KERMESLER MASUM DEĞİL

Sivil toplum, kamu ve özel sektörün dışında bir yapıda bulunan örgütlerin tümü. Eski bir Roma deyişinde olduğu gibi, “Nerede toplum varsa, orada hukuka ihtiyaç var.” Tam da bu ihtiyaçtan sivil toplumun da kendi içinde bir hukuku var. Sivil toplumu sarıp sarmalayan, büyüyüp yeşermesine fırsat veren veya engelleyen, devletten devlette, toplumdan topluma farklılık gösteren bir yapı.

Hukuk bir herkes için geçerli kurallar demeti. Hukuksuzluk ise herkese zarar verecek bir durum. Bugün sivil toplumun hukuksuz bir alanına değinmek istiyorum: Kermesler. Evet yanlış duymadınız. İlk bakışta çok sempatik gelen, “Eğitim, burs, hayır işi ne olacak ki?” deyip geçeceğimiz bir durum.

Kermeslerin üç noktada sivil toplum için sıkıntı yarattığını düşünüyorum.

İlk nokta, kermeslerin ticari hayata zarar verir mahiyette bir sektöre dönüşmesi. Örneğin bulunduğum ilçe olan Ankara Gölbaşı’nda merkezi lokasyonlarda yazın üç ay kermes düzenleniyor. Bu durum orada bulunan esnaf için kabul edilebilir bir durum değil. Haksız rekabet her şeyden önce. Esnafın vergisi algısı olmayan bu yapılarla mücadele edebilmesi pek mümkün değil.

İkinci nokta, kermesleri denetleyecek yapıların zayıf olması/olmaması. Örneğin bir esnafı hijyenden dolayı devlet denetlerken, kermesler için böyle yapılar öngörülmemiş. Unutmadan, kermesler sadece yiyecek de olmuyor. Kıyafet de oluyor. Hijyen sıkıntısı, toplumun sağlığı açısından önemli riskleri de beraberinde getiriyor.

Üçüncü nokta ise, sivil toplumun gelişimine devlet tarafından verilen zarar. Modern devlet, Anthony Giddens’ın deyimiyle soyut güven sistemleri üzerine kurulur. Öngörülebilirlik modern dünyanın özüdür. Sivil toplum bu noktada devletin öngörülebilir kurallarına tabi olmak yerine, kuralsız bir alanda çalışmalar gerçekleştirmektedir. Sivil toplumun kaynak geliştirmesi, Martı Derneği’nin 1980 Darbe Döneminden kalan Yardım Toplama Kanunu’nun değiştirilmesi için yaptığı çalışmalarda olduğu gibi, belirli yasal çerçevede devletin sağlayacağı imtiyazlarla şekillenmelidir. Koç Holding tanesi 2 TL’den 2000 kalem alacak, toplu aldığı için ucuza alacak, 1,5 TL’ye düşecek. Biz dernekler ise 10 tane alacağız. Tanesini 2 TL’den almak zorunda kalacağız. Toplu alma ölçeğine ulaşamayacağız. Gelişmiş ülkeler yok öyle yapma deyip, sivil topluma vergi imtiyazları tanıyor. Koç’a vergi yüzde 18 ise, sivil toplum örgütüne yüzde 4 diyor. Dahası, yardım toplamayı da oldukça kolaylaştıran bir çerçeve kuruyor. Türkiye’deki Yardım ToplamaMA Kanununda olduğu gibi, toplama-denetlemeyeyim demiyor.

Sözün özü, kermeslerle mücadele etmeliyiz. Kermeslerin gri alanları yerine, soyut güven sistemleri inşa etmeliyiz. Hukuk, hijyen ve gelişmiş sivil toplum Türkiye’ye değer.

Not: Google’a bağış yazınca 2.110.000 sonuç çıkarken, kermes yazınca 741.000 sonuç çıkıyor. Buradan yapılacak bir akıl yürütmeyle, sivil toplumun gelirlerinin en az üçte birlik kısmı kermesler tarafından sağlanıyor. Ortalama sivil topluma giden kaynağın Türkiye’de 2 milyar dolar olduğu tahmin edildiğinde, bu rakam 700 milyon dolar eder. Baya bir rant söz konusu anlaşılan. Üzerine daha fazla düşünmek dileğiyle.

Abdullah OSKAY kimdir?

Bir kamu kurumunda Dış Ticaret Uzmanıdır. Hayat Sende Derneği’nin kurucusudur. Koruyucu Aile, Evlat Edinme Derneği’nin Başkanı’dır. Koruma altındaki çocuklarla yaptığı çalışmalar ve ülkemiz sivil toplumun gelişimine verdiği desteklerle Bilgi Genç Sosyal Girişimci Ödülünü almış, JCI tarafından Senato Özel layık görülmüştür. Sabancı Vakfı tarafından Fark Yaratan seçilmiştir. Dünyanın en büyük sosyal girişimcilik ağı Ashoka Vakfı tarafından Ashoka Fellow seçilmiştir.


Originally published at www.projepanosu.com.