Sırtını Rüzgâra, Yüzünü Güneşe Çeviren Sahil Fethiye

Çeviren Sahil Fethiye

Körfezi adalarıyla baş bırakan dorukler Ölüdeniz’i gözler hep. Renk renk paraşütçülerin süzüldüğü dağlardan gelen rüzgârlara sırtını dönmüş bir kıyı bulunmaktadır oralarda, ki Fethiye diye bilinir.

Likya kenti Telmessos’un artıkları üstüne kurulu eski bir liman kenti olan Fethiye’de, yhedefi süsleyen kaya mezarlarının eteğinde ufkun sayısızluğuna dalıp gidiyorum. Çarşı Caddesi üstündeki levhaları izleyerek erişebileceğiniz bu muhteşem anıtlara gün batımından derhal evvel gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü güneş alçalırken Fethiye Körfezi’nin görkemli görünümünı doya doya seyredebilirsiniz. 1840’lı senelerde Anadolu’yu gezip gözlemlerini yazan Charles Texier, bu zor ulaşılan noktaya uğramış ve “Ben buradaydım.” dercesine, Amintas Mezarı’nın kapısına, sol üst köşeye ismini kazımış.

Kaderini kadınların tespit ettiği şehir

[yirmibeş] gözden kaçırılır: Kaya mezarlarının derhal üstündeki tepede bir kale yükselir. Telmessos’un akropolü olan bu surlar, Orta Çağ’da Aziz İoannes adına yaptırılmış. Kentin akropolisinin ele geçirilmesinin enteresan bir de hikâyesi var: Büyük İsknadir, MÖ 333’te Fethiye’ye vardığında şehir derhal teslim olur. İsknadir, Giritli [2yirmibeş] Nearkhos’u şehre satrap olarak atayarak yoluna devam eder. Lakin kısa bir müddet sonra ulusal kuvvet ler şehri geri alır. Nearkhos kenti terk etmek üzereyken Telmessoslulara son bir oyun oynamaktan geri durmaz. Maiyetindeki kadın şarkıcıları kentte bırakmak için izin ister. İsteği kabul edilir. Fakat kadınların flüt kutularının içerisinde bıçaklar saklıdir. Şehir merkezinde zafer tebrikları başladığında esirlar silahlarını çıkarıp akropolisi ele geçirir. Bugün kalede o devrelere ait hiçbir artık yok. Ancak surların alt seksiyonlerinin Roma devresininden kaldığı biliniyor. Kaleden aşağı indikten sonraki iskele yakınlarında görülen 6 bin bireylik Roma tiyatrosu, Apollon Tapınağı’ndan kaldığı fikir edinilen yapı parçaları, kaymakamlık binasının yanındaki lahit Fethiye’nin görülmeye değer [1yirmibeş]likleri arasında. 19’uncu asırda yapılmış Türk evleri ise ilçenin Paspatur Madurumlasi’nde ziyaretçilerini bekliyor.

Meğri’den Fethi Bey’e

Fethiye denince akla evvel Ölüdeniz’in buz mavisi suları, mübadeleyle beraber hayalet köye dönüşen Kayaköy, doğanın belki de en güzel düşlerini gördüğü Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu gibi konumler geliyor. Bunları biliyoruz… Peki Fethiye’nin isminin nereden yaklaştığını?.. 13’üncü asırda Menteşeoğulları Beyliği’nin idaresi altına giren Fethiye, 1424 senesinde Osmanlı topraklarına katılıyor. Bu devrede Meğri olarak bilinen kentin ismi, 1914’te, uçağı düşen ilk hava şehitlerimizden Fethi Bey’in anısına “Fethiye” olarak değiştiriliyor. Doğal ve tarihî güzellikleriyle turizmin göz bebeği olan Fethiye’de, Türkiye’nin en turistik bölgelerinden Ölüdeniz’e uğramamak kusur olur. Ölüdeniz’e ve Belcekız Plajı’na ulaşmak için Fethiye’den güneye doğru devam eden karayolundan Hisarönü’ne gitmeniz ve oradan da güneybatı tarafında 4 kilometre daha gelişmeniz gerek. 3,5 kilometrelik altın sarısı kumsallarla etraflenen Ölüdeniz’de, bilhassa koyun güneybatı ucundaki Mavi Lagün geçen günyaca ünlü bir konumyüzü harikası. Bir vakitler korsan yatağı olan bu konum ile ilgili en tanınan efsane ise gemisi fırtınaya yakalanan bir kaptan ve oğluy ile ilgili.

Oğul, kayalıkların arkasında sakin bir koy bulunduğunu söylese de kaptan ona inanmaz. Aralarında çıkan münakaşa, fırtınanın da neden olduğu korkuyla iyice şiddetlenir ve kaptan sonucunda oğlunu denize atar. Kavgadan kısa bir müddet sonra da gemi bu sakin koya, Mavi Lagün’e ulaşır. Genç denizcinin yasını o gün bugündür tutan deniz hep sakin kalır. Bu efsaneye ne kadar inanırsınız bilemem, ancak Ölüdeniz’in birkaç yüz metre batısındaki Mavi Lagün, bugün doğa parkına dönüştürülmüş halde. Denizle çok dar bir bağlantısı olan lagüne, güvenilirği sağlamak ve kirlenmeyi engellemek için deniz vasıtalarının girişi yasak. Ancak isterseniz kano ya da deniz bisikleti kiralayarak lagün içerisinde gezinebilir veya benim yaptığım gibi lagünün batısındaki kayalıklara tıranlamrak bütün kıyıin ve Babadağ’ın görkemli görünümünın keyfini çıkartabilirsiniz.

Dostluk ve barış köyü

Fethiye’ye vasıtayla 15 dakika mesafedeki Kayaköy’ün kendi ziyaretçilerini sürenin gerçekliğinden uzaklaştıran bir hâli var. Saman sarısı topraklar, salkım saçak meyve bahçeleri ve sarp yhedeflerda gezinen renk renk keçiler… Yeşil yhedeflerda teras teras yasenemış evlerde mübadelenin [yirmibeş1]larından ayırdığı Mariaların, Alekslerin hüzünlü hikâyeleri yankılanıyor. Özgün ritminde yaşam sürdüren bambaşka bir geçen günya burası… Kayaköy’ü karşıdan gören tepe üstünde, yörenin muhteşem geçmişini düşlüyorum. Batıdan doğuya doğru sunulan, 65 metre yükseklikteki sert bir yhedefe dağılmış 2 bine yakın hane gözüme çarpıyor. Şimdi ıssız bu evlerde, geçmişte 20 bine yakın insan yaşamış. Kim bilir ne anılar, ne hikâyeler biriktirilmiş!.. Bir vakitler adı Levissi olan bu eski Rum köyünün nüfusu, 1912 senesinde kayıtlara 6 bin 500 olarak geçmiş. 14’üncü asırda köyü ziyaret eden İtalyan seyyah Sanuto’nun yazdıklarına göre Levissililer, 11’inci asırda burayı mesken edinmiş. 1920’li senelerde ise Kayaköy’de İki okulun yanı sıra bir kütüphane, canlı bir çarşı, eczaneler ve seviye köylere de hizmet veren hekimler varmış. Bugünküün Kayaköy’üne gelince… Fethiye gezilerinin vazgeçilmez duraklarından bir tanesi olan köy, Likya Yolu’nu takip edenler doğrulusunda da sıkça ziyaret ediliyor. Dahası, Kayaköy’ün bir arkadaşlık ve barış köyü olması konusu ile ilgili girişimler var. Kayaköy evlerinin restore edilerek milletlararası bir kültür-sanat merkezine dönüştürülmesini sahibi olan projeye birçok sivil toplum kuruluşu da destekliyor.

Sadece huzur…

İzledikçe daha da büyüyen aşağı yukarı 400 metrelik kaya duvarları arasında geçen günya güzeli bir kumsal, turkuaz rengi suru bir deniz, semane doğru uzayıp giden yeşil bir vadi… Yaşamın aynısiz bir yalınlık ve durağanlıkla seyrettiği Kelebekler Vadisi’ne daha evvel düşmediyse yolunuz, ilk anda, hem de gün boyu sürecek bir şaşkınlığa zevkırlıklı olmalısınız. Kozasından yeni çıkmış bir kelebek örneki… Çünkü burada vücudunuzu ve ruhunuzu ymiktar derhal her şeyden uzak olacak, kendinizi doğanın tam orta konumunde bulacaksınız. Burada konforlu otel odaları, trafik keşmekeşi, alış veriş merkezleri, fitness salonları, ısrarlı bakışlar yok. Ama dağ, deniz, kumsal, şelaleler, patikalar, bol bol çiçek, kelebekler, kuşlar ve en muhimi huzur var. Nicedir ihtiyaç duyduğunuz…

Fethiye’ye yolunuz düşerse…

Fethiye yakınlarında görülmeye değer birden fazla antik şehir ve mübarek alan var: UNESCO Dünya Kültür Mirası Ksanthos, Kadyanda, Sidyma, Tlos, Letoon ve Pınara şunlardan birkaçı. Arkeolog ve profesyonel turist rehberi Yunus Özdemir, Tlos ve etrafındaki mağaralarda tespit edilen artıkların Fethiye’nin tarihini Neolitik Çağ’a kadar götürdüğünü vurguluyor. Yörenin [1yirmibeş] tarihine şahitlik etmek için Fethiye Müzesi’ne uğrayabilirsiniz.

Fethiye, bundan sonra mühim bir dalış ve mavi yolculuk merkezi… Günlük tüplü dalış tekneleri ve mavi tur tertipleyen guletler, sabahları limandan kalkıyor. Teknelerin Fethiye seviyesinde uğradığı birkaç özel konumden bahsedebilirim: Bunların ilki, 18’inci ve 19’uncu yüzsenelere ait yapıların artıklarıyla ilgi çeken Tersane Adası. İkincisi Kleopatra Hamamı diye anılan konum. Roma devresine tarihlenen hamamın bir alanı sular altında kalmış. Bu artıklar arasında gezinebilir, hem de yüzebilirsiniz. Hem de Gemile Adası, Afkule ve On İki Adalar, Fethiye çıkışlı mavi turların gözde adresleri arasında.

Fethiye Balık Piyasaı, deniz ürünleri detaylılığıyle Anadolu’da tek sözcükyle rakipsiz! Tezgâhları şenlendiren balık çeşitleri arasından istediğinizi seçip, etraftaki restoranlarda pişirtebiliyorsunuz.

Tarihî Likya Yolu’nun aşağı yukarı yirmibeş kilometrelik kısmını içine alan Likya Yolu Ultra Maratonu, bu sene 28–30 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Fethiye sırtlarında başlayan, yüksek mücadeleziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlası için AnadoluJetUcuz sitemizi ziyaret edebilirsiniz.