1. Gün: Daha önce yaptım, yine yapabilirim!

Yazmaya Nasıl Başladım?

Açıkçası aklımda yazmak yoktu. Sadece Cenk Kıran abinin zayıflama serüvenini okuyup duruyordum “1. Gün, 2. Gün 3. Gün…”. Böyle devam eden yazılarında kendimi buldum. Bana ilham veren kendisini tanımasamda Cenk abinin yazılarını, kardeşim dediğim arkadaşıma Soner Kızılırmak’a gönderdim. Oda bana: “Sen niye yazmıyorsun, yazsana hem senin için motivasyon olur.” dedi. Kafamda şimşek çaktı. Yazarsam, bir sorumluluğum olduğunu her gün hatırlamış olurum. Neden olmasın?


Bu Hale Nasıl Geldim?

14 yaşındayken 115 kiloya dayanmıştım. Aklıma Vücut Geliştirme sporu yapmak falan yoktu. Babam geldi bir gün: Sana spor salonu buldum hemde okulun çok yakınında. İzmir’de oturanlar bilir. Bahçelievler’de Universal Spor Salonu. Zayıflamak istiyordum ama bununla ilgili hiç bir bilgim yoktu. Paldır küldür yazıldım spora. 88 Kiloya kadar düştüm. Etrafımdaki insanlar tebrik ettiler, iltifat ettiler. Bunlar insanın gayet ruhunu okşayan ve motive eden şeyler. Buharda balık, haşlanmış tavuk, salata, kepekli ekmek en iyi arkadaşlarım olmuşlardı. Sonra bir anda her şey düzensizleşmeye kötü gitmeye başladı. Devam ettim fakat bir kez düzeni kaçırdığında artık toparlamak kolay olmuyor. Haftanın 3 günü git, 4 günü gitme bugün ekmek arası döner yiyeyim bişey olmaz. Annemin: “Bir seferden bir şey olmaz oğlum” demesiyle bu hallere kadar geldik. İnsanların, “Oğuz çok kilo almışsın yeaaa” demesine izin verdim. Cheat meal’ler Cheat day’lere dönmüştü. Türkiye’den ayrıldıktan sonra tüm yemek düzenim değişti. İyi anlamda değişti, beyaz ekmek yemez oldum daha erken yemeye başladım vesaire. Ama bunun ülkelerle ya da konum ile ilgisi kesinlikle yok çünkü her insanın kendi iradesi var. Meyve yerine koca bir döner yemeyi ben seçtim bu sebeple bulunduğum durumdan benden başkası sorumlu değil. Şimdi ise 142 Kiloya kadar dayandım bu benim hayatımda aldığım en çok kilo. Diz ağrılarım olmaya başladı. Aynaya baktığımda çok kötü bir ben görüyorum. Spor geçmişimin olması da artık dış görünüşümün berbatlığını örtmüyor. Bugünü 1. Gün ilan etmemin sebebine gelelim. Yemek ile spor’u aynı anda düzene sokmak pek kolay olmuyor. Şu an sallantılı günlerden geçiyorum. Uzun zamandır kilo vermek istiyordum. İradem zayıf bir insan değilimdir ama ruhsal anlamda hazır değilseniz emin olun hiçbir şeyde başarılı olamıyorsunuz. Bunu hayatınızın belli bir alanında yaşamışsınızdır. Konsantrasyon çok önemli. Kendime bir söz verdim. Yavaş yavaş fakat emin adımlarla hayatımı değiştireceğim. Daha önceleri birden her şeyi değiştirmeye çalıştım başarısız oldum. Bu sefer o hataya asla düşmem. Kilolu bir insan olmaktan kurtulacağım.


Bugün Nasıl Geçti?

Spor salonuna gitmeden önce hiçbir şey yemedim. Sadece su içtim ve öyle gittim. 15 dakika Trainer makinesinde ısındıktan sonra, mekik kısmına daldım. Bacaklarımı ısındırdıktan sonra koşu bandına çıktım. 2 dakika yürüdükten sonra 7 dakika 7.0 hızına ayarlayıp hafif tempo koşu yaptım. Bu size az gelebilir fakat 142 kilo biri için hiçte kolay değil. Daha fazla koşabilirdim fakat bu sefer o hataya düşmemeye söz verdim. Çünkü yarında salona gitmem gerekiyor. Toplam yarım saat cardio ve kol ve sırt antrenmanıyla spor işini hallettim. Eve yürüyerek gitmeyi düşündüm fakat hava soğuk ve yağmurluydu. Ne yalan söyliyeyim, otobüse bindim :). Evde 1 dilim esmer ekmeğin üzerine 1 dilim peynir koydum yanına da şekersiz sütlü kahve yaptım. Akşam üstü karnım acıkmaya başladı, şeytan kulağıma fısıldıyor. Kır ordan kendine 5 yumurta, yanına da bol tuzlu bir ayran yap koca bir ekmeği de göm diye. Bazen düşünüyorum, vazgeçsem mi? sonra da ulan daha doğru dürüst başlamadın ki? ne vazgeçmesi diyorum. En sonunda peksimetleri bir kâseye parçaladım, üzerine de göz kararı süt döktüm. Mis oldu :). Akşam yemeğinde ise maalesef 1 dilim ekmek yedim yayla çorbasının yanında. Menü de kıymalı makarna vardı ondan da küçük bir tabak aldım biraz da kıymalı yumurta koydum makarnanın üzerine sarımsaklı yoğurtla yedim. Bu yediklerim, kilo vermek isteyen bir insan için çok olabilir ama söylediğim gibi daha önce birden kesintiler yaptım ve hayal kırıklığına uğradım. Bir şeyler bir anda gerçekleşmiyor, yavaş yavaş emin adımlarla olmak zorunda. En azından benim hayatım için geçerli bu söylediğim. Şimdi buranın saatiyle saat 03:04 civarları saat gece 12 gibi havuç rendeleyip zeytinyağı ile biraz kavurup çiğliğini aldıktan sonra sarımsak, karabiber, kırmızı toz biber, biraz tuz ve limon suyu ile harmanlayıp 15 20 dk kavurduktan sonra. Geniş bir kapta fazla sulu olmayan yoğurtla karıştırıp güzel bir meze yaptım. Çok lezzetli bir meze ve hafif. Folyo kağıdı ile üzerini kapatıp buzdolabına dinlenmeye bıraktım bir, iki saat dinlenmesi için yeterli. Ben yarın için hazırladım. Yarın öğlen menü de kabak haşlama ve havuç mezesi var. Umarım bu sefer bu işi sonuna kadar götürebileceğim.


Teşekkürler
Bana destek olan Aileme, Dostlarıma ve Sizlere zaman ayırıp hikayeme ortak olanlara çok teşekkür ederim. Fikir ve görüşlerinizi duymaktan mutlu olurum. Sıradaki hikaye de görüşmek dileğiyle!
Show your support

Clapping shows how much you appreciated Oğuz Akankan’s story.