İyilik fıtratımızda mı var?

Fizik dünyanın genel geçer gerçeklerinden hareket ettiğimizde, şununla karşılaşıyoruz : Objelerin zorlanarak bir konumdan başka bir konuma geçmeleri, sözgelimi dışardan gelen “itme kuvveti” ile hareket edip durum değiştirmeleri, her ne kadar fiziksel planda “kerhen” ise de, hakikatte kendi öz yapılarında var olan ana eğilime, doğaya (fıtrat) uygundur. Zorlananın kendi asli ve fıtri varoluşununu gerçekleştirmesi ve yaşaması, yaratılışın en önemli sırlarından biridir. Kendi başlarına hareket ettikleri tabiat olayları içinde aynı şey söz konusudur. Bir fayın kırılması eğer bir gerilme veya itme kuvvetiyle oluyorsa, “bir geren veya iten” olması gerekir;bu yerin tabakalarındaki fayın kırılmasıyla vuku bulan depremin dahi kendi başına hareket eden tesadüfi bir tabiat olmadığına işaret eder.
Burada sorun, insanın da bazı durumlarda zorlanarak (emir ve nehy ile) birtakım kurallara tabi olmasının onun asli ve fıtri yaratılışının amacını gerçekleştirmesinde ona yardımcı olup olmadığı sorusudur.

Kitap : Ali Bulaç — İnsanın Özgürlük Arayışı

Buradaki “kurallara tabi olmak” sözünü “Ahlak” olarak adlandırabiliriz. Belki de ateist birinin iyilik yapmaktaki sebebi budur. Veya her durumda iyilik yapmaya meyilli olmamız bu yüzdendir. Hz. Peygamberin (r.a) de şu sözü bu durumu doğrular niteliktedir.

Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.(Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)
Show your support

Clapping shows how much you appreciated Ali Demirci’s story.