‘sakalofobi’ yıkılırken…

bu sabah otobüs beklerken, beklediğimiz otobüsün şoförünün epey uzun sakallı ortanın üstü yaşlarda bir amcamız olduğunu fark ettik durakta bekleşenlerle.

bir hanım ablamız otobüse binerken, memnuniyetsizliğini izhar etmek için sesli sesli iç geçirdi: “cık cık cık”…

güleryüzlü şöfor amcamıza selam vermek zaten içimden geçiyordu lakin önümdeki hanım ablanın bu üzüntüsü beni biraz daha teşvik etmiş oldu: selamun aleykum…

derken bir darbe de yine uzun sakallı olan benden geldi ablamıza. eksik kalan cüzlerimi okumak için telefonumdan kur’an uygulamasını açtım ve okumaya başladım.

sanırım ablamız pazartesi sabahı bu kadar yobazlığı zor sindirecek.

işin latifesi bir yana, iett’yi hassaten tebrik ediyorum, sakallı şöforlerin sakallarıyla birlikte çalışmalarına saygı gösterdikleri için.

toplumda sakalfobi gitgide yıkılıyor çok şükür. her ne kadar bunda hipster modasının ve televizyon dizilerinin de tesiri olsa da, toplumumuzun çoğulculaşması ve normalleşmesi adına önemli bir adım kanaatimce.

ilk sakallı bakan olan taner yıldız’ın da bu fobinin yıkılmasındaki payını unutmamak gerek.

umarım bir gün bunların konuşulmaya bile gerek görülmediği bir toplum oluruz yine…

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.