2. Dünya Savaşı’nda Japonların İşledikleri Savaş Suçları Üzerine

2. Dünya Savaşı’nda Japon İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği savaş suçları genellikle Almanya’nın işlediği suçların gölgesinde kalmakla birlikte nitelik ve nicelik olarak hiç de aşağı kalır değildir. Bir kaç fotoğraf, örnek ve istatistik üzerinden bunları birlikte inceleyelim.

Öncelikle Japon piyade bölüklerinde kılıçlar, uzun bıçaklar ve süngü yoğun şekilde kullanılırdı. En korkunç örneklerden biri, 200'e yakın hastane personelinin katledildiği Alexandra Hastanesi Katliamı’dır. Sadece 5 kişinin (ölü taklidi yaparak) kurtulduğu katliam daha acılı olması için yukarıda adı geçen kesici ve delicilerle yapılmıştır. Bu tür katliamların daha başarılı (!) şekilde yürütülmesi için ise süngü eğitimleri öldürülen Çinli asker ve siviller üzerinde yapılırdı.

Ölüye saygısızlık elbette toplu katliamların, savaş esirlerine işkencenin, zorla çalıştırmanın, sahte teslim olma ve daha sonra şok saldırılar gerçekleştirmenin, tecavüz ve seks köleliğinin ve hatta yamyamlığın yanında hafif kalıyor. Bir kısmına az sonra değineceğim.

Japonlar tarafından başı kesilmek suretiyle infaz edilen Astsubay Leonard Siffleet (1943)

Eğer Japonlar tarafından ele geçirilmiş bir müttefik askeri iseniz hayatta kalma ihtimaliniz % 70 olurdu. Eğer bir Çinli iseniz bu oran neredeyse % 0'a yakındı çünkü Uluslararası Savaş Esirleri Kararı Çin’i kapsamıyordu ve bu da Japonlara öldürme ve işkence konusunda büyük serbestlik sağlıyordu. 2. Dünya Savaşı’nın sonunda Japonlar tarafından serbest bırakılan Çinli esir sayısı sadece 56'ydı. Elli Altı! Pek çok eski Japon subayı savaştan sonra aynen şu açıklamada bulunmuştur: “Çinlileri savaş meydanlarında asla insan türünün bir mensubu olarak görmezdik.”

Esir çalışma kampları hakkında Almanlardan dolayı kapsamlı bir malumata sahibiz. Japonlar ise muadillerinden geri kalmamak adına (!) işe girişmiş ve neredeyse 10 milyona yakın Çinliyi kamplara kapatmıştır. Bu kamplardan en fazla nasibini alan ikinci ülke ise Endonezya olmuştur ve 4 ila 10 milyon arası Endonezyalı zorla alıkonulmuş ve savaş sonrası yalnızca 54 bini ülkesine geri dönebilmiştir. Hesap ortada % 80'i ölmüş/öldürülmüştür. Yukarıda Avustralyalı ve Hollandalı savaş esirlerinin 1943'te çekilmiş fotoğrafını görüyoruz.

Asıl olaylar ise bundan sonra başlıyor.

Kan donduran işkencelerden biri Çinlilerin diri diri gömülmesiydi. Bunun yanında üzerlerinde bazı deneyler yapılırdı ve bu deneylerde genellikle anestezi kullanılmazdı. Yapılan deneylerin korkunçluğunu görebilmek için şu örnek eminim yeterli olacaktır: “Bir uzvun donması üzerine gerçekleştirilen deneyde ilk olarak denek eksi dereceye varan havada bir direğe bağlanır ve kolu dirseğe kadar sıvandıktan sonra düzenli olarak donana kadar suyla yıkanırdı. Kol donunca, dirsekten itibaren kesilir ve aynı işlem bu kez dirsekten omza kadar olan kısma uygulanırdı. İlk kol tamamen kesildikten sonra diğer kola geçilir ve süreç tekrarlanırdı. Kollardan sonra sıra bacaklara gelirdi ve bu işlem deneğin sadece bedeni ve başı kalana kadar devam ederdi. Hala canlı olarak tutulan deneğin geriye kalan bedeni ve başı ise mikrop ve hastalık deneyleri için kullanılırdı.” Bu yalnızca tek bir deneydi. Bunun yanında dayanıklılığı ölçmek için ölene kadar yemek ve su vermeme, yüksek basınç odalarına koyup ölme sürelerini ölçme, sentrijüfe koyup ölene kadar döndürme, hayvan kanı enjekte etme, ölümcül düzeyde x-ray ışını verme, gaz odalarına sokma, vücutlarına deniz suyu enjekte etme, yakma ve diri diri gömme de diğer deneylerdendi. Kabaca 400 bine yakın Çinli bu deneyler sonucunda hıyarcıklı veba, şarbon ve koleradan ölmüştür.

Askeri deneylerde de kullanılan Çinliler zaman zaman bir direğe bağlanır ve el bombası talimlerinde canlı hedef olarak kullanılırlardı. Kimi zaman ise lav silahı ile yakılırdı. Bu faaliyetlerin büyük bir çoğunluğu “Unit 731” tarafından yürütülmüştür. İsteyenler aratarak korkunç fotoğraf ve anekdotlara ulaşabilirler (Tavsiye etmem!).

2002 yılında Uluslararası Bakteriyolojik Savaş Suçları Konferasında Japonların yaptığı deneyler sonucunda yaklaşık olarak 580 bin kişinin öldüğü belirtilmiştir.

Son olarak Japonların insan eti yemesinden bahsederek yazıyı bitiriyorum. Bu kısmı hiç ekleme yapmadan Yeni Gine’de ifade veren Hindistanlı savaş esiri Lance Naik Hatam Ali’nin (daha sonra Pakistan vatandaşı olacaktır) ifadesinden aktarıyorum.

“Bazı durumlarda Japonlar, canlı canlı insanların etlerini kesip kopararak yerdi. İlk olarak esirlerden birini seçerler, öldürürler ve yerlerdi. Daha sonra her gün bir esir seçmeye başladılar. Ben kendi gözlerimle 100 esirin öldürülüp yenildiğine şahit oldum. Canlı canlı kesilip biçilen esir daha sonra bir çukura atılarak ölüme terk edilirdi.”

Benzer bir duruma örnek olarak, savaştan sonra Korgeneral Yoshio Tachibana 11 askeri ile birlikte Amerikalı askerleri öldürmek ve onlardan en az birini yemek suçlamalarından yargılanmıştır. Tachibana idama mahkum edilmiştir.

Umarım aydınlatıcı bir çalışma olmuştur. Okuyanlara teşekkür ederim.

Barbaros Uzunköprü

Written by

BA / Mütercim Tercümanlık BS / Uluslararası İlişkiler Okutman @AnkaraUni 🗡 WW1 ve WW2

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade