Dandenong and Puffing Billy

Geldik ikinci geziye. Tabi bunları belli aralıklarla yaptık böyle yazdığım gibi arka arkaya değil:)Ama tabi isterseniz her hafta gidebilecek bir yeriniz oluyor.Çünkü bir önceki yazımda da belirttiğim tur programları her hafta biryerle mutlaka geziler veya party düzenliyor.Ama onları da gez gez bitirebiliyorsun.Neyse, biz devam edelim.

Yine buraya da turla gittik.Sabahın erken bir saatinde şehir merkezinde buluştuk ve bu defa daha küçük bir otobüsle yola çıktık. Dandenong ilk durağımız. Dandenong, Melbourne nin yaklaşık 30km. güneydoğusunda bulunan bir yerleşim yeri.Ağırlıklı olarak Türkler ve Arnavutlar yaşıyor.En bilinen yeri Kokoda Track Memorial Park.Burası 1000 steps oluşan yürüyüş parkuru.Evet,yanlışlıkla yazdığım fazla sıfır yok tam 1000 basamak. Bu basamakları çıkarken bir ormanın içinden gidiyorsunuz. Bu yolu aynı zamanda spor yapmak için de kullanıyorlar. Yol boyunca çok dinlenilecek bir yer yok. Allahtan merdivenlerin yanlarına korkuluklar yapmışlar da kendini çekiştire çekiştire çıkabiliyorsun. Yalnız yol sadece 1 kişinin geçebileceği kadar dar. Bazı akıllı Avustralyalılar buraya spor yapmaya geliyor ve koşarak inip çıkıyorlar. Bizde sigara içmememize güvenerek haydi Bismillah çıktık yola. Tabi bir de ben yeni pilatesi bıraktığım için halen fit olduğumu sanmama da güvendim ama öyle olmadı tabi.

Kokoda Track Memorial Walk (Melbourne)

Aman yarabbim nefes kesilmesi,boğaz tıkanması, konuşma yetisini kaybetmeye gelecek derecede büyük effort sarfetmek zorunda kalarak ilerledik. Çıktın o kadar ne buldun yukarda derseniz hiç birşey yok. Yani çıktın o kadar step ama ne bir manzara ne birşey. EEE dedik bu kadar mı? Evet biraz dinlendikten sonra şuradaki yokuştan aşağıya ineceğiz. Ahahaha valla sesli güldüm ya. Sadece basamak çıkmak için gitmişiz. Ama tabi herşeyin iyi tarafından bakan ben hemen ‘‘kızım işte kendini denedin. demek ki 1000 basamak sana koymuyormuş aklında olur işte’’ diyerek yoluma devam ettim :)Ama küçük bir not: basamakları çıkarken karşılaştığım doğa gerçekten çok güzeldi.

Evet, bu yorucu ilk duraktan sonra William Ricketts Sanctuary noktasına varmak üzere yine yola çıktık. William Ricketts aslen Avustralyalı.Kendini Aborjin heykellerini yapmaya adamış.Hatta onların gelenek ve kültürlerini de öğrenmek için bir dönem onlarla beraber yaşamış.Hatta aralarına kabul ettikleri de söyleniyor. William Ricketts ın çalışmaları bu parkın içinde sergileniyor. Heykeller parkın içindeki ağaç ve kayaların içinde belli belirsiz durdukları gibi aynı zamanda bazıları büst gibi ya da bütün heykel gibi yer alıyor. Aynı zamanda kendisinin atölyesi ve evi de burada bulunduğu için onlar da turistler tarafından ziyaret edilmesi için açık durumda. Ayrıca gezerken William Ricketts ve eserleri hakkında bilgi alabilmek için hazırlanmış olan belgeseli de izlemek mümkün.

William Ricketts Sanctuary (Melbourne)

Bir öncekine göre neredeyse hiç yorulmadığımız bu duraktan sonra rotamızı Sherbrooke Falls a çeviriyoruz. Burası da Melbourne de bulunan doğal parkların bir başka hali.Burası hem mola verdiğimiz hem de öğle yemeğimizi yediğimiz yer. Ama yemek yedik derken etrafta yiyecek içecek satan yerler bulunmuyor. Adı üstünde doğal park. Bize bileti aldığımızda confirmation mail ile geliyor. Orada özellikle öğle yemeklerinin katılımcıların yanında getirmeleri belirtilmiş. O yüzden herkes yanında yemeğini getirmişti. Aman yarabbim o kadar güzel bir ortamda bulunuyorsunuz ki etrafı mı izleyeyim yemeğe mi bakayım şaşırıyorsunuz. Bir ayrı bilgi daha. Sadece bu yer için değil ülke genelinde bir şeyi fark ettim. Hiçbir hayvan sizden korkmuyor aksine dibinize kadar geliyor.Gerçi sokakta karşılaşacağınız yegane hayvan kuş o da ayrı ama en ürkek olanlar da onlar değil mi zaten. Burada neredeyse kuşlarla aynı masada yemek yiyorsunuz ve hiç ürkmüyorlar. Bu geldiğimiz yerde de ördeklerle beraber yemek yedik :)

Sherbrooke Falls (Melbourne)

Yemeğimizi yiyip, güzelce dinlendikten sonra başka bir bahçeye gidiyoruz. Ne çok park bahçe gezdim ha. Ama gez gez bitmiyorlar ki. Hepsi de gerçekten çok değişik ve güzel. Bu yeni göreceğimiz bahçe ise Alfred Nicholas Memorial Gardens. Aslında neredeyse Sherbrooke Falls ile iç içe. Yürüyerek oraya gidiyoruz. Burası da çok büyük ağaçlar ve binbir çeşit çiçek barındırıyor.

Alfred Nicholas Memorial Gardens (Melbourne)

Son durak Puffing Billy ve Emerald Lake Park. İşte gezinin aslında beni en heyecanlandıran kısmı. Puffing Billy, yaklaşık 1900 lü yılların başından beri çalışan bir buharlı tren. Artık sadece gazi ve restaurant olarak kullanılıyor. Bunun ayrı bir özelliği de yaklaşık 1 saat süren gezi de trenin koltuklarında değil, camlarından ayaklarınızı aşağıya sallandırarak geziyor olmanız. İnanılmaz eğlenceli ve çok değişik bir deneyim. Ormanın içinden geçen bir tren yolundan gidiyor ve ayaklarınız neredeyse yolun kenarlarındaki yüksek bitkilere değerek yol alıyorsunuz. Çok eğlenceli, çok zevkli.

Puffing Billy-Dandenong (Melbourne)

Finali de Emerald Lake Park da göle karşı dondurma keyfi ile yapıyoruz. Ardından otobüsümüze binip, tam olarak verilen dönüş saatinde şehir merkezine varıyoruz. Valla iyi ki böyle turlar var yoksa buralara gitmek biraz zor olabilirdi. Bu güzel hafta sonu ile ilgili diğer fotoğraf ve videoları da aşağıya bırakıyorum. Keyifli seyirler..

Kokoda Track Memorial Walk (Melbourne)
William Ricketts Sanctuary (Melbourne)
William Ricketts Sanctuary (Melbourne)
Sherbrooke Falls (Melbourne)
Sherbrooke Falls (Melbourne)
Sherbrooke Falls (Melbourne)
Alfred Nicholas Memorial Gardens (Melbourne)
Alfred Nicholas Memorial Gardens (Melbourne)
Puffing Billy-Dandenong (Melbourne)