Hiçbir şey bilmeden nasıl proje geliştirilir?

Öncelikle tekrardan merhabalar, beni şu yazımdan hatırlayanlar olacaktır. Bugün önceki yazımda söz verdiğim gibi Hiçbir şey bilmeden nasıl proje geliştirilir? hakkında düşündüklerimi yazacağım.

Öncelikle hiçbir şey bilmeyen bir öğrenci olduğumuzu varsayalım. Neden öğrenci diyorum çünkü hiçbir şey bilmeseniz bile en azından öğrenmeye aç olmanız gerekiyor. Ve bu kavramları düşününce aklıma öğrenci geliyor. Sizce de öyle değil mi?

Hiçbir şey bilmiyorsunuz diye hiçbir şey bilmemeye devam edeceksiniz diye bir durum söz konusu değil. Evet proje geliştirmek için hiçbir şey bilmenize gerek yok. Zaten her şeyi projeyi geliştirirken öğreneceksiniz.

Kendi alanımdan örnekler vermek istiyorum. Bilgisayar Mühendisliğine yeni başlamış öğrenciler ya da eski öğrenciler hiç farketmez bir proje geliştirmek istediklerinde (!) “ki böyle bir şey çok nadir gerçekleşir” öncelikle ne bildiklerini ve bu bildikleriyle neler yapabileceklerini düşünüp projelerini o alanda geliştirmek için çalışmalara başlıyorlar. Dolayısıyla kendi çerçevelerinin dışına çıkamıyorlar ve projeyi geliştirirken bir noktada takıldıklarında pes ediyorlar. Oysa hakkında hiç fikir sahibi olmadıkları konularda proje çıkarsalar daha ilk adımda takılacaklarından ve o takıldığı noktanın yapımının kolay olup olmadığını bilemeyeceklerinden projeye başladıkları zaman ne kadar zor olsada bu proje ile uğraşmaya devam edecekler. Eğer uğraştıkları şey hakkında daha önceden bir fikir sahibi olsalardı “oo bunu yapmak için aylarca uğraşmak(!) gerek” diyip kestirip atacaklardı.

Bizim alanımızda yeni bir şey öğrenmek için o teknolojinin yeni çıkmasına gerek yok. Adını ilk defa duyduğunuz bir proje 2004 yılından beri geliştiriliyor olabilir. Mesela ben yakın zaman önce ELM diye bir dil olduğunu öğrendim. Vikipedia’da açıklaması şöyle “Elm is a functional programming language for declaratively creating web browser-based graphical user interfaces.” yani diyor ki ELM, tarayıcı üzerinde çalışan GUI tabanlı fonksiyonel bir programlama dili. Bu dil 2012 den beri geliştiriliyormuş. Fakat ben bunu yeni duydum ve en kısa zamanda bu dil ile bir proje geliştirmeyi düşünüyorum. Bak ne güzel işte hakkında hiçbir fikir sahibi olmadığım bir dil ile yeni bir proje geliştireğim.

Peki ya proje bitmez ise?

Beni dinlediniz ve hakkında hiçbir fikir sahibi olmadığınız bir geliştirme ortamıyla proje geliştirmeye başladınız. En ufak şeyi yaparken bile takıldınız saatlerinizi harcadınız ortaya adam akıllı bir şey bile çıkmadı. Artık pes etme noktasına geldiniz. Nerden dinledim bunu diye yakınmaya başladınız. İşte o noktada sizi pes ettiren şeyin ne olduğunu bulun.

Mesela bir örnek verecek olursak, Türkiyede yaşayan insanların alışveriş kültürünü ortaya çıkarmak için büyük bir online satış sitesiyle anlaştığımı düşünelim.Projeyi ELM dili kullanarak yapmayı düşündüm.Projeye başladım kullanıcı profillerinin şablonunu oluşturdum. Fakat şirket bana üyelerinin alışveriş profillerini sadece kısıtlayarak verebileceklerini söylediler. Örneğin adı soyadı aldığı ürünler ve ürünün teslim edildiği il. Fakat bana daha detaylı bilgiler gerekiyordu. Mesela tc-kimlik numarası. Bunun için internetten ufak bir araştırmayla elde edilen dev veritabanı dosyasını ELM ile yazdığım projeye ve şirketin vereceği veriler ile nasıl entegre edeceğimi bulamadım. Daha sonra sorunun bu olmadığını büyük veri dosyalarını nasıl işlemeliyim sorusuna cevap aramam gerektiğini öğrendim. Bu konuda da hiçbir fikrim yoktu. Fakat bu konuda fikir sahibi olan birileri mutlaka vardır diye düşündüm. Gerek internetten kaynak araştırarak gerekse internetten insan araştırarak yani bu konu üzerinde daha önceden çalışma yapmış insanları bularak onlardan yardım istemeyi denedim. Ve sonunda projenin bu kısmını da halletmiştim. Fakat karşıma bir sürü problem daha çıktı.

Demem o ki sıkıntılar her zaman karşımıza çıkacaktır. Önemli olan bu sıkıntıları aşabilmek. Hangi yolla aşabiliyorsam o yol benim için doğrudur.

Gelecek yazımda başlıkta da belirttiğim gibi Stajyer’in kabusu: Staj yapacağın şirketi seçmek. hakkında bir şeyler karalayacağım. Takipte kalın.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.