DAVETİYE

İnsan hiç düğün davetiyesi alınca ağlamaya başlar mı ya? Diyeceksiniz ki tabi başlar. Sonuçta bekarsan, neden ben evlenemiyorum diye ağlarsın mesela ki, birçok kadın için çok geçerli sebeptir.

Şimdi ben zaten evlenip boşanmışım. Hiç evlenmediysen daha kötü. Neye benzediğini bile bilmezsin, umutlanır durursun. Neyse evlilik meselesine girmeyeceğim. Benim derdim davetiye ile. Çünkü üzerinde bir sürü tarih yazılı idi aldığım davetiyenin. Şu tarihte doğdular, şu tarihte tanıştılar, şu tarihte nişanlandılar, evlerini aldılar ve nihayet evleniyorlar diye.

Oturup kendi durumumu düşündüm. Haftalardır yazıp durduğum ilişkimle ilgili, bir davetiye basmaya kalksam, üzerine yazılacak tarihlerin o kadar haddi hesabı yok ki davetiyeye sığmaz, poster yapmak gerekir. Doğdular, ilk tanıştılar, ikinci kez birleştiler, üçüncü kez karşılaştılar, dördüncü kez birleştiler, beş, altı, yedi sonsuza gider.

Zaten bu sürenin sonunda bizimki nikah değil, olsa olsa cenaze bildirimi olur. “Çok sevdiler ve nihayet ebediyette birleştiler”.

Gece gece sinirim bozuldu iyi mi?