki en çok seven çift bizdik çünkü. Bizi ayırabilecek her hangi bir güç yoktu. Hoş hala ayrılmadık aslına bakarsan hala küfrettiğim yerden gözlerini görebiliyorum. Gündüzleri boş bakan, geceleri ise ben ona bakmazken yüzümü izleyen gözlerini. Şımarmayayım diye arkamdan seviyor. Önünden sevin insanları. Görsünler sevdiklerinizi, değeriniz azalmaz.

Dünyaya eksik gelenlerdeniz. Puzzle’ ın tam ortasındaki eksik parçayız. Gözü rahatsız ediyoruz. Bizi sevmek istemiyorlar. Sevmek istememek ısrarlı bir eylemdir. Kendiliğinden sevmemek değil bu, kusurluyu, çirkini cezalandırmak. Çirkin olduğu için cezalandırılmamalı hiç bir canlı. Böceklerin yavru kedi gibi suratı olsaydı öldürür müydünüz? Yok, başını okşardınız. En sevdiğim ağaç salkım söğüt, onun da benim gibi tüm dallarının boynu bükük. Sevdirmeye çalışıyor bence kendini. Ben de dallarımı süslüyorum. Kollarıma bacaklarıma dövmeler yaptırıyorum. Erken çıkmışım fabrikadan, tamamlanamamışım gibi dövme yaptırdıkça tamamlanıyorum. Desenli şeyleri seversiniz siz. Sevseniz ölür müsünüz? Beni biraz sevseniz ölür müsünüz?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.