Hatıralarım..

Diriliş Gazetesinin internet sitesinde gezinirken “İstanbul’a, Taksim’e yakışan büyük bir cami istiyoruz.” başlığıyla bir haber gördüm ve heyecanlanarak linki tıkladım haberin içeriğine bakmak istedim çünkü Taksim’de başıma gelen hüzünlü hatıram zihnimde canlandı. Olurda merak ederseniz haberi linke tıklıyarak siz de göz atabilirsiniz. http://dirilispostasi.com/n-27639-istanbula-taksime-yakisan-buyuk-bir-cami-istiyoruz.html

Gelelim asıl meseleye, İstanbul’da bulunduğum bir gün gençliğimin vermiş olduğu şevk ve heyecanla Taksimde bir arkadaşımla birlikte sabahlama kararı aldık ve o gün Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi etrafında gezdik, uyumadık. Yorgunduk, önceden hayatımızda hiç karşılaşmadığımız insan tipleri ve içinde bulundukları ruh halleriyle karşılaştık. Hayret ve şaşkınlıkla etrafı temaşe edip olan bitenleri uzaktan seyrediyorduk. Bitkin, sokakta yaşıyan, içinde bulunmuş oldukları yaşam düzeni ve hallerinden dolayı psikolojileri bozulan bissürü insanla karşı karşıya geldik. Bazılarıyla konuşup, anlamaya çalıştık. Hayatım boyunca farklılıkları zenginlik olarak görmüş bir insan olarak o gün bir travma geçirdim. Çünkü dünya görmemiş gibi hayatımızda ilk kez gördüğümüz durumlara şahit olduk ve saf bir insan gibi etrafa öyle bomboş bakıyorduk. Gecenin ilerleyen saatlerinde sıkıldık, zamanın geçmesi, güneş’in doğması için saniyeleri, dakikaları hesapladık. Bir yandan da kendimizi bu duruma nasıl soktuğumuzu, yaptığımızın delilik olduğunu bir birbirimize mırıldanıyorduk. Çok şükür ki beklenen zaman geldi ve Sabah Ezanı okundu. Arkadaşımla birlikte namazımızı kılmak ve camide dinlenmek için camiye doğru yol aldık. Koskocaman Taksim gibi bir yerde 2 katlı, bir binaya yapışık halde yapılmış eski ve durumu içler acısı olan bir cami görüntüsüyle karşılaştık. Abdestimizi alıp namaz kıldıktan sonra tesbihat için sırtımızı duvara yasladık. İmamın bizlere karamsar ve kötümser bir yüz haliyle baktığını görünce anladım ki imam bizim namazdan sonra camide dinlenmek amacıyla uzanacağımızı anladı ve bu duruma müsaade etmiyecek. Tesbihat bittikten sonra cemaatle tokalaştık tabi ki imamla da tokalaştık :) En çok sevindiğim şey ise cemaatin çoğunluğu taksim etrafında ki işletmelerde çalışan işçi kesiminden olduklarıydı. Fakat yabancı uyruklu olan ülkemize tatil amacıyla gelen 3 kişi daha da vardı cemaatte. Taksim gibi bir yerde dar bir caminin içinde kalabalık bir cemaatin olması da sevindiğimiz diğer bir durumdu. Herkes camiden çıktıktan sonra hafiften arkadaşla birlikte kendimizi duvara yaslayıp uyumaya başladık. Çok geçmeden evi caminin üst kısmında olan imam kameradan bizi görmüş olmalı ki gelip bizleri kapı arkası etti. Bende bu durumla karşılasınca içimden yav Allah aşkına neden böyle yaptın, bizi Allah’ın evinden neden kovdun diye düşüncelere daldım. O gündür bu gündür Taksimden geçince baş tarafta bulunan caminin önünden geçinde bu hatıram canlanıyor ve Taksime yakışır, büyük herkesin istifade edebileceği bir caminin yapılmasını ümit ediyorum.

Vesselam..

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.