FETÖ’nün ‘mahrem’ kalesi Aksaray

Ben tüm gençliğini Gülen örgütüne vakfetmiş bir vatandaş size Aksaray’da bu örgütle bildiğim her şeyi anlatmayı borç biliyorum. Ne 17–25 Aralık’tan sonra ne de 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra bu örgütten ayrılmadım. Gülen’in hata yapmayacağına inanmış (veya inandırılmış) biri olarak ‘cemaat’ten ayrılmayı büyük ihanet olarak görüyordum. Bu uğurda tüm ailemi karşıma alıp, 15 Temmuz’dan sonra üstten gelen emirle ülkeyi terkettim. Ancak, 4 yıl görev yaptığım Aksaray’da son bir yılda yaşananlar bütün inancımı sarstı. Dinime ve milletime hizmet olarak bildiğim bu yapının iktidar için herşeyi mübah gören bir terör örgütü olduğunu anladım. Bunu anlamak ve kabullenmek sıradan bir vatandaş için kolay olsa da, genç yaşta bu yapıya girmiş biri için daha zordur. 15 Temmuz’dan sonra ‘mahrem’lerin çoğu yurtdışına çıkarken, kimliğini gizleyenlere FETÖ’yle mücadelede en ön safta görünme talimatı verilmişti. Ancak, mahrem hizmetlerde görev aldığım dönemde bizzat tanıdığım Aksaray’daki kripto örgüt üyelerinin tabandaki örgüt mensuplarına yaptıkları benim için bardağı taşıran son damla oldu.

Ben ve emir aldığım üstlerim yurtdışına kaçmışken, tabandaki cemaatçilerin sırf kriptolar terfi alsın diye ezilmesi beni kahrediyor. Örgütün hep iktidarda kalma hevesiyle kendi tabanındaki bu insanlara yapması bu gerçekleri ifşa etmemin en büyük sebebidir.

Ortaokulda bize ders çalıştıran ‘abi’lerle bu örgütü tanıdım. Lisede ve üniversitede örgüt evlerinde kaldım ve ‘serrehberlik’ görevine kadar yükseldim. Üniversiteyi bitirdikten sonra tayinim Ankara’dan Aksaray’a çıktı. Mahrem hizmetler adı verilen örgütün en gizli teşkilatlanmasına girmiştim. Görevim ‘cemaat’ vesilesiyle devlete giren ve bu sayede yükselen memurları koordine etmekti. İşim temelde, bana üstlerimden gelen emirleri ve gündemleri gizli FETÖ’cülere iletmekten ibaretti.

FETÖ hala çok etkin. Devletin kılcallarında geziyor. Sinsice tepelerdeki adamlarını koruyor. Hapistekiler alt tabakadaki zavallılar. Birçoğu üsttekileri kamufle etmek için kendi üstleri tarafından yem olarak kullanılıyor.

Aksaray’daki mahrem hizmet görevimde tanıdığım, mesaj götürdüğüm kritik isimlerle ilgili tanıklıklarımı anlatıyorum. Devletimizde zaten Bylock kullanıcı listesi var. Benim anlattıklarım tedbir gereği ByLock hiç kullanmayanlar.

Aksaray kripto FETÖ militanlarının eskiden beri kalesidir. Eski vali Selami Altınok, AK Parti milletvekili İlknur İnceöz, AK Parti Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, Ali Rıza Alaboyun ve başsavcı bunların hepsi kripto FETÖ üyesidir. Bunların Musa Angıl’la ilişkilerini şehirde herkes bilir.

( http://gazeteanadolu.com/haber/17772/karaman-imami-musa-angil.html ) Bunların bir kısmını bizzat o koordine ederdi. Gittikten sonra yerine gelen sözde imama güvenmediği için bunları devretmedi. Olaylar başlamadan şehirdeki önde gelen adamlarına haber uçurup yurtdışına kaçmalarına yardımcı oldu. Geriye kalanlar yapılacak şovlara en güzel bir malzeme oldular. Amaçları kendilerini kamufle edip yerlerini sağlamlaştırmaktı. Bunu o kadar etkileyici şovlarla yaptılar ki kendilerinin bile beklemediği şekilde hepsi ayrı ayrı yükseldi. Selami Altınok valilik yaptığı dönemde Musa Angıl’ın sözünden çıkmazdı.

( http://gazeteanadolu.com/haber/20952/fetonun-mahrem-imamlar-gercegi.html )

Selami Altınok’un oğlu Saatçioğlu Camii yanında bulunan örgüt evinden çıkmazdı. Bağlantısı daha eskilere dayanır. Bağlantılarını yurtdışına kaçırınca Emniyet Genel Müdürü oldu. 17–25 Aralık’tan sonra Erdoğan koca ülkede güvenebileceği tek bir emniyet müdürü bulamayıp, İstanbul’un ilçesinden bile küçük Aksaray’ın valisini İstanbul Emniyet Müdürü olarak ataması aslında bu örgütün en büyük başarısıdır. Aksaray’daki 4 yıllık mahrem hizmet tecrübemde cemaat düşmanı geçinen ve ülkücü, milli görüşçü çevrede takılan kriptolar tanıdım. Bu örgütte en büyük prensiplerden birisi, koltuğunu ve örgütün çıkarlarını korumak için kendi arkadaşlarına en büyük zulmü senin yapmandır. Selami Altınok, 17–25’ten sonra Reis’in güvenini kazanmak için aynen bunu yapmıştır.

Aksaray’daki tüm kritik tayin ve atamalarda AK Parti Grup Başkanvekili ve Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün parmağını bulursunuz. Ancak, kendisi kriptö fetöcü değil bariz açıktan Fetöcüdür. Olaylar başlayana kadar evinde defalarca örgüt üyelerini topladığını biraz araştıran bilir. Musa Angıl görüşmeleri normal hattından yapması için defalarca uyardı. Amerika ziyaretini o ayarladı. Ortalığın hareketleneceği anlaşılınca ilk ona gizlen talimatı verildi. Bunun için bakanları aklattılar.

Böylece İlknur İnceöz oyundan düşmedi. Grup Başkan Vekili oldu. İlknur İnceöz’ün bu konuma gelebilmesini benim hala aklım almıyor. ABD’de Gülen’in elinden aldığı hediye şalı herkese göstermeye doyamamış, Kimse Yok Mu derneğinden, AGİAD işadamları derneğinden çıkmayan birisiydi. Pensilvanya’da Gülen’in yanında fotoğrafı çıkınca panikleyip herkese dava açmış. Şimdi hapiste olan Aksaray’ın ablalarını her hafta evinde ağırlar ve ‘sohbet’ düzenlerdi. Cemaatçilerin ‘abla’ kabul ettiği birisiydi.

Aksaray’ın kriptoları saymakla bitmez. Ali Rıza Alaboyun da ‘damat’ kontenjanından kendini iyi kamufle etti. Kendini Berat Albayrak’a kabul ettirdi. Köstebek faaliyetlerini oğlu aracılığıyla yapıyor. Yakında Amerika’dan kokusu çıkar.

Belediye Başkanı Haluk Şahin kabul etmek lazım ki çok kabiliyetli bir tiyatrocu çıktı. İstanbul’da öğrenciliğinden beri örgütün gizli elemanlarındandır. Okulun duvarlarını yıkma fikri onun için sansasyonel bir şova dönüştü. Adliyede bunlar tutuklanacak diyerek ortağı olan savcıya da yardım etmiş oldu. Eşref Timuçin’in yakınında oluşuyla dernek, mütevelli, sohbet bağlantısıyla en çok deşifre olan Haluk’un tescilli FETÖcü olduğunu bunlarla unutturdular. Bunu akrabası Müezzinoğlu da biliyor. İş kendine dokunur diye susmak zorunda heralde.

FETÖ’nün en parlak projelerinden Savcı Ayhan Demir ismi örgütle anılmaya başlayınca panikledi ve daha agresif olmaya başladı. Plana göre Savcı olarak Ayhan Demir başlatacak, Haluk Şahin devam ettirecek ve başsavcı da sonuçlandıracaktı. İlk tutuklamaları yaptıklarında Hakim Aykut K. “bu dosyaların içi boş” diye bağırdı çağırdı ve gözaltı kararlarını imzalayıp kaçtı. Nöbetçi hakimler ise bu dosyalara tutuklama kararı veremedi. FETÖ’den içeri alınan herkes Nisan 2016’da serbest kaldı ve onlar da rezil oldular, Ama çabuk toparlanıp Ali Dinç (Eski Bank Asya Çalışanı) kendisi terfi alamadığı için Zekeriya’yı alıp getirdi ve SUNGUR bey ismi ile gizli tanık yaptılar, Zekeriya bildiği bilmediği ne varsa ifade olarak verdi. Sonra oyuna Ergun Ulu’yu da dahil ettiler. Niğde Mahkemesi bu ifadeleri delil sayarak tutuklama yaptı. Baştaki fetöcüleri kaçırdılar veya yükselttiler ortada kalan alttaki insanları da bir bir topladılar.

Ali Dinç böylelikle mali müşavirliğini aldığı şirketlerin bedelini ödemiş oldu, Hayatı boyunca bir yerlere gelme çabasında olan Ergun Ulu’yu kayyum yaparak ödüllendirdiler. Ancak, zavallı bir sürü kermesçi kadın bu insanların menfaati için yalan ifadelerle hapishanede.

Başsavcı bir yandan ortaklıkları pohpohlayıp bir yandan kumpasın delillerini topluyor. Zamanı gelince bunların hepsinin ipini çekecek, Ergun-Zekeriya-Ali hapishaneyi boyladıklarında neye uğradıklarını şaşıracaklar, Üstteki FETÖ’cüler için amaca giden her yol mubah yukarıdakiler yerlerini korusun diye alttakileri ezdikçe eziyor. Hem bu olaylar sayesinde gündemde kalıyorlar, hem de mağdur üreterek FETÖ soruşturmasını sulandırıyorlar. Olayı bir an önce sonuçlandırmak için yüzlerce insan ağır ceza alacak ve hapiste çürüyecek bu fetöcüler için mahsur yok, Zavallı milletimiz de üç beş saf insan içeri atılıyor ve böylece fetö ile mücadele ediliyor diye kandırılıyor. Gerçek ilişki sarmalını çözmek isteyen yazdıklarımın ip uçlarına ve HTS kayıtlarına bakabilir, Benim de bilemediğim hala kripto fetöcü olmayan bir savcı adalet insanı varsa suç duyurusunda bulunuyor ve ihbar ediyorum.

200 bin nüfusa sahip Aksaray’da durum buysa gerisini siz düşünün.

Like what you read? Give Aksaray Fetö Gerçekleri a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.