Bu güneş bir gün benim için doğacak…

4–5–6–7–8. Gün: Sallantılı Günlerdi…

Hikayeme bu kadar gün ara vermek beni gerçekten üzdü ve eksik hissettirdi. Arada bir kaç sefer düzenin dışına çıkıp evde hamburger yapmaya kadar gitti olay. 3 gün önce spor salonuna gittiğimde farkettim, “ben yaşıyor muymuşum yahu” dedim. Kas gruplarını çalıştırdıkça yorulmak yerine daha da bir rahatladım. Daha önce böyle zorlu dönemden geçip zayıfladığımda da aynı hisleri hissetmiştim. Hedefleri artık küçük tutmaya karar verdim. 1 ayda 10 kilo vereyim diye başlıyorsun bir bakıyon 3 kilo gitmiş, ondan sonra amaca ulaşılamıyor diye vazgeçmeler baş gösteriyor. Vücudumu değiştirmek istediğim halde aslında düşüncelerimi de olumlu yönde değiştirmeyi başaracağımı hatta biraz olsun farklı düşünüp olaylara farklı yaklaştığımı hissediyorum. Neye inanmak istersem onu yapabileceğimi biliyorum. Asıl amaç şu kadar günde şu kadar kilo vermek değil, aksine tüm hayatım boyunca sağlıklı bir yaşama kavuştuktan sonra bunu korumak. Pek tabii ki arada istediğimi yiyebileceğimi, içebileceğimi biliyorum. Ama şu ara o düşüncelere odaklanmak yerine biraz sonra yapacağım yeşil çayıma odaklanmak istiyorum. Havalar bu ara pek güzel ve güneşli uzun yürüyüşler yapmayı seviyorum fakat hava güzel değilse spor salonuna kendimi zor atıyorum. Aynaya bakmaktan (artık) çekinmiyorum bilirsiniz insan kendiyle barışık değilse hiçbir şeyin anlamı yoktur. Yarın için plan yapmam gerekiyor eğer ki hava güzel olursa uzun bir yürüyüş yapacağım. Eğer ki olmazsa spor salonunun yolunu tutarım. Sabah kahvaltısında Yulaf ezmesi + 2 yumurta ve biraz sütü blendırda karıştırdıktan sonra tavaya az zeytinyağı ile kızdırıp krep gibi yaptıktan sonra yanına domates ve maydonoz eşliğinde harika bir kahvaltı yapacağım. Hikayemin monoton geçmemesi için değişimleri, gelişmeleri ve bazı öğünlerimi sizlerle paylaşmayı düşünüyorum dostlar. Umarım sizlerde istediğiniz herhangi bir yolda hedefinize ulaşırsınız. İstersek herşeyi yapabiliriz. Artık yatma vakti geldi. 8 dakikalık karın idmanı yaptıktan sonra tatlı bir kas ağrısıyla birlikte dooooğru yatağa.

Yarın Görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.