Türkiye’deki İçerik Editörlerinin İçler Acısı Hali
Ali Halit Diker
81

size yorum yapmak da zor, cok dilbilgisi yanlisi yapmam umarim :)

6. maddeye istinaden, tdk “oldukca”yi “olabildigince” olarak veriyor, ornek olarak da su cumleyi vermisler: “Bu oyun oldukça geniş bir sahada taammüm etmiştir”.

dolayisiyla sonrasinda bir sifatla manali olur gibi geldi?

yanlis: “Oldukca sasirtacak 35 gercek”

dogru: “Oldukca sasirtici 35 gercek”

gibi?

dilbilgisiyle ilgili kisimlardan sonra verdiginiz ve “oldukca”nin dogru kullanimi olarak belirttiginiz obek “mumkun oldukca”, “mumkun olmak”in cekimi sanirim. Ikisi arasinda anlam olarak epey fark var gibi geldi, ne dusunuyorsunuz?

yazim hatalarindan sonraki kisimlardaki elestiriler butun dunya basinina yoneltilebilir. “clickbait” bizden cikma degil. basin ozgurlugunun, ifade ozgurlugunun el ustunde tutuldugu ulkelerde dahi tarafsiz bir basin organi bulmak pek mumkun degil(varsa soyleyebilirseniz sevinirim, benim cahilligimdir ogrenmis olurum). zaten bu kadar farkli bakis acisinin olabildigi bir dunyada tarafsiz olmaya calismak, uzayin orta noktasini bulmaya benziyor biraz. yazinin basligi turkiye’deki editorleri anlattigindan bu kisimlarda anlatilanlar da turk editorlere ozelmis gibi geliyor, bunun bize ozel olmadigi da belirtilebilirdi birkac cumleyle. bu haliyle elestirinin dozunun kactigi, karalamak icin yazildigi izlenimi veriyor.

yazim hatalarindan sonraki kisim dedim ama yazim hatalari kismindaki hatalarin muadilleri de benim gordugum kadariyla ingilizce’de var. twitter’da, instagram’da, snapchat’te yeni nesli okursaniz bize ogretilen ingilizce dilbilgisi kurallarinin hicbirine uymadiklarini, kendilerini bayagi sekillerde ifade ettiklerini gorursunuz. yine bize ozel degil, dilin teknolojiyle imtihanindan kaynaklaniyor :)

yazi kafadaki imgeleri ve dusunceleri semboller araciligiyla aktarmak icin var, onemli olan da semboller degil aktarimin saglanmasi bence. elbette ki hata yapmamaya calisalim, ancak hata yapanin hatasina takilmak, gosterilen yere bakmak yerine gosteren parmaktaki tirnagin kirine takilmak gibi oluyor, ve bir yerde bilincsizce ayrimcilik yapmaya itiyor bizi: egitimsiz adamin kaale alinmasi icin once gidip egitim gormesi gerekiyor. egitim alamamis olmasi, hele bu ulkede, o kisinin tercihinden ziyade kaderi olabilir. kurali bilenler de bilgece alttan alip ogretmeye calisacagi yerde kustah ve ayristirici bir uslupla hatalari kurali bilmeyenin yuzune vuruyor, bu ortamda da ogrenme gerceklesmiyor dogal olarak.

dil sabit de degil: bir halkin cogunlugu bir dil kuralini uygulamakta zorlaniyorsa, kurali dogru uygulayamanlar kadar o kuralin da sorgulanmasi gerektigini dusunuyorum. “de/da” eklerini ogretmeye calisan bircok yazi olmasina ragmen “acaba bu de/da ekleri neden var, gercekten gerekli mi, yoksa atsak herkes daha mutlu mu olur?” konusunu pek kimse irdelemiyor. sonsuza kadar bu kurallarla yasamayacagimizin farkinda olmak ve degisime berrak bir kafayla bakmak gerektigini dusunuyorum.

epey uzun oldu bir yoruma gore, yazidan keyif aldim yanlis anlasilmasin, dilbilgisini de tazelemis olduk. elinize saglik.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.