ŞİMDİ ANTALYA ZAMANI

Antalya merakı, sevgisi, derdi ve aidiyeti olan değerli hemşerilerim; hepimizin ortak değeri, mirası ve emaneti konumundaki bu kent, öyle 10, 50, 100 ya da 1000 yıllık bir geçmişi değil en az 12500 yıllık bir birikimi ve bilgeliği bize bahşediyor. Bugünün her dem yeşiliyle tarım, her daim gezisiyle turizm ve her zaman ticaretiyle hizmet sektörlerinin anavatanı olma özelliğine Antalyamızın insanlık tarihiyle yaşıt derinliği, hepimizde mutlu bir aidiyet duygusu uyandırmaktadır. Bu aidiyet duygusu, kentimizi sahiplenmemizin kaynağıdır. Bizler bu kentin havasını, suyunu, toprağını kısaca doğal kaynaklarını kullanıyoruz, tüketiyoruz, bu kentte yaşıyoruz ve kazanıyoruz. Buna karşılık kentimizle ne kadar paylaşıyoruz? Kentimize ne katıyoruz? En azından bunun için ne kadar çabalıyoruz? Buna benzer soruları önce kendimize, sonra da etrafımıza sorabilmeli ve tatminkar cevaplar üretebilmeliyiz. “Şimdi Antalya Zamanı” paylaşımlarım ve gündemde tutma çabalarım, tamamen bu anlayışın bir dışa vurumudur. “Şimdi Antalya Zamanı”, Antalya’ya davetin bir anı, dönemi, vakti ya da mevsimi olduğu üzerine değil; her dem Antalya, her daim Antalya ve her zaman Antalya anlayışının bir güncellemesidir. Geçmiş yazılarımı ve açıklamalarımı başkandan Ali ÇANDIR ATB Yönetim Kurulu Başkanı hatırlayanlar bilir. En azından son bir yılı ele aldığımızda bile görülecektir ki, aslında birbirini tamamlayan, bir bütüne odaklanmış ve Antalya’yı içinde bulunduğu ataletten ve dumur halinden çıkarmaya destek olmaktan ibaret bir çaba söz konusudur. Üstelik hepsinde de şu sorular bu çabanın mihenk taşını oluşturmaktadır: “Antalya’ya şimdi sahip çıkmayacaksak ne zaman…? Zorluklara karşı Antalya’nın direncini şimdi artırmaya çalışmayacaksak ne zaman…?” Halen devam etmekte olan Tarım Konseyi faaliyetleri bu kapsamdadır. Keza “Antalya Yaklaşımı” adıyla önerdiğimiz, nedenlerini ve uygulama kriterlerini açıkladığımız faaliyetlerimiz de bu kapsamdadır. Nitekim Antalya Yaklaşımı kentte ses getirdi ve gündem oluş- turdu ancak sahiplenme, sonuç alıcı talepkar olma ve bir baskı gücü oluşturma konularında istenen sonuç şimdilik alınmadı. Yılmadan, yorulmadan çalış- maya ve çabalamaya devam etmekten başka bir yolumuz bulunmamaktadır. “Şimdi Antalya Zamanı” paylaşımları ve çabaları da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Yani bir tanıtım faaliyeti ya da çalışması kapsamlı değildir. Esasen kentimizin hala bir tanıtıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorsak da, ciddi bir hata ve yetersizlik içerindeyiz demektir. Bizler kentimizin cazibesini, itibarını ve değerini artırıcı faaliyetlere ve çabalara destek olmalıyız. Kentimize yönelik her davranışın ve icraatın kente yaratacağı katkıya ve değere odaklanmalıyız. Artık taş taş üstüne koyana ya da duvara çivi çakana değil, doğru taşı doğru taş üstüne koyana ve doğru duvara doğru çiviyi çakana bakmalıyız. Bu değişim sadece kaynak israfını önlemeye yönelik değil, aynı zamanda kentimiz için geri döndürülemez maliyetlerin önüne geçmeye odaklı olmalıdır. “Şimdi Antalya Zamanı” kapsamında ilk etapta bütün oda, borsa ve ilgili kurumlara açıklayıcı birer yazıyla EXPO16’ya, tatile ve organizasyonlara yönelik davet çıkardık. Ulusal bir gazetede cazibe yaratıcı ilan vererek vatandaşlarımızı kentimize davet ettik. Sosyal medyanın tüm kanallarını kişisel hesaplarım kanalıyla “Şimdi Antalya Zamanı” paylaşımlarıyla kuşattık. Bu paylaşımlarım bir sosyal medya kanalında TT oldu. “Şimdi Antalya Zamanı” paylaşımlarım 100 bini aşkın kişiye ulaşarak geniş ve yaygın bir katılıma ve paylaşıma ulaştı. Destek veren bütün Antalya severlere şükranlarımı sunuyorum. Antalya; hepimizin, bütün dünyanın ve gelecek nesillerimizin bizlere emanetidir. Bu emanete hep birlikte sahip çıkalım, değer katalım, bireysel çabalarımızı durmaksızın geliştirelim ve bunları birbirinden bağımsız, habersiz, dağınık ve az etkili olmaktan kurtaracak, birlikte hareket etmeyi ve ortaklaşa çalışmayı artıracak ağları geliştirelim. “Antalya’mıza şimdi sahip çıkmayacaksak, ne zaman sahip çıkacağız?” diye seslenerek hepinize saygılar sunarım…