Gizli zaaflarınızın farkında mısınız?

Çıkarcı insan

İnsan, yaşamda karşılaştıklarıyla her geçen gün saflığını yitiriyor, bencilleşiyor. Kimisi hayatta kalma derdinde, kimisi sevilme değer görme derdinde, kimisi kendini hayatta konumlandırabilme derdinde. Bu amaçlar uğruna doğru/ilkesel/etik olanın değil işlevsel ve çıkarlarına uygun görünenin peşinden gidebiliyor insanoğlu.

Kötü huylar zaten kötü, peki ya iyi huylar?

Kötü huyların zararı ortada. Ancak daha sinsisi iyi gibi görünen huylarımızın altında yatanlar. İnsanın ben merkezli bir varlık olduğunu düşünürsek iyi huylarının altında da kendi çıkarları yatıyor olabilir. Bu çıkarlar insanı gerektiğinde iyi görünen davranışlara, gerektiğinde ise zararlı davranışlara yöneltebilir. Mühim olan davranışların dışarıdan nasıl göründüğü değil, motivasyon kaynaklarının ne olduğudur. Eğer bu kaynaklar keşfedilemezse iyi görünen birçok davranış sahibine zarar verebilir.

Yardımseverlik iyi midir?

Yardımseverlik iyidir, “insan olduğunuz için” yardım ediyorsanız. Eğer çıkar bekleyerek yardım ediyorsanız başkalarına faydası dokunan bir davranış olduğu söylenebilirse de ne kadar iyi bir davranış olduğu şüphelidir. Mühim olan karşılıksız yardım edebilmektir. Günümüzde kimisi teşekkür alabilmek için, kimisi karşılık alabilmek için, kimisi kendini işe yarar hissetmek için, kimisi sorun çıkmasın diye, kimisi başkaları ne der diye, kimisi gösteriş için yardım ediyor. Aslında bu “için”ler kişinin aynı zamanda zaaflarını gösteriyor, onları kullanılabilir yaptığı gibi kendi davranışlarını bilinçli şekilde kontrol etmesine engel oluyor. Yardımseverlik yapıyorum diye gösteriş yapan kişi ailesinin ihtiyacı olduğu halde parasını dağıtarak yuvasını yıkabilir, teşekkür bağımlısı kişi kendi zararına bile olsa teşekkür alabilmek için başkasına yardımda bulunabilir, işe yaradığını hissetmek isteyen kişi kendisini işe yarar hissettirecek ama aslında faydası olmayan işler peşinde bulabilir.

Benzer örnekleri hem iyi huylar, hem kötü huylar için çoğaltmak mümkün. Acı çekmiyor görünen insanlar aslında acıdan kaçıyor olabilir, güçlü görünen insanlar güçsüz düşmekten korktuğu için güçlü numarası yapıp despotluk yapıyor olabilir, özgünlük iddiasında bulunanlar sıradan olmaktan ölesiye korktuğu için farklılaşmaya çalışıyor olabilir. Yani insan neye ihtiyacı varsa onu telafi etmek için aksini yapmaya çalışıyor. Bunların farkına varmak iradi özgürlüğümüzü kazanma yolunda en önemli adım taşlarındandır.

Sonuç

İnsan özü itibariyle iyidir, ancak hayat onu işlevsel olana yöneltir ve özünden gelen “doğru olan bu” mesajlarını daha az işitir olur. Yapmamız gereken işlevsel görüneni isteyen benliklerimizin üzerimizdeki kontrolünü azaltmak. Bu sayede özümüzden gelen “iyi insan ol” mesajlarını daha iyi duyabiliriz ve otomatik davranışların tahakkümünden kurtulabiliriz.

Detaylı yazımı sitemden okuyabilirsiniz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.