01.09.14
Bir arkadasım bana geçtigimiz günlerde “istemedigin veya vazgeçtigin zaman nasıl böyle umursamaz olabiliyorsun ?” diye sordu. Arkadasımın da merak ettigi bu konudan bahsetmek istiyorum biraz.
Öncelikle bunu neden yaptığım sorusuna cevap vererek başlamak istiyorum. Cevabı çok basit. Canım böyle istiyor çünkü. Bunun ardına koca bir felsefe yığmaktansa sadece öyle istediğim için yapmak bana daha mantıklı geldi. Siz de takdir edersiniz ki sevmediğiniz bir insanla veya grup ile konuşmak istemez hatta bir adım daha ötesi görmek istemezsiniz. Ben buna bir de vazgeçtiğim şeyleri de ekledim. Sonuçta şimdi uyguladığım davranış tarzı ortaya çıktı.
Kavga ettiğiniz veya tartıştığınız bir insan düşünün öncelikle. Ertesi gün okulda, sokakta muhtemelen tekrar göreceğiniz biri hem de bu kişi. Ve biliyorsunuz ki sonrasında bu sürtürşmelerin veya laf dalaşlarının devamı gelecek. Hele bir de bana genelde olduğu gibi yapışkan bir insan ile karşı karşıyasanız işiniz bayağı zor olacaktır. Az veya çok bir sürenin sonunda (Cinnete beş kala) tamamen bağınız kopacak. Artık birbiriniz tanımıyor gibi davranacaksınız ve görmek sizi o kadar da rahatsız etmeyecek, hatta umursamayacaksınız.
Ardından benim sonradan eklediğim kısma geçelim. Üzerinde sürekli düşündüğünüz bir şey var. Bu sevdiğiniz bir kız/erkek de olabilir sizi bundan daha fazla düşünmeye iten bir şey olabilir veya birçok kişiye saçma gelebilecek ama sizin için önemli daha birçok şey olabilir. Demek istediğimi anladınız örnekleri daha da uzatmaya gerek yok, zeki insanlarız hepimiz. Bu durumda sevgili Einstein’in dediği veya benim kafamdan da uydurmuş olabileceğim gibi “Beyin bir düşünce düzeyine ulaştığında tekrar eski haline gelmesi oldukça zordur.” Ortalama bir hesap yaparsak 7–8 hafta kafanızı bu şeye yorsanız. Bunun en az bir 3–4 hafta da düzelme sürsi olsa hayatınızdan 10–12 hafta gitti demektir. Ki ben bunu saçmalık olarak adlandırıyorum.
İşte ben aradaki kısımları atlayıp direk sonuca varıyorum. Zaten tartıştığım, sevmediğim bir insanla bir süre daha devam etmek bana mantıklı gelmiyor çünkü. Kendimi buna mecbur etmemeli diye düşünüyorum. Direk görmezden geliyorum. Düşünsel olarak beni yoran şeye gelince de vazgeçmem gerektiğini anladığım veya bırakıyorum benden bu kadar dediğim zaman direk bırakıyorum. Koşan insanın birden bire durması gibi yani. İlk iş elimde ne var ne yoksa siliyorum, atıyorum veya unutuyorum(hı-hı dediğinizi duyar gibiyim). Ertesi gün sanki hiç böyle bir şey olmamış gibi davranıyorum. Ve ne olursa olsun bundan ödün vermiyorum.
Peki bu şekilde davrandığım zaman ne gibi sıkıntılar ile karşılaşıyorum onu söyleyeyim. İnsanlar eski sisteme alıştıkları için gelip karşınıza size serzenişte bulunabiliyorlar. Siz de onları umursamayıp hatta sadece yüzlerine ne saçmalıyor bu gibisinden bakıp suskunluğunuzu bozmayınca çekip gidiyorlar. Bu sahne birkaç sefer daha tekrarlansa da sonuç genelde benim lehime oluyor. Siz bir zarar görmemiş oluyorsunuz ama karşınızdaki en uygun tabirle küplere biniyor, sizin davranışlarınıza deli oluyor. Ama hiçbir şey yapamıyor çünkü duvara vurmak, kafa atmak gibi saçma bir hareket olur bu. Evet duvara kafa atmak. Hiç de saçma bir örnek değil bu. Duvarda sessiz sakin öyle durur. Sinirli olduğunda bazen duvara vuranlar ne bileyim yumruk atanlar, kafa atanlar oluyor. Sonuç ise hüsran oluyor.
Şimdi sonucun bu şekilde olacağını bildiğiniz zaman “umursamamak” düşündüğünüzden daha kolay oluyor. Çünkü artık bu konuda bir motivasyonunuz var. Ve şunu da söylemek gerekir ki bunu söyleyebilecek kafaya gelmek için bir çok olay yaşadım. Çok saçma şeyler yaptım ve tabiri olarak duvara tosladım. Dedim bir şeyler yapmak lazım. Geçmişe bakınca böyle birşey yapmalı dedim. Bu yüzden şunu da anladım ki sevgili Steve’in dediği veya benim de uydurmuş olabileceğim gibi “Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz. Noktalar geriye baktığınızda birleşir.” Ben bu gün baktığımda noktalar çok net birleşiyor. Ama biz de duvara çarpmak istiyoruz, noktaları biz de göreceğiz diyorsanız tercih sizin. Bildiğiniz gibi bütün uyuyanları uyandırmak için tek bir uyanık yeterli. Ben üzerime düşeni yaptım.
Eğer söylediklerimi mantıklı bulduysanız, doğru geldiyse, sizde öyle yapıyorsanız, yapmayı düşündüyseniz, yardımcı olduysam veya olumlu bir şey söylemek istiyorsanız bana aşağıdaki yeşilli kalp simgesi veya ona benzeyen şeye basmanız gerekiyor. Zaten kaç kişinin okuduğunu, anlık görüntülenme oranını filan görüyorum. Benim için önemli olan göremediğim ve sadece sizin bana iletebileceğin şey. Görüşleriniz. Ama sadece olumluları almak istiyorum. O yüzden sadece olumlu ileti butonu var. Olumsuzları görüşlerinizi bir A4 kağıdına yazın ve işiniz bitince kağıdı çöpe atın. Kesinlikle yere değil ama. Son.