TEMASSIZ GAZETECİLİK “YOK ARTIK” DEDİRTMEYE DEVAM EDİYOR!

Bunca yıldır kartlı ödeme sektöründe olan gelişmeleri yakından takip eden ve bir çok yeniliği hayata geçiren projelerde çalışma şansı elde etmiş biri olarak son günlerdeki temassız kartların güvenli olmadığı, cüzdandaki kart bilgilerinin çalınabileceği yazıldığını görünce “yine mi!” Demekten kendimi alamadım. Merak ettim baktım bu tip haberler ilk ne zaman çıkmış diye. 21 Şubat 2016.

Başlık ve resim şöyle: Kart Dolandırıcılığında Yok Artık Dedirten Yöntem. Etkileyici di mi?! Hemen içini okuyasınız geliyor. Merak uyandırıyor.

Resim de çok hoş. Bir delikanlı elinde bir pos cihazı ile otobüse binmiş direğe yaslanmış hazır bekliyor. Bak ya neler de yapıyorlar korkunç.

Diğer güzide gazetelerimiz farklı yaratıcı başlıklar bulmuşlar:

temassiz-kart-kullananlari-bekleyen-tehlike-yok-artik-dedirtti (bu biraz kopya çekmiş)

dolandiricilarin-yeni-taktigi-temassız

dokunmatik-kart-soygunu (en efsanesi bu galiba)

İçeriğe bakıldığında ise otobüste ya da kalabalık yerlerde insanların arka ceplerine temassız pos yaklaştırıp düşük tutarlı işlemler gerçekleştiriyorlar. “Çok korkunç! Başımıza bu da mı gelecekti!” dedirtiyor.

Millet olarak dramı sevdiğimiz için konu ayyuka çıkıyor. Sonra konu uzmanları çıkıp konu ile ilgili kamuyu bilgilendirme ve işin esasını anlatma görevini yerine getiriyor. Ortam yatışıyor.

Sonra bir bakmışız ki yine aynı gazeteler bu sefer 11 Eylül 2017'de “Temassız kredi kartı olanları bekleyen tehlike” başlığı ile yine benzeri bir haber yapıyor. İçerik hemen hemen aynı.

Neyse ki Bankalararası Kart Merkezi yetkilileri çıkıyor, televizyonda temassızı anlatıyor, konu ile ilgili belirtilen tipte bir sahtecilik vakalarının yaşanmadığını anlatarak aynı şubat 2016'da yaptığı gibi topluma bilinç katmaya çalışıyor.

Ben ise bunları yazarken “gazeteci etiği” gibi bir kavram var mı acaba yazılı olarak bir yerlerde, merak ettim doğrusu.

http://medyaetikkurulu.org/wordpress/index.php/gazetecilik-meslek-ilkeleri/” linkinden Medya Etik Kurulunun internet sitesinden rahatlıkla gazetecilikte meslek ilkeleri görülebiliyor.

Ben 2'sini buraya koyup daha da fazla konuyu uzatmayacağım.

  1. Gazetecinin temel görevi, gerçekleri nesnel bir biçimde, çarpıtmadan, sansürlemeden aktarmaktır.

2. Gazeteci, elde ettiği bilgileri doğrulatmak için çaba göstermelidir.

Yani gazeteci bir duyumu, başka bir gazetenin haberini, doğrulatmaya çalışmadan büyük bir habermiş gibi kullanmamalıdır. Bu haberin doğrulatması yapılmış olsaydı haber yayınlanmayacak, kamuoyu endişeye sevkedilmeyecek, güzel ve faydalı ürün, ortada fol ya da yumurtanın esamesi bile yokken karalanmayacaktı. Dolayısıyla etik ilkelerinden bu maddenin de uygulanmadığı gün gibi aşikar.

Ah. Neredeyse unutuyordum. Bir tane daha ilke var:

Gazeteci, haberde yapılan yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür.

Ben buna bir küçük ekleme yapmak istiyorum, bu düzeltme, ya da konuyu aydınlatıcı yeni haberler her ne ise aynı puntoda, aynı sayfada ve mümkünse aynı tonda bir yaratıcı manşetle verilse ne hoş olur di mi?

Hepinize güzel günler diliyorum.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.