Image for post
Image for post
Photo by Tim Gouw on Unsplash

Online formlar çok basit ve platformun herhangi bir yerinde uygulaması kolay olsalarda, iletişim bilgileri, ödeme bilgileri, kayıt olma gibi dijital bir ürün için çok önemli olan çeşitli noktalarda kullanılıyor.

Her ne kadar farklı yöntemler zamanla geliştirilse de, hala online formların kullanıcılardan çeşitli bilgileri edinmek konusundaki başarısı ortada. Üstelik neredeyse hiç bir kullanıcı bu formları doldurmaktan hoşlanmıyor olsa da.

Formlar hayatımızda bir süre daha olmaya devam edecek olsalar da, onlarla etkileşime girilen noktaları kullanıcı deneyimi açısından daha katlanılabilir ve kolay doldurulabilir hale getirmek mümkün.

Bu yazımda, herhangi bir formu tasarlarken kullanıcı deneyimi açısından dikkat ettiğim bir kaç önemli ipucundan bahsedeceğim.

İlla bir form olmak zorunda mı?

Yukarıda bahsettiğim gibi form doldurmak kullanıcılar açısından keyifli bir aktivite değil ve bu formlar kullanıcıların platformunuz üzerindeki akışında bazı kırılımlar yaratarak sunduğunuz deneyime zarar veriyor olabilir. …


Image for post
Image for post
Photo by Erik Mclean on Unsplash

Koronavirüs ya da diğer adıyla COVID-19, yaklaşık son bir aydır tüm dünyada bir karantina ve sosyal izolasyona gidilmesine sebep oldu. Tüm bu izolasyonun sonucu olarak da önümüzdeki dönemde global bir ekonomik krizin ve duraksamanın bizi beklediğini söylemek yanlış olmaz.

Turizm başta olmak üzere bazı sektörlerin bu süreçte en büyük darbeyi aldığı aşikar olmakla beraber, e-ticaret, telekominikasyon gibi dijital hizmetlere olan talebin de fazlasıyla arttığını görüyoruz.

Diğer dijital hizmet sektörlerinin ve ürünlerin de pandemi öncesindeki dönemde kazanmaya başladığı ivmeyi önümüzdeki süreçte daha da arttıracağı ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlanacağı konusunda bir çok uzman hemfikir. …


Image for post
Image for post
Photo by Jason Leung on Unsplash

Ürününüz piyasaya çıktıktan sonra geri dönerek problemleri çözmenin maliyeti, en baştan ideal çözümü üretmeye göre her zaman daha fazla olacaktır. Bu durumu tıpkı bankadan kredi çektiğimizde bankanın o parayı bizden faiziyle geri alması gibi düşünebilirsiniz.

Yazılım dünyasında adı geçen “teknik borç” terimini daha önce duymuş olabilirsiniz. Kısaca bahsetmek gerekirse, bu terim 1992 yılında Ward Cunningham tarafından ortaya atılmıştır ve bir ürünü piyasaya sürerken en ideal çözüm yerine daha hızlı ve daha kolay bir çözümle ilerlemenin oluşturacağı ekstra zaman ve efor maliyetini anlatmak için kullanılır.

“UX borcu”nu da aynı mantıkla yola çıkarak, kullanıcıları negatif yönde etkileyen tasarım ve yazılım kararlarının birikmesi olarak tanımlayabiliriz. …


Image for post
Image for post
Görsel: Berin Holy

Ürün geliştirirken kullanıcıların o ürün üzerindeki akışının nasıl olacağına genelde kendimizi o kadar çok kaptırıyoruz ki, uç senaryoları düşünmeyi unutabiliyoruz. Halbuki bu uç senaryolar da sunduğumuz “deneyimin” bir parçası olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Ankit Jain’e göre, kullanıcıların bir uygulamayı kullanmaya devam etmek ya da etmemek tercihini vermeleri ortalama 3–7 gün arasında sürüyor. Dolayısıyla, kullanıcı kaybetmemek için ilk 3–7 günlük bir süreniz var.

“Empty States” yani “Boş ekranlar” da bu süre içerisinde hoş bir deneyim sunmanız ve kullanıcılarınızı elinizde tutmanız konularında size yardımcı olabilecek bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Boş ekran (Empty State) nedir?

Kısaca, ürününüzün arayüzünde gösterebileceğiniz anlamlı bir içerik olmadığında kullanıcılara gösterebileceğiniz ekrana boş ekran diyebiliriz. …


Image for post
Image for post

Sizi bilmiyorum ama benim bildirimlere karşı duygularım biraz karmaşık. Zaman zaman faydalı buluyorum ve çeşitli durumlardan haberdar olmak istiyorum ama bir yandan da rahatsız edilmek istemiyorum ve sevmiyorum.

Bir kullanıcı olarak temkinli yaklaşsam da, bir profesyonel olarak da bildirimlerin pazarlama açısından ne kadar önemli olduğunun da farkındayım. Sonuçta kullanıcılarınızla uygulamanız aracılığıyla doğrudan iletişim kurabileceğiniz ve ilgilerini çekebilmenizi sağlayabileceğiniz önemli bir araç.

Ancak bu aracı insanı bıktıracak seviyede kullanmayı tercih edenlerden dolayı, kullanıcılarınızın rızası ile bu bildirimleri almalarını sağlamak her zaman çok kolay olmayabiliyor. Siz de bu fırsattan mahrum kalabiliyorsunuz.

Peki, göndereceğiniz bildirimleri kullanıcıların kendi rızaları ile almalarını nasıl sağlarsınız? …


Image for post
Image for post
Photo by Clark Tibbs on Unsplash

Günümüzde dijital dünyada bir çok ürün var piyasada ve rekabet her zamankinden daha çetin. Her geçen gün yeni bir ürün piyasaya çıkıyor ve çoğu benzer sorunları farklı yaklaşımlarla çözerek rakiplerinden sıyrılmaya çalışıyor. Bu durumda artık sadece bir sorunu çözen bir ürün olması maalesef yeterli değil, rakiplerden sıyrılabilmek için kullanıcıyı hemen yakalamak ve ilgisini çekmeniz de gerekiyor.

Eğer rakiplerinize ayak uyduramazsanız, yeni kullanıcılar çekme ve müşterilerinizi elinizde tutma gibi konularda problemler yaşayabilirsiniz.

Sevilen ve kullanılan bir ürününüz olsa da, zaman geçtikçe sunduğunuz deneyim zayıflamış ve zamanını dolduruyor olabilir.


Image for post
Image for post
Photo by Alvaro Reyes on Unsplash

Dijital ürünlerin başarısı ve kaderi, kurgulanan stratejiye ve son kullanıcıya sundukları deneyim ile doğrudan ilişkilidir.

Sizin de ürününüz ve onun geleceği hakkında yaptığınız planlar ve aldığınız kararlar, kullanıcılarınıza sunduğunuz deneyimi etkiler ve zaman zaman bazı değişiklikler yapmanızı gerektirebilir. Bu değişiklikler bazen büyük ve kapsamlıdır ama bazen de ufak iyileştirmeler şeklinde olur.

Bu gereksinimi tıpkı bir otomobil modelinin kullanıcı ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda yıllar içerisindeki değişimleri gibi düşünebilirsiniz. Bazen kasanın komple değiştiğini görürüz, bazen de aynı kasa üzerinde ufak değişiklikler ve iyileştirmeler karşımıza çıkar.

Bu yazımda, dijital ürünlerde deneyim tasarımı kapsamında değişikliklere ihtiyaç duyulan bazı süreçleri bir araya toplamaya çalıştım.

Kullanıcılar ürününüze geri gelmiyorlarsa…

Daha önce bir dijital ürünü denemeye karar verdiğiniz ama biraz kurcaladıktan sonra çıkıp bir daha geri dönmediğiniz mutlaka olmuştur. Bu durumun bir çok nedeni olabilir. Örneğin, menüler karışık gelmiş olabilir, bir şeyler yapmayı denemiş ama beklediğiniz sonuca ulaşamamış olabilirsiniz, bazı sayfaların yüklenmesi uzun sürmüş hatta açılırken hata vermiş bile olabilir. …


Image for post
Image for post
Photo by Nik MacMillan on Unsplash

Kullanıcı görüşmeleri, bir ürünün kullanıcıları ile doğrudan konuşma ve aklınızdaki spesifik sorulara cevap bulabilme imkanı size sunduğu için araştırma sürecinin önemli bir parçasıdır. Ayrıca, hiç farkında olmadığınız bazı noktaları ya da detayları da görmenizi sağlayabilir.

Bu görüşmelerden çıkartılacak sonuçlar, matematiksel değil yoruma dayalıdır ve doğru cevapları almak her zaman çok kolay olmayabilir. Ancak, iyi planlamayla bu sorunların çoğunun üstesinden gelmek mümkündür.

Hangi durumlarda faydalı olur?

Daha önce kullanıcı araştırmalarına genel bakan yazımda da bahsettiğim gibi, bir araştırma yapacakken doğru yöntemi doğru zamanda kullanmak büyük önem taşır.

Eğer kullanıcılarınızın bir işi ya da bir tercihi neden yaptığı, düşüncelerinin ya da davranışlarının ardında nelerin olduğunu öğrenmek istiyorsanız ya da bir takım fikirler ürettiniz ve o fikirlerin bir karşılığı olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız, hedef kitleniz ile görüşmeler yapmak size meselenin derinine inme ve farklı bakış açıları kazandırma açısından çok faydalı olabilir. …


Image for post
Image for post

Kullanıcı araştırması, UX tasarım sürecinin önemli ve atlanmaması gereken bir parçasıdır. Genelde projenin başında en yoğun bir şekilde kullanılır ve tasarım sürecinde kullanıcılar hakkındaki önyargılarımız ve varsayımlarımızı bir kenara bırakmamıza yardımcı olur.

Biz de bu sayede, potansiyel kullanıcılarla iletişime geçerek onların genel davranışları, ihtiyaçları ve problem yaşadıkları noktalar ile ilgili değerli bilgiler ediniriz ve bu bağlamda üzerinde çalıştığımız ürünü geliştirerek, ilgilerini çekecek ve onlara çözüm üretecek bir sonuca ulaşmamıza yardımcı olmasını sağlarız.

Verimli bir kullanıcı araştırması yapabilmek için doğru yöntemi doğru zamanda kullanmak da önemli bir rol oynar.

Kullanıcı araştırmasını pas geçmenin zararları

Bir çok araştırma sağlıklı bir ön araştırma sürecinin ürüne olan katkısını doğrular nitelikte olsa da, zaman zaman firmalar hiç bir ön çalışma yapmadan kullanıcılarını çok iyi tanıdıklarını düşünebiliyor ya da özellikle küçük ölçekli ve kısıtlı bütçesi olan firmalar bu süreci vakit ve para kaybı olarak görebiliyor. …


Image for post
Image for post
Kaynak: https://twitter.com/marvelapp/status/833871120495497218

Sürekli yeni özellik eklemeye çalışarak ürünleri karmaşıklaştırma, dolayısıyla kafa karıştırıcı ve kullanması zor hale getirme eğilimine Feature Creep denir.

Hatta zaman zaman bu eğilimi bir hastalık gibi tanımlayıp “Featuritis” diye bahsedenler bile var.

Dijital dünyada yeni bir özellik eklemek çok zor bir iş olmadığı için özellikle dijital ürünlerde bu sorun ile daha fazla karşılaşıyoruz.

Feature creep’e ne sebep olur?

Bir sürü özelliği olan bir ürünün sizi pazarda daha rekabetçi ve tercih edilen bir hale getireceği düşünülür ancak bu her zaman geçerli değildir.

Ürününüze kullanıcılarınızı iyi analiz etmeden sürekli yeni özellik eklediğinizde, kullanıcılarınızın temel sorunlarını çok başarılı bir şekilde çözmek yerine bir çok sorunu çözmeye çalışan ama tam da çözemeyen, üstüne üstlük o kadar da ilgi çekici olmayan bir sonuca ulaşmış olursunuz. …

About

Arda Aksoy

Helping businesses connect with their customers through user-centric design. www.ardaaksoy.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store