DENGE YASASI ya da BEBEKLİĞİNİ ARAYAN EVREN

Büyük patlamadan hemen sonra fotonlar, nötrinolar, elektronlar ve kuarklar oluştu. Evrenin sıcaklığı düşerken, kuarklar buluşarak proton ve nötronları oluşturdular. Protonlar yörüngelerine birer elektron bağlayarak hidrojen atomlarını meydana getirdiler. Sonra iki proton ve iki nötrondan oluşan çekirdek, yörüngesine iki elektron bağlayarak helyum atomlarını meydana getirdi. Gaz halde bulunan hidrojen ve helyum atomlarının yoğun olduğu bölgelerde oluşan gaz bulutları, kütle çekim kuvvetinin etkisiyle yıldızları ortaya çıkardı. Yıldızlar ve gaz bulutları uzayın belirli bölgelerinde toplanarak galaksileri meydana getirdiler.

Dev yıldızların çekirdeklerinde, artan basınç nedeniyle başlayan hidrojen yanması, helyum yanmasıyla devam edip uranyum üretilmesine vardığında, uranyumla birlikte onlarca atom çeşidi üretildi.

Enerji, büyük patlamadan sonra uzaya tümden ısı ve ışık olarak saçılmadığı gibi çeşitli parçacıklardan oluşan toz yığını olarakta saçılmadı. Protonlar ve nötronlar güçlü çekirdek kuvvetle birbirlerine bağlanıp çekirdeği meydana getirdiler. Elektromanyetik çekim kuvvetiyle protonlar ve elektronlar dengeli bir yapı içinde buluşurken çeşitli element atomları meydana geldi. Radyoaktif atomlar, uyumsuzluğa neden olan yapılarındaki fazlalıklardan, ürettikleri zayıf çekirdek kuvvet aracılığı ile kurtularak dengeli atomlara dönüşüyorlar. Kütle çekim kuvvetiyle gaz bulutları ve yıldızlar oluştu. Yine kütle çekim kuvveti aracılığıyla yıldızlar ve gaz bulutları galaksileri oluşturdular. Süpernova olarak patlayan dev yıldızlar nötron yıldızına ve kara deliğe dönüşüp, sahip oldukları güçlü çekim kuvvetiyle ışık dahil etraflarındaki her şeyi yutuyorlar.

Bütün bu cisimler tam dengede olmadıkları için etraflarına az ya da çok güç uygularken, gaz halde bulunan argon, başka atomlarla etkileşime girecek artı ya da eksi güce sahip olmadığı için dengede. Bu yüzden argon atomları birbirleriyle ve başka element atomlarıyla etkileşimde bulunmuyor, bileşik oluşturmuyorlar. Atmosferdeki argon atomları bileşik oluşturacak fazladan bir güce sahip olmasalar da, uzaya kaçamadıklarına göre, yer çekimi kuvvetinin etkisi altındalar.

Büyük patlamayla ortaya çıkan parçacıklar, atomlar ve madde kütleleri denge arıyorlar. Madde bu arayışını dört kuvvet aracılığı ile gerçekleştiriyor. Elektronların çekirdek etrafındaki hareketi, gezegenlerin Güneş etrafındaki hareketi, gaz bulutlarının ve yıldızların galaksi merkezi etrafındaki hareketi ve Dünya’nın levhalarının manto yüzeyindeki hareketi dengede olma çabasıdır. Bu nedenle kuvvetler; maddenini anlamlı bir bütünlük içinde dengede olmak için seçtiği varoluş halleridir. Büyük patlamadan sonra oluşan kuark çorbasından atomların oluşması da, ilk okyanusun organik çorbasından canlı hücrelerin meydana gelmesi de, maddedeki denge arayışının sonucudur. İnsan da bu arayışın sonucunda varoldu.

Madde için denge ne kadar önemliyse canlılar için de o kadar önemli. Hayvanlar ve bitkiler, dengeli olabildikleri belirli bir simetriye sahip olduklarında varlıklarını sağlıklı sürdürebilirler. Denge, insan için de çok önemli. Dengede olup olmadığımızın bilincinde olabilmek ve dengemizi koruyabilmek için kulağımızda ve beynimizde, bu işle görevli merkezlere sahibiz. Davranışlarımızda, düşüncelerimizde ve başkalarıyla ilişkilerimizde hep dengeli olmaya çalışırız.

Gezegenlerin Güneş çevresindeki yörünge dağılımında sergiledikleri estetikte, doğada ve uzayda gözlemlenen estetikte maddedeki denge arayışının sonucudur. Atomların, yıldızların, gezegenlerin, galaksilerin ve evrenin köşeli değilde küresel hacimlere sahip olmasının nedeni de yine maddenin ve evrenin denge arayışının sonuçlarıdır.

Büyük patlamanın ortaya çıkardığı enerjiyle başlayan evrenin genişlemesi, kara deliklerin birleşmesiyle oluşacak büyük kütle çekim kuvveti tarafından durdurulacak. Sonra evren tekrar bir enerji topuna dönüşecek. Kütle çekim kuvvetiyle enerji topuna dönüşen evren tam bir dengeye kavuşacakken, oluşan basınç, yeni bir büyük patlamaya neden olacak. Çünkü büyük patlama; enerji yumağının iç basıncı, kütle çekim kuvvetini ya da enerjiyi birarada tutan kuvvet herneyse onu yendiği anda gerçekleşti. Bu yüzden evren, büyük patlamadan önce tam bir dengeye ulaşmış olamaz.

Evren genişlerken uzaya saçılan enerji maddeye dönüşüp atom , yıldız, galaksi, gezegen ve insan halinde birleşerek denge arıyor. Büzülürken de enerji yumağına dönüşerek dengeye kavuşmayı hedefliyor.

İnsan, ömrü boyunca denge ararken, evren de, nefes alıp verdikçe denge aramaya devam edecek.

Higgs parçacığını ortaya çıkaran bir kuvvet var mıdır ya da madde dört kuvvetin dışında başka kuvvetlere de sahip midir? Kuvvetler farklı kutuplu parçacıkların etkileşimlerinin sonuçlarıdır. Farklı kutuplu parçacıkların yeni kompozisyonları oluşturulursa, madde yeni kuvvetler üretebilir.

Büyük patlamadan önce enerji yumağı futbol topu büyüklüğünde miydi,10 metre yarıçapında bir küre miydi yoksa daha mı büyüktü? Kesin olarak bilmiyoruz. Fakat büyük patlamadan sonra evren, saniyeler içinde binlerce, yüz binlerce, milyarlarca kilometrelik yarıçaplara ulaştı. Evrenin hacmi büyürken yoğunluk ve sıcaklık düşmeye devam etti. Genişlemeyle birlikte enerji, farklı sıcaklıklara ve farklı yoğunluklara sahip olduğu her bir aşamada kuarkları, elektronları ve başka parçacıkları meydana getirdi. Çünkü, evrendeki bütün madde kütlelerini ve enerjiyi doğuran on metre yarıçapındaki bir enerji yumağı; sahip olduğu o büyük yoğunluk içinde, kuarkları ve elektronları ve başka parçacıkları oluşturacak kodları taşıyor olamazdı. Bulutların taşıdığı su buharı soğuk havayla karşılaştığında su, kar ve buza nasıl dönüşüyorsa ya da yıldız çekirdeklerindeki yanma sırasında farklı sıcaklıklarda farklı element atomları nasıl meydana geliyorsa, büyük patlamadan sonra da aynı şekilde farklı sıcaklıklarda ve basınçlar altında kuarklar, elektronlar, nötrinolar ve başka parçacıklar oluştu. Aynı zamanda bütün bu parçacıklar; büyük patlamadan önce enerjiyle birlikte, enerji yumağını birarada tutan kuvvetin de bölünerek cisimleşmiş halleridir. Bu yüzden maddeyi etkileyen ya da maddenin ürettiği kuvvetleri, bir ana kuvvetin yan kolları olarak görüp büyük alan teorisi ya da büyük bileşik kuram isimleri altında tekleştirmeye çalışmak boş bir çabadır.

İnsan çocukken hemen büyümek ister, büyüyünce de çocukluğunu özlemeye başlar. Büyük patlamayla doğan evren hızla genişliyor, genişledikten sonra da kütle çekim kuvvetiyle küçülmek istiyor. Evrenin kütle çekim kuvvetiyle bebekliğini aramasıyla insanın çocukluğunu özlemesinde ki benzerlik bir tesadüf mü yoksa evrenin birer parçası olmamızdan mı kaynaklanıyor?

Enerji yumağının oluşumuna ve büyük patlamaya eğer bir dış etken neden olmadıysa, genişleme ve büzülme evreleri evrenin varoluş halleridir.