Umut Vural Ve Adgager Hakkında Her Şey!

Adgager! Dünyayı değiştirmek için yaratılmış bir platform. Bu platformun içinde bulunan herkesin eminiz ki merak ettiği konular vardır: Her şey nasıl başladı, nasıl gelişti ve nereye gidiyor? İşin iç yüzü nasıl işliyor? Ben bu platformda tam olarak neredeyim? İşte bütün bu soruların cevapları için artık bir kaynağımız var! Adgager’ın kurucusu ve CEO’su olan Umut Vural ile -aklımıza takılan sorular oldukça tekrar tekrar açıp bakılası bir kaynak oluşturmak adına- röportaj yaptık.

Dikkat! Aşağıda Okuyacaklarınız Aşırı Bilgi İçerir

O soğuk ve sıkıcı röportajlardan olmasın, bizim farkımız hissedilsin dedik ve itina ile kurgumuzu hazırladık. Sadece metin okumak olmasın, hatta istenildiğinde her bölüme ayrıca ulaşılabilsin diye röportajı hem bölümlere ayırdık hem de videolar ile ölümsüzleştirdik. Gerçek bir kaynak gibi, her kategoride ne konuşulduğunu vurguladık. Hem çok keyifli hem de çok faydalı bir sonuç çıktığını düşünüyoruz. Haydi, artık bilinmeyen kalmasın ve bilmenin tadını çıkartmaya başlayın ama başlamadan önce bilin ki: Aşağıda Okuyacaklarınız Aşırı Bilgi İçerir.

Cesarete Ve Harekete Umut’sal Yaklaşım

Başlangıcı sıcak ve samimi bir ortam olsun diye, aracımızın içinde, İTÜ yollarında yaptık. Bu aynı zamanda “Hikayemizde Adgager’ın yola çıkışını inceliyoruz.” göndermesi oldu. Çekilmeyen İstanbul trafiğini hiç hissetmedik bile.

Klasik Bir Kısa Özgeçmiş İle Başlayalım Mı?

1981 yılında İstanbul’da doğdum. Mahalle çocuğu olarak, çok uzun süre o sıcaklığı samimiyeti yaşayarak büyüdüm. Ondan sonraki süreçte tabii okul, üniversite vs. derken biraz o hayattan koptum. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nde elektrik -çok alakasız bir bölüm- okudum. Zaten okulu bırakıp döndüm ve kendi işimi yapmaya 2000 yılında, 19 yaşındayken başladım. Web siteleri yapardım. Küçük html web siteleri yapıp satardım. Birkaç defa, birkaç web sitesi, forum ve portal girişimim oldu. Biraz para da kazandım.

2006 yılında web sitesi yapa yapa e-ticaret ile ilgilendim ve doremusic’te çalışmaya başladım. Doremusic, o zaman Yamaha’nın Türkiye distribütörüydü. Şirketin bir e-ticaret platformu vardı ama o yıllarda aktif değildi. Gerçi e-ticaret o zamanlar Türkiye’de de aktif değildi ve e-ticaretle ilgili çalışmalarım başladı. Haliyle e-ticaret ile bir şeyler satabilmek, dijital pazarlamayla ilgili çok fazla öğe barındırıyor. 2013 yılına kadar burada çalıştım. 2014 yılının başında kendi dijital pazarlama ajansımı kurdum. Yani profesyonel hayatımda hep pazarlama ile ilgili çalıştım. 2015 yılının sonunda pazarlama araştırmasıyla ilgili bir problem olduğunu düşündüm. Bu problemin çözümü için de bir fikrim vardı ve Adgager hayata geçti.

İşte Adgager’ın Doğuşu

Hayata Geçmesi Ne Kadar Sürdü? Bu Aşamada Yanında Kimler Vardı? Günde Kaç Saat Çalıştın?

2015 yılının Haziran ayında ben, hala kendi dijital pazarlama ajansımda çalışıyordum. O zaman şöyle bir strateji belirlemiştim. Günü ikiye böldüm, sabah 7.00’da ajansa geçiyordum, 14.00’a kadar ajansın tüm işlerini bitirip Adgager ile ilgili çalışıyordum. Yeri geldi günde 16–18 saat arası çalıştığımı hatırlıyorum. Ama çok çalışmak değil de verimli çalışabilmek önemli bence. Ar-Ge çalışması çok uzun sürdü çünkü bizim için.

İlk başlangıç aşamasında şöyle bir şey oldu. Ekibimizden Eren Yağmuroğlu ile Starbucks’ta otururken ona dedim ki “benim böyle bir fikrim var”, sunumu da hazırladım hatta ona göstermeden önce. Sunumu yaptıktan sonra bana artist bir şekilde — çok artisttir kendisi — “Abi saçmalama ya öyle şey mi olur. Neden yapsınlar?” dedi. Sonra biraz daha detaylara indik, onun tabiriyle daha cool bir marka yarattık. Ondan sonraki süreçte işin içinde olmaya başladı Eren. Sonra Mahir katıldı aramıza. Mahirle beraber İTÜ’de beraber çalıştık bir süre. Sonra Mahir kendi hayallerini gerçekleştirmek istediğini söyledi bana ve ekibimizden ayrıldı. Fakat Mahir hala birçok konuda bizimle beraber ve fikir alışverişi yaparız.

Galiba Haziran ayında da yazılımcımız Besim aramıza katıldı. Şirket ortağı oldu. En çok çalıştığım, en fazla dirsek dirseğe sabahladığım adam da Besim Vatan oldu aslında. Ama ekibin çekirdeği Eren Yağmuroğlu, Besim Vatan ve ben olduk. Temmuz ayında da sağ olsun Ayşe Topçu bize bir fikirken inandı ve aramıza katıldı. Tabii mental olarak her zaman yanımda olan eşim ve ailemi de unutmamalıyım.

Finansal Kısmıyla İlgili Ayşe Topçu Mu Yardımcı Oldu? Maddi Desteği Kimden Alarak Bu Taşın Altına Elini Koydun?

Aslında evet. Şöyle ki, dijital pazarlama ajansından oluşan birikimlerle ben bir finans ayırmıştım 2015 yılının sonunda. O parayı, hızlıca ürünü çıkarabilmek için kullanabileceğimi düşünüyordum ama öyle olmadı. Yani bir şekilde Ar-Ge çalışmaları çok uzun sürdü. Bir imaj tasarladık, birçok değişkeni düşünmek zorundaydık. Dolayısıyla zaman ve para yetmedi. Ondan sonraki süreçte sevgili Ayşe Topçu sadece maddi olarak değil, manevi olarak da birçok destek verdi bize. Çünkü pazarlama araştırması konusunda çok tecrübeli. Dolayısıyla, bize çok şey kattığını düşünüyorum. Fakat maddi olarak da bizi ateşleyen güçlerden biri de oldu tabii ki.

Ayşe Hanım ile Nasıl Tanıştınız? Birlikte Çalışma Kararı Nasıl Verildi?

Başlangıçta Ayşe Hanım yatırımcıydı. Yatırımcı kimliğiyle bizimle görüştü ama daha sonra artık bir ortak, bir iş geliştirici bir co-founder oldu. Şöyle oldu, Ayşe Hanım bir İTÜ Çekirdek mentoru. Bir gün çok hatırlamıyorum ama, biz geç kalmış olamayız, ben saatlere takılı bir adamım, o da geç kalmadı ama sistemsel bir problem yüzünden bizim yarım saatlik görüşmemiz 10 dk. ya indi. Ben 10 dk. içinde Adgager’ı anlattım ona. Yani ne yapmak istediğimizi anlattım. Dünyayı değiştirmek için bir şeylere ihtiyacım olduğunu söyledim. O da sağ olsun çok inandı bana.

Sonra biz ürün ile ilgilenirken bir süre görüşemedik. Tekrar görüştüğümüzde bazı geliştirmeler yaptık beraber. Oturduk masaya, yaklaşık 45 dk’lık mentorluk görüşmemizi 2 saatte bitirdik. Projeye çok inandığını ve gözlerinin parladığını görebiliyordum o zaman. O da benim gözümdeki parlaklığı görmüş olacak ki beraber hareket etme kararı aldık. O zamandan beri beraberiz. Dediğim gibi bir yatırımcı kimliği ile aramızda değil artık. O bir ortak ve çok yardımcı oluyor bize bazı konularda. Arabada söylediğim gibi pazarlama araştırması kanalında inanılmaz tecrübeli. Dünyada 20 ülkede pazarlama araştırması yapmış bir tecrübe. Bizim için de çok büyük bir şans.

Beyin Fırtınaları Adgager İçin Kopuyor…

Bir Fikrin Anatomisi: Adgager

umut vural

Bu bahsi geçen fikir, Umut’un uykularını kaçırmaya başladıktan sonra aslında tohumları da ekilmiş. İlk filizlerini ise ünlü bir kahvecide sunum yaparken vermiş. Biz de Adgager’ı bir kahvecide konuşalım istedik. Nereden bilelim, belki bir gün o kahveciden daha ünlü oluruz!

Adgager Müşterileri Her Ne Kadar Markalar Olsa Da, Temelinde İnsanın Olduğu Bireysel Fikre Değer Veren İnanılmaz İnsancıl Bir Proje. Nasıl Hedeflerin Var? Bu Hedefleri Ne Kadar Zamanda Gerçekleştirmeyi Planlıyorsun?

Fikir ilk aklımıza geldiğinde bir problemi çözmekti amaç. Ama şu anda içerideki akış ve Gagerlar’ın yetenekleri, aslında bize proje aşamasında, projeyi geliştirirken, amacını da değiştirtti. Biz şu anda dünyayı değiştirmek istiyoruz. Çok küçük fikirlerin, çok küçük değişikliklerin dünyayı değiştirebileceğine inanıyoruz. Amacımız dünyayı değiştirmek. Bu, çok kısa vadede yapabileceğimiz bir şey değil. Böyle yavaş yavaş sindire sindire birçok şeyi kontrol ederek ve planını yaparak bu proje hızlanacak. Şu anda Gagerlar’ın (takım arkadaşlarımızın) bu motivasyonu aldığını düşünüyorum. Bundan sonrakilerin alması için de bu mottoyu, bu hedefi, herkesin bizimle beraber hissetmesi için de elimizden geleni yapıyoruz. Sonuç olarak; evet, biz dünyayı değiştirmek istiyoruz!

Bir Duruşumuz Ve Bir Tavrımız Olduğunu Milyonlar Bilsin

Taptaze Capcanlı Bir Kuruluşsunuz Ve Tüm Bu İşleri Yapan Çekirdek Kadronuz Çok Genç. Bu Hızlı Büyümenin ihtiyaç Duyduğu Enerjiyi Sağlamak İçin Büyük Bir Avantaj Ama Yine De Bunun Oluşturduğu Korkuların Var Mı?

Aslında korku demek doğru değil. Evet, benim ekibim çok genç ve genç olmalarından da çok mutluyum ama tecrübeli arkadaşlarım da var benim yanımda. Eren Yağmuroğlu bunlardan biri. Besim yine onlara nazaran benim yaşıma yakın. Yine blogun yetkililerinden Merve, kurumsal hayatı ve çalışma prensipleri olan, sorumluluk bilinci ile çalışan biri. Aslında içerideki herkes öyle ama “genç olmaları problem teşkil edebilir mi?” sorusunun cevabını verecek olursak; etmiyor. Hepimizin motivasyonu aynı. Çünkü hepsi bir Gager. Gager olduktan sonra benimle iletişime geçip ekibe katıldılar. Biraz onlara kendimi ve Adgager’ı anlatabildiğimi düşünüyorum. Çünkü onların bana attığı mesajlar sonunda onlarla iletişime geçtim ben ve sonunda da bizim ne yapmak istediğimizi anladıklarını düşünüyorum. O görev ve sorumluluk bilinci ile hareket ediyorlar. Hepsi cengaver gibi. Tabii önümüzdeki süreçte ekipten ayrılanlar olabilir, ekibe yeni katılacaklar olabilir. Bu hayatın gerçeği ama şu anda yaşadığımız süreçte tanıştığım ekip bence inanılmaz. Hepsini çok seviyorum ve kendimi çok şanslı hissediyorum.

Ekiple çeşitli gruplarımız var; whatsapp, mail vs ile sürekli iletişime geçiyoruz. Ben herhangi bir şey istemeden birçok fikir üretilip karşıma geliyor ya da Adgager’a sunuluyor. Aslında bence başarı bu, yani ekipten birilerinin, kimsenin isteği olmadan, bir şeyleri geliştirmek istemesi. Böyle şeyler okuduğumda inanılmaz mutlu oluyorum. Çok saçma bir fikir de olabilir, çok muhteşem bir fikir de olabilir, ama sonuçta bunu yazan, bunu düşünen, bunun için zaman ayıran bir ekip arkadaşı bence başarının kendisi. Yani hiç bir şekilde kendimizi anlatamayacağımız zamanlar da olacak Adgager’da, ama benim şu andaki başarı kriterim ekibin bu kadar motive olması. Biz Gagerlar’ın fikirlerini bu kadar değerli kılarken, tek tek okurken, ekipten çıkan fikirleri görmezden gelmek kendi özümüzü inkar etmek olurdu. Ayrıca şunu da belirtmeliyim; bundan sonra ekibe dahil edeceğimiz, bizimle birlikte çalışacak herkesi de Gagerlar arasından seçmek şeklinde bir planımız var. Bu iş ortaklığı olabilir, bu ekibe dahil olmak olabilir. Fark etmez… Hepsi Gager olmalı.

Bomba Gibi 2 Çekilişle Dikkat Çektiniz. Üstelik Tüm Masraflar Adgager’a Ait. Bu Karara Nasıl Varıldı? Sponsorunuz Var mı? Çekilişlerin Devamını Görebilecek Miyiz?

Tabii göreceğiz. Önümüzdeki süreçte Paris’te hafta sonu var aralık ayına planladığımız. Onu kısa zamanda eklemeyi düşünüyoruz. Sponsorumuz yok ve bunları düşünürken sıradan şeyler olmasın istedik. Yani birilerini Türkiye içinde de bir yerlere gönderebilirdik. Ne bileyim, belki küçük bir Balkan turu da planlayabilirdik ama gidip Los Angeles’ı görsünler istedik; Harvard’ın kokusunu alsınlar, Harvard’da neler oluyor, ona bir baksınlar istedik aslında. Paris’te bir hafta sonu belki bu kriterlere çok uymuyor ama orada da biraz romantizm katmak istiyoruz işin içine. Çünkü Gagerlar’ın arasında çok fazla evli var, yorumlarından yola çıkarak çok fazla romantik olduğunu düşündüğümüz Gager var. Onlara güzel bir hediye vermek istiyoruz. İşte Paris’te hafta sonunu bu yüzden planladık. İnşallah önümüzdeki günlerde de lanse edeceğiz.

Sistemde Proje Yanıtladıkça Kazanılan GAG’lerle “Hayata Renk Ver Derneği”ne Bağış Da Yapılabiliyor. Bu, Sosyal Sorumluluk Konusunda Hem Gagerlar’ı Teşvik Hem De Farkındalık Oluşturmak Adına Harika Bir Fikir. Başka Alanlarda Hizmet Veren Dernekler De Olacak Mı Sistemde? Bu Da Senin Fikrin Miydi?

Evet bana aitti ve başka dernekleri de göreceğiz. Bunu hep istiyordum. Hatta şunu da istiyordum; çok iyi projelere GAG ile yardım yapalım. Mesela İTÜ Çekirdek’te çalışan, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Kuluçka Merkezi’nde çalışan çok iyi projeler biliyorum. Türkiye’nin Kuluçka Merkezlerinde nakit ihtiyacı olan projelere, Gagerlar aracılığı ile nakit akışı sağlayalım şeklinde bir fikrim de var. Bunu da inşallah hayata geçireceğim ama bağış konusunda, Hayata Renk Ver Derneğinden sonraki süreçte Gagerlar’ın isteği şu; hayvan hakları ile ilgili derneklere bağış yapabilmek. Onunla ilgili çalışmalarımız sürüyor ama önce Gagerlar’ın Hayata Renk Ver’e yaptığı bağışları yerine ulaştırmak istiyoruz. Bir sonraki hedef, yeni bir dernek ve onlara bağış yapabilmek. Burası ile ilgili birkaç geliştirme var. Biz Gagerlar’ın eğitim almasını da istiyoruz. Yine içerideki paralarını kullanarak eğitim satın almalarını, o eğitimleri görmelerini istiyoruz ve belki de birkaç Adgager’a özel ürünün GAG ile satın alınabilmesini istiyoruz. Bunlar tabii hep geliştirme ve gerçekleştirmek için çalışıyoruz.

Biriken Bağışlar Seni Mutlu Ediyor Mu? Bağış Oranı Nedir?

Son olarak bakmadım ne kadar bağış var. En son kontrol ettiğimde 2.400 TL gibi bir rakam vardı. 5.000 TL’ye kadar birikmesini bekliyorum. 5000 TL olduğunda Hayata Renk Ver’e aktarmak istiyorum. Aslında dernek yetkilileri ile konuştuğumuzda bu kadar kısa sürede bu miktarda bir bağışın, kendi networklerinde toplanmadığını söylemişlerdi. Bu bizim açımızdan inanılmaz bir şey. İnsanlar hem bir şeyleri değiştirip, hem bir şeylere yardımcı olabiliyorlar. Yani aslında Hayata Renk Ver Derneği, uzun süreli hastalık geçiren çocukların umudu oluyor. Onların hayatına renk veriyor. Gagerlar’ın da onların hayatına renk katıyor olması bence inanılmaz.

Gager’lık, Tutku Ve Heyecan Hakkında Biraz Daha Detay

@itublog

Gager olmak bir tutkudur ya hani. Bunu hepimiz o harika Gager videolarınızda gördük. Peki, biraz da Adgager’ın görünmeyen tarafında, Gagerlar acaba nasıl katkılarda bulunuyorlar? Onu anlayalım. Bu bölümü, artık projenin şekillenme kısmını tamamlayıp, Gagerlar’ı doğurduğu yer olan İTÜ Çekirdek’te yaptık.

Gager Olmak Ya Da Olmamak!

Gagarlar’ın Prototip Ürünleri Kullanarak, Tadım/Tanıtım Günlerine Katılarak, Ürün Geliştirmeye Katkı Sağlamaları Gibi Düşünceler Var Mı?

Tabii ki var, çünkü bu da bir değiştirme işi aslında. O ürünlerle ilgili fikirlerini açık bir şekilde beyan etmeleri için onları test etmeleri gerekebilir. Böyle bir eklenti şu anda kuruyoruz “görevler” şeklinde. Bu görevleri kabul eden Gagerlar’a test ürünleri gidecek ya da onlar kabul ederlerse belli bir yere gelip belli bir lokasyonda ürünlerin kullanımını, tadımını, belki görüntüsünü test edip geri dönüş verecekler. Bu yapılacak maddelerin arasında bulunan bir geliştirme. Gagerlar, çok yakında görevler şeklinde bir başlık görebilirler. Belki bir telefon, belki bir çikolata test ederek fikirlerini verebilirler. Çok uzak değil…

Yüzünü Hiç Görmeden Adgager’a Tutulmuş Olduğunu Hissettiğin Gagerlar Var Mı? Bugüne Kadar Aldığın En İlginç Geri Bildirim Neydi?

Şimdi burada muhatabı sen de olacaksın ama var, hem de oldukça fazla var. Adgager’a duygusal olarak bağlandıklarını bildiğim, bunu bana ve ekibe yansıtan birçok Gager var. Bize gelen maillerin bütün ekip tarafından okunmasını istiyorum, Gagerlar’ın o ateşi hissetmelerini istiyorum. Gerçekten heyecanlı mailler ve mesajlar alıyoruz. Bazen gözlerimin yaşardığı oluyor mesajları okurken. Duygusal bağ oluşturan ciddi bir kitle var. Adgager’ın yapısını seviyorlar. Biz de onları seviyoruz, onları -her zaman söylediğim gibi- takım arkadaşı olarak görüyoruz ve onların bizim yola çıkarken düşündüğümüz dünyayı değiştirme fikrini hayata geçirmek için en büyük değer olduklarını düşünüyoruz. Çünkü biz sadece bir ateşin ucunu yaktık ama bombayı onlar patlatacak.

Bu Kadar Heyecan Dolu Gager Olmasa Bu İş Böyle Çığ Gibi Büyümezdi. Peki, Bir Şeyleri Değiştirirken Gerçekten Bir Gün Gelecek Ve Dünyaya Dokunabilecek Miyiz?

Evet dokunacağız. Dokunmamız gerekiyor hatta şu anda dokunmaya başladık. İnsanların kafalarında soru işaretleri oluşturmaya başladık. Biz gerçekten pazarlama araştırmasını doğru mu yapıyorduk acaba? Bu, insanların kafalarında bir soru işareti oluşturdu aslında. Soru işaretini biz başarıya dönüştürebilirsek dünyayı değiştirmiş sayılırız. Bir reklam kampanyasının değiştirebilirsek, o markanın üretim şeklini değiştirebilirsek, paketini değiştirebilirsek, bize sunulan hizmetin kalitesini artırabilirsek zaten dünyayı değiştirmiş oluruz. Herhangi bir ürünün sunum şeklini değiştirmek ya da bir girişimin fikrini şekillendirebilmek, dünya adına küçük bir şey olabilir ama belki o fikrin bir unicorn olmasını, çok büyümesini sağlayabilir. Dolayısıyla dünyayı değiştirmemek için bir engelimiz yok. O ışığa dokunmadan bırakmayacağız!

Tutkulu Gagerlar’ın Adgager’a Etkisi

Proje Demek Özgürlük Demek

@nikolayFrolochkin

İTÜ Çekirdek’te devam eden konuşmanın bu bölümünde gürül gürül özgürlüğü tadacağımız projelerde merak edilenleri konuştuk.

Ekip Olarak Gagerlar’dan Her Gün Yoğun Bir Mail Trafiği Alıyorsunuz. Özellikle Projeye Aç Gagerlar Ekiple Sürekli Temas Halinde. Projelere Bu Kadar Yoğun İlgi Olmasını Hangi Sebebe Bağlıyorsun?

“Neden daha fazla proje gelmiyor” mailleri alıyoruz. Yani biz olabildiğince proje göndermeye çalışıyoruz zaten. Beta projeleri oldukça sık gönderdik bir süre ama sonuçta belli bir zamana kadar para kazanan da bir sistem yoktu. Biz kendimizi anlatmakla uğraşıyorduk o sürede. Proje nasıl oluşur, nasıl çıkar, neyi değiştireceksin, neyi geliştireceksin, senden ne isteyebiliriz, aslında hep bunları anlatmak istedik beta projelerle. Biraz da anlattık sanırım. Şu anda daha iyi oturdu ama benim isteğim de Gagerlar gibi projelerin hızlanması. Günde 3 tane projeyi görmeli bir Gager. Yani ayda 90 tane fikirle, araştırmayla muhatap olmalı ama bunun için zaman var.

Biz kendimizi Gager kanalında anlatabildik. Şu anda artık markalar, şirketler, girişimciler gibi işin diğer tarafında kendimizi anlatmamız gerekiyor. Gagerlar bize bu konuda çok güveniyor, çok yardımcı oluyorlar aslında. Bize inanılmaz videolar gönderiyorlar, inanılmaz tweetler atıyorlar. Linkedin’de kendilerini Gager olarak tanıtan inanılmaz bir kitle var. Bunları gördükçe mutluluktan uçuyoruz. Yerde yürümüyoruz aslında şu aşamada. Markalar da artık bizim ne yapabileceğimizi, gücümüzü anladıktan sonra, çok daha hızlı hareket ederiz diye düşünüyorum. Biz de çok istiyoruz Gagerlar daha çok proje görsün.

Gerçek Projeleri Ne Zaman Daha Sık Göreceğiz?

Bir kaç tane gerçek proje gördük aslında. Bundan sonraki süreçte beta projeleri gören Gager adayları, Gager kategorisine geçti. Gagerlar’a da hala beta proje gönderebiliriz, çünkü aslında sıkılmalarını istemiyoruz. Bizi unutmazlar belki, evet akıllarında yer ederiz ama arayı soğutmak iyi olmaz. Bu yüzden arada yine beta projeler göndereceğiz ama gerçek projeler yavaş yavaş başladı. Şöyle durum da var tabii: Hedefli projeler gidiyor, sınırlı sayıda kişiye proje gidiyor bazen, mesela “24–30 yaş arası kadınlara” sorulabiliyor ve bu soruları diğer Gagerlar göremiyor. Hiç proje açılmıyormuş gibi bir hava oluşuyor. Şu anda içerideki 15.000 kişiye genelde beta projeler gönderiyoruz. Onun dışında gerçek projeler hep hedefli şekilde gidiyor. 15.000 kişilik bir araştırma çok büyük bir araştırma olur. Bir marka da bunu 5 yılda bir anca yapar.

Bir Gager Asla Daha Azıyla Yetinmez!

Special Brand Reklam Senaryosu Araştırma Projesi İnanılmaz Beğenildi. Bunun Gibi Özgür Projelerin Devamı Gelecek Mi?

Tabii ki olacak. O projenin hikayesini biraz anlatmak istiyorum aslında. Biz o projeyi yazarken şöyle düşündük; bir anneler günü konsepti olsun, şurada geçsin ve 3 kişilik bir cast olsun, böyle bir senaryo üretsinler. Ama daha sonra düşündük, bu bizim kuruluş amacımıza aykırı bir şey, özgür bırakamıyoruz o zaman. Özgür bırakamadığımızda da karşı taraftan yeterli nitelikte bilgi alamayacağımızı düşündük. Özgür bıraktığımızda ise inanılmaz şeyler geldi. Bizim marketing research kanalında çalışan, marketing research junior Berk, proje ilk çıktığında “Ben bunları okumam. 500 tane projeyi nasıl okuyayım?” falan dedi. Aynı günün akşamı hepsini tek tek okuduğunu ve inanılmaz şeyler olduğunu söyledi bana. Birkaç tane örnek attı. Ben de inanamadım açıkçası gözlerime.

Bir de aslında biz markaya bu sunumu yaparken yetkilinin ağzı açık, projeye gelen cevaplara bakıyordu. Benim de pazarlama geçmişim var, o da birçok masada bu fikirleri tartışmıştır ama eminim öyle fikirler konuşulmamıştır. Keşke onu kameraya çekseydik diye düşündük hep. Yazılanların ne kadar yaratıcı olduğunu gördüğü anları, yüz ifadesini, keşke kameraya çekseydik. O şansımız olmadı ama hiç beklemediğim kadar iyiydi açık söyleyeyim.

Bir gün, bir pazarlama ve araştırma departmanı, eğer bir fikri Adgager filtresinden geçirmez ise, eksik kaldıklarını hissedecekler. İşte istediğimiz bu!

adgager

İşte röportajın en dikkat çekmesini istediğimiz bölümüne geldik. Gagerlar Adgager’ı çok güzel anlayıp ifade ediyorlar ama peki ya markalar? Onlar da tam olarak Adgager’a tutku ile bağlanacaklar mı? Tabi ki bunu anlatmak için her yol mubahtır ve mutlaka zamanı geldiğinde Adgager tüm markaların sağ kolu olacaktır. Bir gün, bir pazarlama ve araştırma departmanı, eğer bir fikri Adgager filtresinden geçirmez ise, eksik kaldıklarını hissedecekler. İşte istediğimiz bu!

Şu anda Magnet’teyiz. Yani Adgager’ın Merkez Ofisi Değil Mi?

Şu anda burada çalışıyoruz. Burası ileri aşama start-uplar için. Çekirdek, ön aşama, kuluçka merkeziydi. Big Bang’den sonra Magnet’e hak kazandık ve şu anda bu ofiste çalışıyoruz.

Markalar İle Nasıl İletişime Geçiyorsunuz Ve Adgager’ı Neden Tercih Etmeliler?

Evet. Süper bir soru. Aslında inovasyona açık markalar şu anda bizim hedef alanımız. Daha çok onlarla görüşmeyi, onlarla toplantı yapmayı tercih ediyoruz. Bir demo proje üzerinden hareket ediyoruz. Onlar için demolar yapıyoruz ya da onlar kullanıcı adı ve şifre ile içeri girdikten sonraki süreçte, kendi demolarını kendileri yapıyorlar. Genel olarak, toplantı yapıyoruz ve Adgager’ın farklarından, geleneksel pazarlama araştırması yöntemlerine göre artılarından bahsediyoruz. Gagerlar’ın heyecanlarını onlara anlatmak istiyoruz. Genel olarak da bu kanalda güzel tepkiler alıyoruz.

Markalar neden Adgager kullanmalı? Aslında bunu iki kanalda değerlendirmek gerekiyor. Şimdiye kadar pazarlama araştırması yapmış, yapabilmiş ve yapmakta olan firmalar için ne ifade ediyor Adgager? Bir de pazarlama araştırması yapamamışlar var tabii.

Pazarlama araştırması yapmış olanlar için,

Geleneksel pazarlama araştırmasında yaşamış oldukları problemlerin birçoğunu, Adgager’da yaşamıyorlar. Mesela bana kalırsa bunlardan en önemlisi; hız. Çünkü bir geleneksel pazarlama araştırmasında, atıyorum 800 örneklem içeren bir araştırmayı yapmak ve bunu sahada yapmak, ortalama olarak en az bir ay sürüyor. Çünkü bunun saha eğitimleri, soru setlerinin hazırlanması, sahaya çıkılması, o demografide insanların bulunması vb. bunlar zaman alan şeyler. Aynı zamanda da markaların önüne düşen raporlar, barkodlardan ve sayılardan ibaret oluyor. Adgager’da böyle bir durum yok. Adgager’da saatte ortalama 700 cevap gibi bir hız var ve bu gelen cevapların hepsi şeffaf bir şekilde izlenebiliyor. Panelden her zaman rapora ulaşılabiliyor ve bu ulaşılabilen raporlar sayesinde de süreci canlı olarak izleme şansına sahip oluyor markalar. Aynı zamanda ekonomik bir tarafı da var. Adgager geleneksel pazarlama araştırmalarına göre, ortalama olarak %60 daha ucuz bir sistem.

Gager olmadan önceki süreçte, onları metaforik testlere tabi tutarak veya cookielerini izleyerek, içerideki kullanıcıların doğru kişi olduğuna ve bize verdikleri bilgilerin doğruluğuna kesin emin oluyoruz. Sonra onların kategorilendirilmelerini sağlıyoruz. Dolayısıyla hem nitelikli hedefleme yapılabiliyor hem de hızlı bir pazar araştırması süreci gerçekleştirebiliyorlar. Şöyle düşünün; X markasının yarın bir toplantısı var ve yapılacak bu toplantı için bir veriye ihtiyaçları var. Akşamdan başlattıkları, örneğin 500 kişilik proje için –tabii bu durumda çok acil olması gerekiyor- o gecenin içinde araştırma biter ve konunun aciliyetini bize bildirirlerse de günün sonunda o toplantıya detaylı raporla oturma şansına sahip olabilirler.

Pazarlama araştırması yapamamış markalar, şirketler ve hatta girişimciler,

Belki bütçesi nedeniyle ya da zorlu operasyon süreci sebebiyle, hem bu ekonomiklikten, hem de kolay ulaşılabilir olmaktan ya da kimseyi aramak zorunda olmamaktan dolayı Adgager’da pazarlama araştırması yapmayı tercih edebilirler. Özellikle girişimciler kanalında, bir fikri olan ve hayata geçirmek isteyen biri için, bence öncelik her zaman pazarı tanımak ve yaptığı ürün veya yaptığı yenilikle ilgili pazarın dinamiklerini ölçmek, çok büyük önem teşkil ediyor. Startup dünyasında bence bu bir problem. Biz bu kanalda da olabildiğince hızlı şekilde Startuplar’ın bu tarz sorularına cevap verebilen bir sistemiz.

Şunu da eklemem gerekiyor Adgager “Fikri değiştir, dünya değişsin” mottosu ile yola çıkan bir platform. Dolayısıyla bir fikir ajansı gibi çalışıyor. Gagerlar’ın inanılmaz fikirleri var, inanılmaz feedbackleri var dolayısıyla markalar için çok faydalı birçok fikir ortaya çıkabiliyor. Gagerlar’a sorulan açık uçlu sorularda, fikir döngüsü inanılmaz sonuçlar verebiliyor. Dolayısıyla markalar bu konudan oldukça faydalanabilirler. Çünkü fikir çok değerli, çok önemli bir şey ve Gagerlar bence bu konuda çok yetenekli. Markalar da bu yeteneği kesinlikle kullanmalı.

Bu konu ile ilgili sitemizdeki Pazarlama Araştırmalarında Adgager Farkı isimli yazımıza da göz atabilirsiniz.

Bütün Fikirler Söylenmeye Değer

Ekip Olarak Aldığınız Geri Bildirimleri Yorumlayıp Firmalara Kullanılabilir Ürün Teslim Etmeniz Ne Kadar Sürüyor?

Kişi sayısı ile doğru orantılı aslında. Eğer çok büyük bir araştırmaysa ve içinde bir açık uçlu soru varsa aslında tek tek okuduğumuz için her şeyi -çünkü hiçbir şeyin boşa gitmesini istemiyoruz. Gagerlar bazen kızıyor onay süreci uzun sürdüğü için ama onu gerçekten değerlendirmek ve hakkını vermek istiyorsak tamamını okumak ve gözden geçirmek zorundayız- süreç bazen uzun sürüyor. Onun dışındakiler zaten otomatik onaylanıyor. Sistem anket süresi ortalamasına ve ne kadar sürede cevaplandığına bakıyor ve onaylıyor. Ama açık uçlu sorularda bizim kontrolümüzden geçiyor her şey. Markaya bizden filtre edilerek gidiyor. Filtre edilmekten kastım, sadece onaylanmayanları markaya göstermiyoruz. Onun haricindeki tüm fikirleri markayla paylaşmak ile mükellefiz. Gager da istediğini alabilsin. Çünkü bir şey söylemek istiyor ve marka onu dinlesin istiyor. Biz de aslında takır takır bunları onlara anlatıyoruz.

İddialı Olmazsan Yapamazsın!

Biz Bir Müzik Grubuyuz!

Fikrini Senden Daha İyi Yapabileceğini Düşündüğün Biri Varsa Hayata Geçirme!

Bonus: Gagerlar’a Mesajımız var!!!

Like what you read? Give Adgager a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.