Ruanda’daki “önemsiz” insanlar

1 Temmuz 1962’de bağımsızlığını kazanan Ruanda’da, iki kabile; Hutular ve Tutsiler, yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca sürekli iktidar savaşı verdi.

Ülkede “düşük yoğunlukta” seyreden çatışmalar, 1994’e gelindiğinde yerini katliam öncesi sessizliğe bıraktı. Durumun ciddiyetini anlayan Birleşmiş Milletler bir “barış görüşmesi” düzenledi.

1994’te Ruanda’daki kabile savaşlarını engellemek için dönemin BM Genel Sekreteri Butros Butros-Gali’nin ve halefi Kofi Annan’ın hazırladığı plan, ülkede seçim ortamı hazırlayıp demokratik yollarla bir siyasal iktidar kurulmasını hedeflemişti. Bu sağlanana kadar, BM’ye bağlı Barış Gücü askerleri idareyi ele alacak ve demokratik yönetim oluştuğunda ülkeden ayrılacaktı.

Fakat Ruanda’daki en büyük iki kabilenin (Hutu ve Tutsi) liderleri, barış görüşmesi dönüşünde içinde bulundukları uçağın BM tarafından “güvenli” ilan edilen bölgeden, 6 Nisan 1994 günü ateşlenen füzeyle düşürülmesi sonucu hayatını kaybetti; hemen ardından başlayan ve yüz gün süren katliamda, ülkenin yüzde 90’ını oluşturan Hutular’ın kurduğu askeri birlik olan Interahamwe, eğitimli Tutsiler ve ılımlı Hutular da dahil olmak üzere 800 bin Ruandalıyı öldürdü.

ABD, bölgede hayatını kaybeden 10 BM askerini gerekçe göstererek BM Barış Gücü’nün ülkeden çekilmesini sağladı. Bunun üzerine katliam daha da şiddetlendi.

Roméo Dallaire

Dönemin Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral Roméo Dallaire, katliamın ardından “Ruandalıların hiçbir önemi yoktu” açıklamasını yapmakta hiçbir sakınca görmedi.

Dallaire ve birliğindeki askerler, sözlerinden ve yaşananlardan sonra, uluslararası bir mahkemede ceza almadığı gibi ülkesi Kanada’da soruşturma bile geçirmedi.