FİKİR Mİ,ARZU MU?

Fikir ayrıdır,arzu ayrıdır.Bazı insanlar arzularını fikir diye baskı ve inat ile insanlara kabul ettirmek isterler. Kendi arzularını gerçekleştirmek uğruna güya fikrinin doğruluğunu ispat etmek için gerekirse rakipleri hatta düşmanlarıyla bile ittifak kurabilir.

Hele birde arzusunu inat ile mayalayıp kabartırsa, artık iyi ve güzeli çirkin,dost ve hamiyetperveri hain görüp, lanet eder insanlara da öyle takdim eder. Böyle bir bakış dürbünü ters tutarak bakmaya benzer.

Hiçbir kıymeti olmayan bir ifadeyi kuvvetli bir delil, kuvvetli bir delili de kıymetsiz ve ehemmiyetsiz bir ifade kabul edebilir.

Yani inat ile hareket eden adam kendini dalalete ve batıla mahkum eder.

Böyle bir halet-i ruhiyeye sahip insan için Rabbimiz: “İnsan ise, şüphesiz ki, çok zâlimdir.” (İbrahim Sûresi, 14:34.) buyurur.

Evet insana hayvanının aksine olarak temayül ve kabiliyeti itibariyle sınır çizilmemiştir. Zulüm ve tahribat bakımından haddi yoktur.

Özellikle içinde bulunduğumuz çağ itibari ile kendini beğenmişlik, kendini dünyanın merkezi görmek, kendi fikrine olan şiddetli taraftarlık, gurur, intikam gibi hisler inadına yardım ederse, zamanın teknolojik imkanlarını kullanarak şimdiye kadar insanlığın hiç bir devrinde görülmemiş zulümler ortaya çıkabilir.

Mesela Hitler..Böyle bir ihtiraslı bir intikam duygusu ile kendi arzularını gerçekleştirmek için önce tehdit ve düşmanlar üretmiş.Arkasından sırf kendi sözünü haklı çıkarmak için ülkesini savaşa sokmuştur. Böyle insanlar ülkelerine gelecek darbelerden de lezzet alır.

Böyle bir hatayı,günahı ya da ihaneti, dünyadaki hiç bir mahkeme tartamaz. Böyleleri pis bir çamura düştükleri halde, misk ü anber diye yüzüne gözüne bulaştırmaktan zevk almaya çalışırlar. Hani Dario Fo’ya ait olduğu söylen bir söz varya ,”Başımız dik yürüyoruz çünkü boğazımıza kadar …battık.” Aslında durum bundan ibarettir.

Stephen R. Covey, 8.Alışkanlık Kitabında ego ve egoist insan için derki: ”Ego ise zorba, despot ve diktatördür.

Ego bir kişinin hayatta kalmasına, hazzına ve başkalarını dışarıda bırakmak pahasına yükselmeye odaklanır. Ayrıca, bencilce bir hırsı vardır. İnsanları “iyi adam” ya da “kötü adam” diye sınıflandıran küçük çocuklar gibi, ego da ilişkileri tehditkar olan ya da tehditkar olmayan çerçevesinde görür.

Diğer yandan, vicdan egoyu demokratikleştirir ve onu daha büyük bir grup, bütün, topluluk duygusuna, daha büyük bir iyiliğe çıkarır.

Ego uyuyamaz. Aşırı kontrol yöntemiyle yönetir. Yetkisizleştirir. Kişinin kapasitesini düşürür. Kontrol konusunda üstündür. Vicdan ise insanlara derin bir saygı duyar ve onların özdenetim potansiyelini görür. Vicdan yetkilendirir. Bütün insanların değerini ve erdemini yansıtır, onların seçme gücü ve özgürlüğünü onaylar. Böyle olunca da yukarıdan ve dışarıdan empoze edilmemiş olan bir özdenetim ortaya çıkarır.”

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.