Ford’un Motor Teknolojisi: Ecoboost

Öncelikle teknik bir yazı olduğunu belirteyim. Arada bir hoşuma giden teknik detaylar yazmaya çalışacağım.
Otomobilin babası sayılan Ford uzun zamandır piyasaya damgasını vuracak bir motor çıkaramıyordu. 2012 yılında öyle bir motor çıkardı ki o motor 6 yıl üst üste Uluslararası Yılın Motoru ödülünü aldı: Ford EcoBoost 1.0L
Klasik içten yanmalı motorlara göre köklü değişiklikler ve yeni teknolojiler kullanarak rekabete uyum sağlamakla yetinmedi, üst sıralara yükseldi. Köklü değişikliklerden sırasıyla bahsedelim.
Diğer yazılarımdan biri : Girişimciler İçin Şahıs Şirketi Kurmak
Triger Kayışı
Triger kayışının; otomobil firmalarının genelinde 50–100 bin km aralığında değiştirilmesi önerilir ve servislerde bu km aralıklarında değişir. Kayışın konumu ise motor bloğunun dışında yer alır ve plastik bir muhafaza ile korunur. Ford Ecoboost motorlarında ise triger kayışı motor bloğunun içinde bulunur ve bu sayede diğer markaların aksine sürekli yağlanır. Evet, peki kayış değişeceği zaman motor bloğunun içinden nasıl değişecek? Merak etmeyin ergonomik ve küçük bir motor olduğu için diğer markalarından zor bir işlevi yok. Ford servislerinde de triger kayışı için, belirli bir kilometrede değişim, bakım gözükmüyor. Yani ömürlük olduğunu iddia ediyor. Yine de forumlarda 200 bin kilometrede de değişebileceği yazıyor. Bu konuda servise güvenmenin faydası var.
Doğrudan Yakıt Püskürtme Sistemi

Bu sistem sayesinde motor emisyon ve yakıt değerlerini aşağıya çekiyor. Yakıt silindir kapağından, egzoz ve emme subaplarına yakın konumdan püskürtülüyor. Bu püskürtme 200 barın üzerine çıkabiliyor. Yüksek basınç ile püskürtme daha iyi bir yanma ve güç sağlıyor. Ford bu teknolojisine 2.nesil doğrudan yakıt püskürtme sistemi diyor. Ayrıca Ford bu teknoloji sayesinde motorun çok hassas bir püskürtme oranı ile yanma sağladığını belirtiyor. Bu da istediğimiz zaman ani gaza yüklenmemizde, motorun bu değişime çok çabuk tepki vermesini aynı zamanda bunu yaparken minimum yakıt kullanımını sağlıyor.
Soğutma Sistemi
Sistem yine emisyonu ve yakıt tüketimini azaltacak şekilde işliyor. Bildiğimiz gibi motor ilk çalıştığında soğuktur ve bazen bir müddet ısınmasını bekleriz. Bu sırada motorun tüm sistemleri çalışmaktadır; soğutma sistemi dahil. Ford tam da buna el atmış. Motor ilk çalıştığında soğutma sıvısı motor bloğunda subapların çevresini es geçiyor. Böylece motor bloğu gereken sıcaklığı yakalıyor ve etkili bir yanma gerçekleşiyor. Etkili yanma da dolaylı olarak emisyon değerlerini düşürüyor. Motor normal sıcaklığının yukarısına çıkacağı zaman da çok çabuk müdahale edebiliyor. Sıcaklığı ideal seviyede tutabilmesi, özellikle yüksek sıkıştırma oranlara sahip motorlarda görülen vuruntu riskini de en aza indiriyor.Buna benzer sistemler farklı markalarda da aynı görevi üstleniyor.
Değişken Subap Zamanlaması

Çok eski yıllarda Formula yarışlarında da kullanılmış bir sistem. Günümüzde ise çoğu otomobilde karşımıza çıkıyor çünkü çok kaliteli ve ne yandan baksanız motora ekstrası var. Hatta bence Honda’nın VTEC motorlarıyla özdeşleşmiştir. Her marka kendi sisteminin patentini alsa da genelde aynı prensibe dayalı çalışıyor. Yalnızca gün geçtikçe güncellemelerle daha iyi bir sistem elde edilmiş oluyor. Ford Ecoboost’ta gaz açıklığına ve hızlanma isteğinize en iyi tepkiyi verecek zamanlamalar sunmaya çalışmış.
Egzoz Manifoldu
Çoğu motorda egzoz gazları silindirden çıktıktan sonra silindir kapağında toplanır ardından egzoz manifolduna iletilir. Ford mühendisleri ise Ecoboost için silindir kapağına entegre bir egzoz manifoldu tasarladılar. Böylece motorda gaz akışı rahatladı ve motor ekstra malzemeden kurtulup hafifledi.
Turboşarj
Egzoz manifoldunun silindir kapağına entegre edilmesi, turbonun direkt olarak silindir kapağına bağlanmasına imkan verdi. Egzoz gazları fazla mesafe katetmeden turboya ulaşabilir hale geldi. Egzoz gazlarının ilk çıkış anını turbo ile buluşturmak daha fazla basınç sağladı. Turbonun çalışma prensibi basınç farkı ile içeriye daha fazla hava almak olduğundan, egzozun yüksek basınç sağlaması çok etkili oldu. Turbonun üretimini ise BrogWarner yapmakta ve yakıt tüketimini %20 oranında azaltmaya yardımcı olmaktadır.
Yağ Pompası
Yine soğutma sistemi gibi, bazen yağlama ihtiyacı artar bazen de azalır. Her zaman aynı basınçla yağı göndermek kimi zaman fazla sürtünmeye kimi zaman da eksik yağlamaya sebep olacaktır. Ecoboost ise gaz açıklığına göre hareket eden bir yağlama pompası ile değişken koşullara uyum sağlamayı başarmış.
Bunlar Ford Ecoboost’un başlıca teknolojileri. Bir çok kişi 1.0 litre ve 3 silindirli bir motordan istediği performansı alamayacağını düşünse de bu motor 140 beygir güç üretebiliyor. Yani 2.0 litre eski sisteme sahip bir atmosferik(normal emişli) motordan alabileceğiniz gücün belki de daha fazlası demek. Ecoboost, Ford’un eski 1.6 litre dizel araçlarından daha yüksek beygir gücü üretebiliyor.
Küçük bir motora bu kadar yüklemenin fazla ve motor ömrünün kısa olacağını düşünenler de çoğunlukta olsa da malzeme mühendisliğinin günümüzde ulaştığı nokta tartışılmaz. Ford gibi kaliteli ve köklü bir marka, bu konuda bizi hiç şaşırtmaz.
Günün birinde küçük hacimli motorlardan yüksek performans elde edebileceğimizi kanıtlayan, mühendislik harikası motorlar üretildikçe, yaygın ve yanlış kanılar yok olup bu tür araçları piyasada daha fazla dolanacağını düşünüyorum.
Ford’un tanıtım videosunu da buradan izleyebilirsiniz:
Kaynaklarımı link vererek ve görsel içeriklerle belirtmeye çalışıyorum.
