Harekete geçme günü

Süslü vitrinlerin arkasına saklanarak anlatılamayacağını bir kere daha anlamanın zamanı gelmiş. Bu cümleyi kurduğumda belli bir ideolojinin yükünü sırtlanma ihtimali bünyemi yoruyorken, her şeyin kalıplara girdiği bir yerde olmak duygusu insana bir başınalığını özlettiriyor. Çok kelime kullanmak zorunda kalıyoruz, hayallerimizi yakalamaya çalıştığımız imgelerin arkasına saklıyoruz.

Göz ardı ediyoruz, o kaybolan insanlardan hiç olmamışız gibi davranıyoruz, sadece bir kere öleceğimizi zannediyoruz. Yalnızca birilerinin adına üzülüyoruz, birileri için üzülmek büyük bir zayıflık olmuş. Anlayış denen şeyin yoksunluğunu iliklerimize kadar hissederken donmuş kanımız, farkında değiliz. Bu donmuşlukla birlikte göstermediğimiz anlayışı bekliyoruz. Bize saygı duysunlar isterken saygı duymak tamamen unutulmuş. Ben üzgünüm, kendi adımıza ve kendimiz için.

Umutları öldürmeyelim. Pollyanna olamayız, onun devri geçti artık. Ancak isteyelim, daha güzel bir yer hayal edelim. Harekete geçecek bir şeyler vardır illa ki cebimizde, şimdi biriktirmek ve biriktirdiklerini o büyük yığına atmak zamanı.