30 Ağustos Zafer Bayramı


Ortaokul yıllarımda sınıfta yalnız oturur düşünürdüm. Gözüm hep o eski tip tebeşirli tahtanın üzerindeki Atatürk resmindeydi.

“Atam, sen başardıysan ben neden başaramayayım? Koca ülkeyi düşmandan kurtarıp, yönetim şeklini çağdaş bir hale getirip, bir sürü devrim yapmışsın. Ömrün savaşlarla geçmiş, ancak hep başarmışsın. Senin kadar cesur, akıllı ve ileri görüşlü olabilmem için ne yapmam lazım? Seni bugün anlayamayan çok. Değerini bilen de az. O kadar başarının ardından bunlar olabiliyorsa, benim de değerimi bilememeleri normaldir o zaman.”

Gülümsediğini gördüğüme yemin edebilirim. Oradan çıkıp yanıma gelip bana akıl vermesini, yardım etmesini çok istedim.

Ancak O zaten fikirleriyle, miraslarıyla, yaptıklarıyla, başardıklarıyla zaten yanımdaydı.

“Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.”

İstiklal Marşı’nda her seferinde boğazıma bir şey düğümlenir ve tüylerim diken diken olurdu.

Bunların üzerinden 25 sene geçti. Ancak hala görüyorum ki aynı değersizleştirme, itibarsızlaştırma çabası devam ediyor. Hala Cumhuriyet rejiminden nefret edenler var ve hala Atatürk anlaşılmıyor.

Savaşın ölsen de devam ediyor, edecek. Çünkü “fikirler kurşun geçirmez”.