Harcanmış Dahiler

Bir söz vardı: “bir şey yapmaya değerse, iyi yapmaya da değer” Kim söylemiş derken araştırmaya daldığımda, aynı şahsın başka bir sözünde geçen bir tamlama dikkatimi çekti. Hepimizin periyodları var. Bir kelime dilimize pelesenk oluyor ve bir süre bunu sürdürüyoruz. Tekrarlıyoruz. Kelimelerin böyle bir gücü var. Listelerde 1 numaraya çıkıyor, sizi istediği yere götürüyor ve siz farkında olmadan cümleleri kendisinin de için de geçeceği hale sokuyor.

Şahsın kullandığı bu tamlama “harcanmış dahiler” idi. Öylesine doğru geldi ki. Bu kadar mükemmel, meleklerden üstün olabilen bir varlığı geçirdiğimiz süreçlerden sonra yeteneksiz, beceriksiz, yavaş anlayan gibi bir hale getirmek. Beynimizi de bu şekilde düşünebilir hale getirmek.

Hepimiz harcanmış dahileriz. Ve korkum o ki biz de bir dahileri bir yerde harcıyor veya harcanmasına katkıda bulunuyoruz. Bir topuk freni ile duralım ve arkamızdan kovaladığını sandığımız meseleler feykimizi yesin, önümüze geçsinler. Onlar ileride tozu dumanı birbirine katarak koşarken, biz onların arkalarından bakalım. Ne yapıyoruz? Neden bu temponun içindeyiz? Neden bu koşuya girdik? Neden toz yutuyoruz? Peki ya bu dirseğin böğrüme düşmesi şart mı? İstediğim bu mu? Gitmek istediğim yön peki orası mı? Neden oraya gidiyorum peki? Onların söyledikleri doğru mu? Peki benimkiler neden yanlış? Yanlış ne doğru ne? Tek gerçek hangisi? Sen Allah var ve kıyamet cennet cehennem var diyorsan, başkasının inanması şart mı? Sen kendini kurtardın mı? Sen kendini sevebildin mi? Sen kendini sevmemişken başkaları seni nasıl neden sevsin? Onlara bunu nasıl öğretebilirsin? Bu toz dumanda sözlerini görebiliyor musun? Demek istediklerini toz yutmadan söyleyebilir misin? Peki ne var orada? Neden oraya koşuyorsun? Neden kendini koşarak harcıyorsun? Sen koşmaya mı geldin? Bir dur düşün. Sen neden geldin? Neden buradasın? Ben niye senin peşindeyim? Sen neden benim önümdesin ki? Neden kendimizi bu sorularla harcıyoruz ki? Nefes alıp vererek sakinleşmek varken neden sorularla tükeniyoruz ki? Nefes al nefes ver. Nefes al….. Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Sadece iki dakika boyunca… Bu bile yeterli gelecek. Nefes al nefes ver. Nefes al... Nefes ver... Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al….. Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al….. Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al….. Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al….. Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al….. Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Şimdi istediğin yöne git veya istediğin yöne uzan… Ama kendi istediğin için yap. Kendi içindeki dahiye suni solunum yapmayı unutma ama. Bunun için iki dakika da olsa birden topuk freni yap. Nefes al nefes ver. Nefes al... Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al... Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver… Nefes al nefes ver. Nefes al... Nefes ver….. Nefes al… Nefes ver… Nefes al… Nefes ver…