Bazen Kafanı Boşaltman Gerekir

Yeni cümleler tatmin etmediği zaman silip baştan yazmaya uğraşmak en kaçınılmaz sonunu hazırlar insanın. Tüketmenin de asla azıyla yetinmeyen insan düşünmenin de asla azıyla yetinmeyecek, kendine zarar vermekte başarılı olacaktır. Sadece bir anlığına da olsa, bir his gelecek ve onu bu hayattaki bütün çabalardan kurtaracaktır. İnsanın kendi hayatından kaçıp her şeyi daha da açıkca görebildiği cinsten kurmacalara ihtiyacı oluyor, kendi hayatını unutmak istiyor. Bir başkasının hayatına giriyor. Bunu ben çok yaşamaktayım. Şimdi canım bakkal ekmeğinden yapılmış salçalı tost çekerken kendi hayatımı, kendi uğraşlarımı, sorumluluklarımı ve hedeflerimi unutmak istiyorum bir gün bile olsa. Bir gün bile olsa hiçbir kaygı duymayayım hayatıma dair. O maratonda koşarken hissetmiyorsun, dünler zaten yarınları kovalıyor olduğu için otomatik pilotta yaşıyorsun, bir gün bir bakmışsın yılların geçmiş. Ne istediğini unutmuşsun, amacından sapmışsın, kendini olmadık bir yerde buluvermişsin. Sırf bunları yaşamamak için bazen bir duracaksın, miskinlik yapacaksın ve düşünmeyeceksin. Bunu yaptığından dolayı suçlu olmayacaksın. Ne olursa olsun senin için nefes almak gibi olan şeyleri yapmaktan vazgeçme ama. Miskinlik mi yaptın, o zaman bugün miskinlik üzerine yaz. Ağrıyan başından bahset, tutulmuş sırtından bahset, boğazının şişliğinden ve halsizliğinden bahset. En önemlisi, uyuşmuş ayaklarından ve beyninden bahset. Bazen iyi geliyor kabul et. Çünkü insanın düşünmeye ihtiyacı olduğu kadar düşünmemeye de ihtiyacı oluyor. Öyle şarkılar dinlemek istiyor ki, dinledikleri ona hiçbir şey düşündürmesin. Sonra bu dinginlik ona bir huzur versin, yanındaki kedi mırlasın. Ortaya da bu yazı çıksın.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.