Kadın Hikayeleri : Yıldız Moran

Günümüz internet ve akıllı teknoloji çağında herkesin fotoğrafçı olduğu zamandan 60 yıl önce bunu meslek edinen Türkiye’nin akademik eğitim almış ve profesyonel anlamdaki ilk kadın fotoğrafçısı ; Yıldız Moran.

24 Temmuz 1932 yılında İstanbul’a doğan Yıldız Moran Robert Kolejinde eğitim hayatına devam ederken 8.sınıfta kalmasıyla hayatı birden bire değişir. Seyit Ali Ak’la yaptığı bir söyleşide bu değişimi ; “Beni fotoğrafçılığa iten başarısızlığımdı. Kolejde 8. sınıfta hiç beklemeksizin sınıfta kalınca oldu. Nazım’ın eşi Münevver Hanım geliyordu dersime. Çok iyi bir hoca idi ama Moda’da oturduğumdan yola dayanamayıp hiç derse girmedim. Kalmak büyük şok oldu.
Dayım Mazhar Şevket İpşiroğlu, ‘Niçin fotoğraf yapmıyorsun’ dedi. Resme olan ilgimi biliyordu. Kendi olanaklarımla İngiltere’ye gittim, öğrenci oldum. O zaman İngiliz Ataşesi bile İngiltere’de fotoğraf okulu olduğunu bilmiyordu. Dekorasyon çalışan bir arkadaşımın okuluna yazarak ve apar topar beş gün içinde gittim, ucu ucuna yani…”
diye anlatır.

1950–1951 yılları arasında Bloomsbury Teknik Koleji’nde ve 1951–1952 yılları arasında da Ealing Teknik Koleji’nde fotoğrafçılık eğitimi alır. Dönemin tanınmış fotoğrafçılarından Barron’ın asistanlarıyla sonra da Olde Vie Tiyatrosu’nun ünlü fotoğrafçısı John Vickers ile çalışarak teknik bilgisini pratiğe döker. İngiltere’de kaldığı dört yıl boyunca biri Londra’da dördü Cambrigde olmak üzere toplam 5 sergi açar. Bunlardan ilkinde -21 yaşındayken- tüm eserlerini satılır.

Daha sonra İspanya, Portekiz, İtalya’yı gezip burada çektiği fotograflardan bir kitap hazırlar.

Daha sonra geri dönüş zamanı geldiğini düşünüp yurda döner. Anadolu’yu karış karış gezip objektifinden Anadolu’yu İstanbul’a tanıtır. Açtığı sergiler gerek yurtiçi gerek yurtdışında ses getirse de fotograflarına alıcı bulamaz kendi topraklarında.

Geçim derdine düşen Yıldız Moran yılbaşı kartları basarak yaşamını sürdürmeye karar verir. Bu karar hayatının ikinci en önemli kararı olacaktır. Matbaanın kartları yanlış basması sonucu bir arkadaşının önerisiyle Özdemir Asaf’ın kapısını çalar ve ünlü şair ile tanışır.

Yaşamımı sürdürebilmek için para kazanmam gerekliydi. Yılbaşı kartları yapıp satmak, para kazanmamı sağlayabilir diye düşündüm. Anlaştığım matbaa çok kötü basmıştı kartlarımı. Tam umutsuzluğa düşmüşken, bir arkadaşım Özdemir Asaf’ı önerdi. ‘Hem şairdir, hem de titiz ve güzel baskılar yapar’ dedi.

İş konuşmak için Özdemir Asaf’ın matbaasına gittim. Tarihini de verebilirim tanışmamızın; 4 Kasım 1954, saat 11.00. kelimelerle dile getirmek zor. Duygulu, kibar, hiç görülmemiş ve bir daha göremeyeceğim bir insandı Özdemir Asaf. Pırıl pırıl bir zeka, renkli, yepyeni, bambaşka bir dünyaydı o. Olağanüstü bir insandı kısacası…”

1962 yılında Özdemir Asaf ile evlenip ardından üç çocuk annesi olmasıyla fotografçılığı bırakır. Bundan sonra fotografçı Yıldız Moran yerini Özdemir Asaf’ın eşi Yıldız Moran Arun olarak alır. Bundan sonra hem Özdemir Asaf’ın şiirlerini İngilizceye çevirir hem de Sözlük yazarlığı yapar ancak bir daha fotografçılığı profesyonel anlamda yapmaz.

25 Haziran 1983 tarihli Ses dergisinde çıkan röportajında mesleğini bırakmasıyla ilgili;

“Eğitimini görüp, uzun yıllarınızı verdiğiniz fotoğrafçılığı nasıl bıraktınız?

Birden 24 saatimi bu konuya mı vereceğim, yoksa daha önemli konular var mı benim için diye düşündüm. Daha önemli şeyler olduğuna karar verdim ve 12 yıl sonra bıraktım bu işi.

Daha önemli olan şeyler neydi?

Evliliğim ve çocuklar. Özdemir Asaf gibi bir baba bulmuşsa bir insan başka ne yapabilir. Dört yıl içinde üç çocuk sahibi oldum ve artık tüm 24 saatlerimi çocuklarıma adadım.” diye yanıtlıyor.

Ancak kendi dile getirmese de bu topraklarda emeğine değer verilmediğini hissetmesinden dolayı belki de bir daha mesleğine geri dönmek istemeyişi, o cesareti kendinde bulamayışı.

Gün ve Olgun Arun, babaları Özdemir Asaf’ı kuma gömüyor (İstanbul, 1965). Fotoğraf: Yıldız Moran Arun.

1981 yılında Özdemir Asaf’ın ölümünden 14 yıl sonra 15 Nisan 1995 yılında bu dünyadan ayrılırken ardında ruhunu kattığı birbirinden güzel bir çok fotoğraf bırakıyor kalbi bize kırık olsa da …

Kendisi ile ilgili “Nisvan Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar” belgeseli

https://www.youtube.com/watch?v=o81wpydEIZc

Hayallerle Kalın…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.