Portre: Abdurreşid Dostum

1954 yılında ülkedeki Özbek nüfusun bir parçası olarak, halen kendi güçlerinin kalesi olarak anılan Cezvan ilinin Hoca Du Kuh ilçesinde doğdu. Yıllar içinde Afganistan 1. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ünvanını kazanacak kadar yükselen Dostum’un, bu ünvana ve ülkedeki Özbek azınlığın fiili lideri sıfatına giden yolu oldukça çalkantılı bir serüven.

İşçilikten Askerliğe

Yirmili yaşları Afganistan’ın Sovyet etkisine girdiği yıllarda geçen Dostum, 1970 yılında Şibirgan’da devletin işlettiği bir gaz rafinerisinde işçi olarak çalışmaya başladı. Bu yıllarda Komünist ideolojiyi benimseyen Afganistan hükümeti, petrol ve gaz rafinerilerindeki işçileri silahlandırarak “devrimi koruma” kararı aldığında, elbette bu karar genç Abdurreşid’i etkileyecekti. Komünist fikirleri benimseyerek 1978 yılında orduya yazıldı ve günümüze dek sürecek askeri hayatı resmen başlamış oldu.

Özbek Savaş Ağası

Memleketine geri döndüğünde bir savaş ağası olmayı seçecekti. Çevresinde binlerce Özbek genci toplayan Dostum, 1979 yılında başlayan Sovyetler Birliği işgalinde “mücahit” güçlerine karşı Sovyet ordusunun yanında uzun süre savaştı. Afganistan’un kuzey illerinde etkinliğini günden güne artırdı, seksenli yılların ortalarında yaklaşık 20 bin kişiden oluşan bir askeri gücün komutanı haline gelmişti. Dostum’un paramiliter güçleri bir süre sonra Komünist rejimin ordusuna bağlanacak ve “53. Piyade Tümeni” ismini alacaktı. Zamanla yerel bir güç olma hüviyetinden sıyrılan bu yapı Necibullah’ı (Muhammed Necibullah Ahmedzai 1987–1992 yılları arasında Afganistan Demokratik Cumhuriyeti’nin devlet başkanıdır) korumak gibi görevlerin yanı sıra Afganistan’ın çeşitli bölgelerinde farklı görevler de üstlenecekti.

Değişken İttifaklar

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından, Dostum’un adı sürekli değişen ittifaklarla anılacaktı. Daha önce Afganistan Demokratik Halk Partisi’nde üst düzey bir yönetici olan isim, 1992 yılında günümüzde de faaliyet gösteren Cunbiş-i Milli İslami Afganistan (Afganistan Milli İslami Hareketi) adlı partiyi kurarak başına geçti. Her ne kadar ülkenin geneline hitap eden bir parti olma iddiasında bulunsa da Cünbiş-i Milli, Özbek azınlığın temsilcisi olmaktan öteye gidemedi. Bu yıllarda Komünist rejimin lideri Necibullah ile ittifak halinde görünmesine rağmen “mücahit” grupların ilerleyişini görerek Necibullah’a sırt çevirdi ve “mücahit” gruplara katıldı.

Ahmed Şah Mesud ve Cafer Nadiri ile ittifak kurarak Kabil’e giren Dostum, bu vesileyle geçici olarak Rabbani’nin hükümetine katıldı. Bu ittifak daha sonra “Kuzey İttifakı” olarak anılacaktı. Kabil’de Hikmetyar’a bağlı Hizb-i İslami ile yaşanan çatışmalarda Dostum’un güçleri de önemli rol oynadı. Bu yıllarda Kabil’de konuşlu bulunan Dostum’a bağlı güçlerin yağma, hırsızlık, infaz ve tecavüz gibi suçlar işlediği rapor edildi. Bir süre sonra, 1994 yılında Rabbani’nin teşkil ettiği kabinede kendisine yer verilmemesi nedeniyle Hikmetyar’ın safına geçti ve bu kez Hizb-i İslami hesabına Kabil’i kuşattı.

Dostum’un Mini Devleti

Taliban’ın yükselişi, Kabil ve Herat gibi şehirleri ele geçirmesi Dostum’u tekrar Rabbani bloğuna itti. Taliban’a karşı bu yıllarda tutunabilen bir güç olmadı, Dostum birlikleriyle Kabil’den memleketine doğru, kuzeye çekildi. 1997 yılında Dostum, gücünün zirvesindeydi. Mezar-ı Şerif ve çevresinde 2 milyondan fazla insanın yaşadığı bir bölgeyi adeta küçük ölçekte bir devlet yönetir gibi idare etti. Taliban’ın ilerleyişi bu bölgeye ulaşmadan önce Dostum yaklaşık 6 ilde söz sahibiydi. Dostum burada kendi adına Afgan parası bastı ve Belh Air adlı küçük bir havayolu şirketi işletti. 43 yaşında başında bulunduğu mini devlette daha sonradan birçok keyfi uygulamaya gidildiği öğrenilecek, yıllar sonra Dostum’un bölgede sıkça uyguladığı bazı infaz yöntemleri su yüzüne çıkacaktı. Bunlardan yaygınlık kazananların biri de, insanların üzerinden tankla geçerek öldürülmeleriydi.

1996 yılının sonlarında Dostum’un tank ve uçaklarla desteklenen 50 bin adamı olduğu ifade ediliyordu. Dostum, Mesud ve Halili üçlüsü Taliban’a karşı Kuzey İttifakı’nı teşkil etti. Burhaneddin Rabbani bu ittifakın en önemli lideri konumundaydı. Ağırlıklı olarak Tacik ve Özbeklerden oluşan ittifak ABD, Rusya, Hindistan, İran, Türkiye, Özbekistan gibi birçok ülkeden doğrudan destek aldı. Abdurreşid Dostum’un Türkiye ile sıkı ilişkiler kurduğu biliniyordu.

Türkiye’ye Kaçış

İlerleyen günlerde Taliban ilerleyişinden Dostum da nasibini aldı. Sovyetler Birliği’nin çekilmesinin ardından yaşanan iç savaş, gruplar arasında olduğu gibi grupların içinde de güç mücadelesini ateşlemişti. Diğer Kuzey İttifakı liderleri gibi Dostum da bir iç anlaşmazlıkla yüzleşti ve kendi isteğiyle yerini Abdulmelik Pehlivan’a bıraktı. Pehlivan’ın yönetimi esnasında Taliban Mezar-ı Şerif’i ve çevresini ele geçirdi. Dostum Özbekistan ve İran yoluyla Türkiye’ye sığındı. Abdulmelik Pehlivan’ın Taliban ile anlaşarak Mezar-ı Şerif’i teslim ettiği, daha sonra adamlarının silahsızlandırıldığını görünce anlaşmaktan vazgeçtiği ifade edildi. Abdurreşid Dostum bir süre sonra Türkiye’den dönerek Mezar-ı Şerif’i geçici olarak alsa da, Taliban bölgeyi 1998 yılında ikinci kez ele geçirecek ve bu gelişme Dostum’un yeniden Türkiye’ye sığınmasına neden olacaktı. Tüm bu gelişmeler Dostum’un Türkiye ile olan ilişkilerini daha da geliştirmekteydi.

Yeniden Afganistan

2001 yılında ABD’nin Afganistan’a yönelik saldırısının başlamasıyla Dostum için yeniden bölgeye dönme fırsatı doğdu. ABD’nin Taliban’a karşı kara gücü olarak desteklediği Kuzey İttifakı’nın, Ahmed Şah Mesud’un ölümünden sonra neredeyse en önemli lideri haline gelen ismi olan Dostum, Taliban’ın elindeki bölgelerin tamamen alınması sürecinde önemli rol oynadı.

Dostum’un ismi bu dönemde Taliban esirlerine karşı işlediği savaş suçlarıyla gündeme geldi. Taliban mensuplarına karşı giriştiği infaz ve katliamların en çok bilinenleri Deşt-i Leyli ve Kale-i Cengi katliamlarıydı. Kale’i Cengi’de 500’ü aşkın Taliban mensubundan ve yabancı savaşçılardan oluşan esirlerin ayaklanması sonucu girişilen katliamda yaklaşık 80 esir yeniden tutuklanmış, kalanı öldürülmüştü.

Deşt-i Leyli’de yaşananlar ise yıllar sonra bile hatırlanacak nitelikteydi. Kale-i Cengi’ye nakledilen 500 esirden geri kalan 7500 kişi, metal nakliye konteynerlerinde Şibirgan hapishanesine götürülmek üzere Deşt-i Leyli’den geçirildi. Havasızlık, susuzluk, sıcak ve üzerlerine zaman zaman açılan ateş neticesinde sayıları tam olarak bilinmeyen ancak binleri bulduğu belirtilen esir katledildi. Bölgede bir süre sonra toplu mezarlar keşfedildi. Dostum her zaman bu katliamlardan sorumlu tutulacaktı.

Ülkenin Taliban’dan ele geçirilmesinin ardından teşkil edilen hükümette Dostum da yerini aldı ancak neredeyse bu hükümetten tamamen bağımsız hareket etti. Yeni devlet başkanı Hamid Karzai Dostum’u güvenlik ve askeriye özel danışmanı olarak atadı. Abdurreşid Dostum, ülkenin kuzeyindeki Belh, Cevzcan, Sar-i Pul, Samangan ve Feryab’da kontrolü neredeyse tamamen elinde bulunduruyordu. 2003 yılında Dostum ile Tacik savaş ağası Atta Muhammed arasında çatışmalar baş gösterdi ve ateşkes girişimleri sürdü.

Dostum, elinde tuttuğu bölgelerde Karzai yönetiminin politikasını gözardı ederek kendi iradesiyle bölgeyi idare etti. Elindeki bölgelerde müzik, alkol, kadınların çalışması gibi konularda serbestiyet ilan etti. Bu yıllarda keyfi idaresi Karzai yönetimi ve uluslararası kamuoyundan tepki çekti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girerek yüzde 10 oy alan, bir süre Savunma Bakanı yardımcılığı görevini de yürüten Dostum, 2003 yılında bir suikast girişiminden son anda kurtuldu, 2009 yılına kadar yaşamının bir kısmını yurtdışında geçirdi.

Bölgesinde Dostum’un siyasi rakiplerine karşı sindirme politikası da sürdü. 2008 yılında Dostum, hakkında rakibi Ekber Bey’i kaçırdığına dair söylemlerin atrması sonucu yürüttüğü Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledildi. 2009 yılında yaşanacak seçimlere kadar Türkiye’ye sığındı.

2009 yılında Karzai ile anlaşarak Afganistan’a geri dönen Dostum seçimlere Karzai lehine olacak şekilde, katılmama kararı aldı. Bu yıllardan sonra hakkında işlediği suçlarla ilgili söylentiler doruğa çıksa da sakin bir hayat yaşadı. 2012 yılına gelindiğinde Dostum Kabil’de yaşamaktaydı, ülkedeki Özbek nüfusun önderi, 30 bin kişiye yakın bir askeri gücün lideri, ülkede 1979 yılında başlayan savaştan sağ kalan en büyük savaş ağası ve kuzeyin gayrıresmi hakimiydi.

Kariyerinin Zirvesinde

2014 yılında gerçekleştirilen tartışmalı seçimlere Eşref Gani’nin yanında girdi. Seçimden sonra gerginliğe son vermek için ABD’nin arabuluculuğunda yapılan güç dağıtımında Dostum’un kazandığı mevki, kariyerinin doruklarında olduğunu ortaya koyar nitelikteydi. Afganistan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olarak göreve başlayan Dostum, hükümetten daha fazla güç talep etti, kontrolündeki milis güçleri dağıtmayı da reddetti. Bu tarihlerde Dostum’un hakkındaki suçlamalar nedeniyle ABD’ye girişi yasaklandı.

NATO güçlerinin muharip rolü bırakması sonrası Taliban’ın ilerleyişi nedeniyle Dostum’un güçleri bir kez daha ismini duyuracaktı. Özellikle ülkenin kuzeyinde Taliban’a karşı tekrar cephelere giden Özbek güçler operasyonlar yürüttü, uzun yıllar askeri kamuflajla görülmeyen Abdurreşid Dostum yine haki renk içerisinde pozlar verdi.

Taliban’ın, komuta ettiği milis güçlere ağır darbe vurması Dostum’un yükselen kariyerine uzun süre sonra “kara çaldı.” Kendisi de Feryab’da, 2016 yılının Ekim ayında Taliban’ın konvoyunu pusuya düşürmesi sonrası yaralandı ve bu tarihten sonra cephe hatlarında bir daha görüntü vermedi.

2017 yılının Mayıs ayında bölgedeki güç dengelerinde üste çıkma iradesi Dostum’un başına tekrar dert açtı. Siyasi rakibine işkence ve tecavüzle suçlanan Dostum, tekrar Türkiye’nin yolunu tuttu. Dostum’un tedavi için Türkiye’ye gittiği söylendi. Kendisine tekrar Afganistan’a dönmesi çağrısı yapılan Dostum’un halen Türkiye’de bulunduğu biliniyor.

http://afganistanbulteni.com/portre-abdurresid-dostum/