Sömürenler

Işık hızını geçme hayalleri suya düştüğünde, uzak gezegenlerdeki canlılar ile iletişime geçmek için çözüm aramaktaydık. Gezegenin bir çok yerinden uzaya filolar hareket ediyor ama bunlar bir türlü belirlenen hedeflere varmadan kendilerini imha ediyordu. Kozmonavtların görevlerine sadık olması beklenir ama buna rağmen gemilerde bir olay patlak veriyordu. Çözüm arayışımız o kadar uzun sürmüştür ki bu buhran döneminde çözüme ulaşacak her yol mübah görülmüştür. Oluşturduğumuz değer yargıları bir bir çiğnenmiştir.


Öte diyarlara açılmanın arzusuyla yanan birçok uzak diyar yolcusu umutlarını söndürmeden ayrıldılar. Yirmi bin yıl sonra can sıkıntısından toplu intihara kalkışan mürettebatlar ve daha birçok farklı ölüm bu gemileri uçsuz uzaya sürükledi. Çözüm için farklı sınıflardan oluşan gruplar denendi. Otoriter sistemler, eşitlikçi sistemler hatta umut o kadar azaldı ki psikopatlardan oluşan gemiler bile uzayın boşluğuna açıldı. Sonuç hep aynı... Çözüm için umutlar tükendiğinde tek kişilik bir uzak diyar gemisiyle açılmanın daha önce denenmediği fark edildi. Bu kesinlikle çılgınlıktı tek bir kişi uzayın boşluğunda kafayı yemeden nasıl binlerce yıl seyahat ederdi. Böyle bir fikir karşısında çoğunluğun ortak düşüncesi en fazla birkaç yüzyılda bu yalnız ve sefil yolcunun kafayı yemesiydi. Tüm bunlara rağmen göreve katılım istekleri yağdı.

Yeni şeyler, yeni dokular, yeni canlılar yani bizde olmayan herhangi bir şeye kavuşma isteğiyle tutuşuyoruz. Varılan bu çıkmaz tek kültür son bulmalıydı. Yenilik lazımdı. Buhran devrinden kurtulmalıydık. Tüm gezginler ayrılmalıydı. Birlikten aynı şey doğardı. Dağıldık. Uzaklara çok uzaklara saçıldık.

Axborot uyardı: İşlenmiş bir levha geminin yakınından geçiyor. Bir medeniyet belirtisi olmalı. Yaklaş ve yakala dedim bağırarak.

Kargo odasına uç birimden bağlandım.

Veriler analiz ediliyor…

Bulunan: Bir levha üzerinde yol haritası çıkarılmış bir gezegen.

Kayıp Bilgi: İlker ses depolama birimi.

Onarım başlatıldı…

Ses verisinin bir kısmı onarıldı.

Onarılan ses parçası oynatılıyor.

"Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabah şerifleriniz hayrolsun"

Rotayı sapta ve hedef haline getir Axborot. Arayış sonuç verdi işte yaşayan bir medeniyet.

Gemi yılı 50400’ü gösteriyor. Yıllar ne çabuk geçti. Yaklaştım heyecanla bekliyorum bu ko’z görecek yeni bir şeyi. Git dediler sen git sen gör yeni şeyi getirmesen de olur ama yine de dene. Gör onu, hisset, tat ve anla. Ne varsa öğren, sömür onu. Bize de getir. Ne olur dediler. Ne olur bizi unutma sömürmenin aşkıyla tutuşup yüzlerce yıl, bizi unutma. Bunlar geçti aklımdan ama sonra, dedim bu yeni, öyle değil. Hiç bilinmiyor, yepyeni, hiçbir türün tatmadı bunu. Taptaze.

Gemi yaklaşıyor içim kabarıyor. Gezegen parlıyor. Hüzünlü bir parlaklık algılayıcılar hoş şeyler göstermiyor. Keşfetmişler ama çok yanlış anlamışlar. Anladıkları yetmemiş öldürmüşler kendilerini. Tam 1000 tane atmışlar kendilerine. Bilgileri depolamışlar manyetik belleklerde kalmamış hiçbir şey. Hepsi gitmiş nükleerin etkisiyle.

Axborot, tara her şeyi, bul ne varsa yeni. Cevap verdi axborot hemencecik, yakında ve derinde, tutmuş delinin biri, yazmış bir canlının özüne veriyi. “İnsanlığın Hazin Tarihi” yazarmış sarmallarında.

Sömür onu, sömür ve aktar!

Show your support

Clapping shows how much you appreciated A. Kürşat Uzun’s story.