Image for post
Image for post
Görsel: www.varsity.co.uk/opinion/17961

Anlıyorum, aslında mazlumu bağrımıza basmanın, onlarla kavuşmanın bir fotoğrafını çekmek istiyoruz. Niyetimiz halis. Ama ne kadar iyi niyetle yapılıyor olursa olsun, mazlum coğrafyalara gidip çocukları fon olarak kullanıp fotoğraf çektirmek ve sosyal medya hesabında paylaşmak bence kaba bir davranış ve oraya götürülen yardımın ruhuna yakışmıyor.

Bu şekilde paylaşılan fotoğrafları görünce kendi çocuklarımın aynı karede olduğunu bir an düşünüyorum, rahatsız oluyorum. Kendi çocuğunun yüzünü sosyal medyada bu kadar rahat paylaşmayan biri başkasının çocuğunun da kendi çocuğu kadar özel olduğunun farkında olmalı. Çocuklar böyle fotoğrafların dekoru olmamalı.

Başka bir açıdan, çocuk yüzü mahremdir, bize emanettir. Çocuk reşit olmadığı için ondan izin alma imkanı da yok, bu sebeple çocukların fotoğraflarının umumi paylaşımı gelecekteki bir yetişkinin çocukluk yüzünü kendisinden izinsiz (ç)almak anlamına geliyor. Emanete yeterince sadakat göstermeden insani yardım yapmak ne kadar doğru tartışmak lazım. …


Image for post
Image for post

Çocukluk anılarımız önemlidir malum, birçok şeyi unuturuz ama çocukluğumuzdaki olayları, kişileri, küçücük sevinçleri ve ufacık travmaları dahi hatırlarız. Ayasofya Camii’nin 1934'te kapanması, o tarihte henüz 11 yaşında olan Türkiye Cumhuriyeti’nin de hiç unutulmayan bir çocukluk travması.

Nihayet bugün 86 yıllık özlem sona eriyor. 86 yıl önce milletin kalbinde açılan bir derin yara daha bugün kapanıyor. Yandaki hüzünlü ve solgun fotoğraf bugün yeniden çekilecek, daha renkli, daha canlı, daha coşkulu. Şükürler olsun, elhamdulillah, estağfirullah. :)

Bugün, ülkenin her kesimi için değer oluşturan bir barış günü esasen. Bu ülkenin kuruluşunda devlet ve millet arasına bilinçli veya bilinçsiz şekilde ekilen nice küslükten biri daha sona eriyor. Ayasofya Camii’nin yeniden açılışı, kapanmasıyla oluşan ve toplumun “öteki” kesimine fatura edilen dogmatik öfkeyi de söndürmüş oluyor. …


Video: Kar360 Haber

*Haber metni bir trafik kazasına yönelik betimlemeler içermektedir ve okuyucunun stres yaşamasına sebep olabilir.

Bir gece vakti, otobanın kenarında yürüyorum, henüz ay doğmamış. Yıldızlar, araba farları ve ambulansların ışıkları aydınlatıyor geceyi. Az ötede sağa çekip park ettiğim arabamızın dörtlüleri yanıyor, tedirginlik içinde beni bekliyor bizimkiler. Onlara olup biteni anlatacak takatim de pek kalmadı, kalan enerjimi yola vermeli, selamet içinde köye ulaştırmalıyım herkesi. Bismillah, yola devam.

İstanbul Esenyurt’tan kalkıp başka bir yere yola çıkan 5 kişi, Düzce civarında takla atan bir kartal’ın içinde, hepsi yaralı. İlk dakikalar. Henüz sadece yardımsever vatandaşlar ve bir polis ekibi var. Hekimseniz, güven içinde olduğunuz kendi aracınızın camından dışarıdaki kazaya bakıp geçemiyorsunuz. …

About

Abdullah Uçar

Meraklı biri. Okur-yazar. Öğrenmeyi, özetlemeyi, öğretmeyi pek sever. Tıp doktoru, en pratisyeninden. Halk Sağlığı doktora öğrencisi, en tembelinden.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store