kayıp nesil.


2015 itibariyle,
40 yaş altında kalan ve
en az 30'unu tamamlamış
jenerasyondur.

ne yapacağını bilmeyen.
toplumdan soyutlanmış.
hep bir arayış içinde, mutlu olamayan.
olduğunu zanneden.

hem iyilik yapmak isteyen,
ama yapmayan bir yığın insan.
çok umrundaymış gibi gözüküp,
aslında hiç oralı olmadığı insanlar yarattı bu ülke..

nefes almamızdan itibaren hep yönlendirildik.
aile, toplum, eş, dost ve en büyük etken,
daha yeni yeni tanıştığımız televizyon.

1980'lerden bahsediyorum. başları..

televizyonda gördüğü her şeyin gerçek olduğuna inanan,
haberleri hakikaten de yerden, yurttan haberler mantığıyla seyreden zavallı ebeveynlerin, içler acısı çocuklarıyız biz.

darbeler, asılanlar, kesilenlerin ardından, çatışmaların içinden çıkmış, gençliklerini böyle yaşamış büyükşehirlerde yaşayan köy çocukları, göçebeler.. annelerimiz, babalarımız.
toz bile kondurmadıkları hayatlarımızda biz,
hayata tutunmak için hep birilerinin bizlere bir şeyler yapmasını bekledik.

ne zorluk çektik, ne sıkıntı..
sıcak yatak, güzel yemeklerin olduğu evlerde büyüdük..
onlar zaten standarttı.
hayatlarımızın standartları vardı..
senin şuyun var mı? buyun var mı? diye alay ederdi piç kuruları birbirleriyle.

gerçi hala öyle..

gençlik yıllarında “evladım sakın bişeye bulaşma” lafını duyduysanız.
kaybedensiniz.

travmatik bir dönemden geçen yeni nesil ebeveynler, bizle birlikte telefonu, televizyonu gördüler. tek fark onlar otuzlarındaydı ve biz daha çocuktuk..

“olaylardan” ve “kavga”dan hep uzak durduk.
televizyonda duyduklarımızı, yemek sofrasında ailemize sorardık,
-anne, neden mhp vik vik vik.. — sen daha küçüksün. yemeğini bitir.

okulda bize öğretilen tarihin, ne kadar taraflı, ne kadar “milliyetçilik” damarlarını kabartan yazıtlar olduğunu malesef üniversite yıllarına kadar anlayamamıştım.

ve bunun sadece bizim ülkemiz için geçerli olmadığını da..

yapmadığımız, içinde bulunmadığımız eylem ve eylemler için gurur duymak..
sorgusuz sualsiz kabul etmek.
ve bunun, bunlar gibi kavramlar için kavga etmek.

inanç ve ahlak konusu hep tabuydu misal..
2015'te de aynen devam..

yapmak istediğimiz şeyler vardı,
ama hiç cesaretimiz yoktu.
anında yılardık.

büyüdük akabinde,
aynaya bakıp vay anasını lan dedik.
diyoruz.

olmadı çünkü tahayyül etkisindeki realite.
gerçekleşmedi.
çünkü reel değildi.

ayakları yere basmayan.
iyi düşünen.
iyi yaşamak isteyen.

ama sadece kendine yaşayan insanlar haline geldik.

doğru veya yanlış diye tartışmadığım bu konu,
analiz edilesidir.

aslında üç-beş adam bi araya geldiğinde karı-kız muhabbeti yapacağına,
biraz bunları eşeleseydi, biz de kurtulurduk.

olmadı amk.
iyi okullardan mezun olduk filan ama,
mezuniyet’in vaadini istemedik.
hemen oluversin dedik.

gerçeklikten uzak hayatlar,
bulunduğu durumu benimsedi ve daha da altına düşmemek için uğraştı.
verdiği uğraşın sebebi de alışkanlıklarıydı.
ve standartları.

biraz olsun kıçı sıkıya gelsin istemedi.
oluversindi.
olmadı.

kaybedilen zamana bak.

kişisel gelişimi, maddi durumla fazlasıyla karıştırmış vaziyetteki hayatlar,
şimdi çocuk yetiştiriyor.

ve bu kayıp nesil,
çocuk yetiştirirken de kayıp.

kendi doğruları üzerinden giden,
evladını anlamaktan uzak.
asla yakalayamacağının farkında olmak,
ve bunun getirdiği fuzuli korku..

sürekli metropol’den şikayet edip,
inatla burada yaşamak,
burada çocuk yetiştirmek..
enn enn iyi eğitimi almasını sağlamak.

yıldızlararası yolculuk hayalini kurup
betonlararası zindanda yaşam savaşı vermek..

nasıl bir dünya görüşüne sahip oldun da,
hayata kafa atmaya kalkıyosun ki?

kalıplar halinde yaşadığın o sefil hayatını bir de çocuğa geçirmek nedir ulan?

sen tanrı mısın da beni öldürdün?

kendini yaşayamadan,
hep bişeyleri becermenin peşine düştün.

olmadı lan işte.
neyi zorluyosun.?

geç değil.
değişsene biraz.?

gidip eylem yapman,
barış istemen,
savaş olmasın diye çığırman.
mocha’ndan bi yudum alıp memleketi kurtarman filan güzel.
tamam.
ama samimi değil.

hep kendi işine baktın.
gene bak.

çıkarcı olmadan yapabilir misin?
yapaman di mi?

sorumluluklar ağır basıyor..

arada, arafta kalmış,
salaklık derecesindeki naif insanların,
bir arkadaşlarının dahi kendisine yamuk yapmasını hayatında aldığı en büyük darbe sanması.
aldatılmanın dayanılmaz hafifliği ve insanları tanıma arzusundan çok gene yanılmamızın en büyük sebebi her cümlemizde kocaman bir “ben” geçmesidir.

aynı insanların, kişisel gelişim dalında master yaptığı izlenimi vermesi de cabasıdır.

başarılı olmayı çok para kazanmak sanan,
iyiliği sokaktaki çingene çocuğuna 3–5 lira vermek zanneden,
1 kilo et yiyip, çoh şöhör allaama diyen.
doymayan, doyumsuz ve ukala insanlarız.

hep haklıyız.
hep kibarız.
hep olgun, hep vefalıyız..

e peki söylesene kayınço..
sokakta, metrobüste, minibüste, apartmanımızda gördüğümüz
bu orospu çocukları kim?

ya da kimlerin eseri..?