O eski ben, ben değilim artık

Erasmus maceramı bitirip ülkeme dönmem üzerinden neredeyse 1.5 ay geçmiş olacak . Peki şimdiki ben hala o Erasmuslu ben miyim? Bunun üzerine çok fazla kafa yordum. Erasmus boyunca yılların verdiği hevesle, sürekli gezdim ve yeni yerler, yeni insanlar tanımaya çalıştım. Çok şükür ki hedeflediğim her yeri gördüm. Türkiye’ye geri dönmemden beridir, psikolojik olarak bir karmaşa içerisindeydim ve yeni yeni buradaki hayatıma alışarak bunun içinden çıkıyorum. Gezdiğim yerlerde herhangi bir kimliğe sahip değildim, ırkım ve dinimin hiçbir önemi yoktu. Hiçbir zaman yarını düşünmedim sadece anı düşünmeye ve yaşamaya çalıştım ve alıştım. Gezerken tanıştığım insanlarla çok güzel arkadaşlıklar kurdum ve bir çoğuyla hala iletişimim devam etmekte. Bazı insanlar ırkımı sorup bana karşı ön yargılı bir tavır takınsalar da genel olarak gezgin ruhlu insanlarla ırkım ve dinim hiç söz konusu olmadan sohbet ettim, ve birçok şey paylaştım. Gelecek adına hiçbir kaygım yoktu, eğitim konusunu bir kenara bırakmıştım. Tek düşüncem bugün gezeceğim yerlerdi . Sanırım gezgin olmak yolunda ilerliyordum. Çoğu zaman karnımı ekmek ve peynirle doyurdum ve yoluma devam ettim. Gerçekten de insanın ihtiyacı kadar malzemeyle hayatını devam ettirebildiğini ve fazlasının insana mutluluk değil şükürsüzlük kattığını gördüm. Elimdeki ortalama bir yaşam için uygun ama çok parlak bir hayat için az olan parayla, hem karnımın doyduğunu hem de hayalimdeki şehirleri görebildiğimi fark ettim. Peki bütün o başarma hırsı, para kazanma hırsı sürekli değişen telefonlar, arabalar ne içindi? Gezerken kafamda, insanlar olarak genel halimizi düşündüm. Sorularım hiçbir zaman kendi özelimde kalmadı. Tabii ki olması gerektiği gibi ilk önce kendimden başladım, soruları sormaya ama sonrasında hep bütün insanlar genelinde ne olacak diye düşündüm. Her şey güzel gidiyordu kendi ayaklarım üzerinde, yabancı bir ülkede uzun süre yaşadım, ülkeler gezdim. dünümü ve yarınımı unuttum. Peki ne oldu? Uçağa bindim ve Türkiye’ye ayak bastım. İlk haftadan sonra devam ettirmem gereken bir eğitim hayatım, mezun olacak olmam ve hayatımı idare ettirebilmek için para kazanmam gerektiği fikirleriyle yeniden tanıştım. Ben hiçbir zaman paramı kazanayım köşeme çekileyim kafasında olmadım. Mühendislik öğrencisiyim ve her zaman yeni şeyler katmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi kendime insanlık için bir görev gibi görürüm. Ama önceki hayatımla bu arasında öyle bir fark vardı ki. Siyasi olarak kalıplaşmış beyinler, uzayan saça karışan insanlar, giyilen kıyafete edilen sözler, bunlar benim 4 aydır olduğum dünya değildi. Demem o ki 4 aydır olan Halil, artık var olduğu çevreye alışmaya çalışıyordu. Dediğim gibi sadece alışıyorum ayak uydurmuyorum. Nasıl Avrupa’da, insanların yaşam biçimlerine tamamen ayak uydurmadıysam, burada da öyle yapacaktım. Ben benim, psikolojik olarak kendime ait bir dünyam var. Ve girdiğim her ortamı da bu dünyaya dahil etmek isterim. Önceki maceram nasıl ki dünyama çok paralel ise , ülkemin sosyal durumunun değişmesi de dünyama o kadar ters. Yeniden kendimi keşfedeceğim günlerin planlarını şimdiden yaparken, var olduğum topluma da elimden gelen katkıyı vermeye çalışıyorum . Hiçbir zaman ülkemi, kültürümü kötülemek gibi bir niyetim olmadı ve var olduğum medeniyetin ne kadar büyük bir medeniyet olduğunun da farkındayım. Ama beni üzen Türk toplumu olarak gittiğimiz yol ve onu sorgulamayan bizler.
NOT: Her türlü yazım hatası, anlam düşüklüğü ve katkı için olumlu ve olumsuz eleştirilmeyi bekliyorum.
