Dijital Dünyada Mesai Kavramı

Öyle bir çağa giriyoruz ki artık ev ve işi ayırmak artık mümkün değil. Buna Job 2.0 veya Office 2.0 deyin.. Önemi yok. Önemli olan, hayatlarımızın artık işimiz ve işlerimizin de hayatımız olduğu. Bir girişimci için en ince çizgi olan “Your job is your life” kuralı artık hepimiz için geçerli. Dijital odaklı bir sektörde çalışıyorsanız muhtemelen e-postalarınıza bakmadan uyuyamıyorsunuz.

Bu, işkoliklik gibi görüsne de bunun adı işkoliklik değil. Bu mental sağlığınız açısından bir gereklilik haline gelecektir; işle ilgili neler olup bitiyor, yeni e-posta var mı… Tatile çıktığınızda aktif olarak iletişimde olmasanız dahi kendinizi e-postanıza düşen raporlara göz atarken bulacaksınız. Belki aileniz buna kızacak. İşin garibi siz de iş düşünmeden aile saadati yaşayarak birkaç gün geçirmek istiyorsunuzdur. Ama.. Amasını size söyleyeyim;

When I am truly, deeply in a family moment and I don’t want to think about work. But in reality, most of the time, I want to stay in touch — it’s interesting.
Photo by Luca Bravo (Unsplash)

2008 yılında Harvard Business Review’ın blogunda yayınlana bir yazıdan alıntı bu cümle. Bundan tam 9 yıl önce. Dijital iletişim araçlarına henüz bu kadar bağlı olmadığımız bir zamanda… Bu bir bağımlılık mı? Yoksa bağlı kalmak mı? (Staying Connected) Bu bağlı kalma durumunun bir sebebi var, o da olan bitenden kopamama dürtüsü.. Şimdi durun, bir sır veriyorum: Bu bağlılık bir yerden sonra yararlı ve vazgeçilmez bir hal alıyor;

So I confess, I have blurred the lines between work and home and I’ve done it on purpose. One feeds and stimulates the other.

Yararlı mı? Evet. Yararlı bir hal alıyor. Çünkü iki hayat birbirini besliyor. Tabii ki nereden baktığımıza bağlı, tabii ki bu iki ucun birbirinin içine ne kadar girdiğine, birinin diğerini ne kadar asimile ettiğine bağlı. Yararlı çünkü karşılıklı olarak motive etme durumu söz konusu. Tatile gittiğinizde kendinizi tutamadan açtığınız o eposta silsilesi sayesinde o tatilde değil misiniz? Tam tersi; hele de kreatif bir sektörde çalışıyorsanız, o tatilde edindiğiniz tecrübeler sizi iş hayatında bir adım öteye taşımıyor mu farkında olmadan? Peki bu iki dünyanın arasına kalın bir çizgi çizmek ne kadar mümkün?

Mesela Fransa’da haftasonu iş e-postası cevaplamak yasaklanacakmış. Tabii ki tüm iş hayatı olarak buna alkış tutuyoruz. Ama zaten o e-postayı yanıtlamak bir özgürlük değil miydi? Ya da şöyle bir hipotez atayim ortaya:

Tüm dünyada (Türkiye dahil) %3'lük bir kitle var ve bu kitle çalışanların özel hayatlarına sürekli iş düşünmelerine sebep oluyor. Bu tip yasalar ve kurallar sayesinde geri kalan %97 korunuyor.

Böyle mi gerçekten? Bu yasaya seviyen orta seviye bir yönetici, geçmişinde kaç tane cevaplanmasını istediği e-posta attı haftasonu? Siz atmadınız mı?

Kabul edelim ya da etmeyelim; iş hayatının tüm dinamikleri değişiyor. Değişti. Eğer özel hayatı ve iş hayatını birbirini besleyecek ve motive edecek şekilde düzenleyip organize edebiliyorsanız, ne güzel. O zaman bu değişime pozitif şekilde ayak uyduruyorsunuz. Ama eğer arasına kalın bir çizgi çekip ikisini birbirinden zıt kutuplar gibi uzak tutmaya çalışıyorsanız, üzülerek söylüyorum ki bu yöntemin başarı şansı epey düşük.